Adımlar sevindirici ancak yol uzun
Reklam
  • Reklam

Adımlar sevindirici ancak yol uzun

LTB Sığınma Evi, Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Dr. Ömür Yılmaz, ülkede şiddete karşı bir devlet politikasının olmadığını belirterek, siyasilerin bugüne kadar bu konuda irade gösteremediğini vurguladı. Yılmaz, şiddet konusundaki şikayetin sadece poliste bitmemesi gerektiğine vurgu yaparak, bunu sağlayabilmek için bir proje çalışması yürüttüklerini kaydetti.

13 Haziran 2019 - 09:04 - Güncelleme: 14 Haziran 2019 - 12:29

- Ömür Yılmaz, kadına yönelik şiddet konusunda iki yıl içinde önemli adımlar atılmasına karşın, koordinasyon mekanizmasının daha iyi çalışabilmesi için hala yapılması gerekenler olduğunu ifade etti. Yılmaz, asıl milad olanın poliste kadına yönelik şiddet ve mücadele biriminin kurulması olduğunu belirterek, bu çok şeyi değiştirdi” şeklinde konuştu


- “Polis bu konuda gerçekten çalışması gerektiği gibi çalışıyor. Burada hesap verebilir bir mekanizma kuruldu. Polise olan bu güvensizliğimiz bu şekilde ortadan kalktı. Yapılan her şikayet resmi bir vaka olarak kabul ediliyor, mahkemeye gidiyor, şikayet yapıldıktan sonra baskı yoluyla geri alınmak istense de geri alınamıyor. Bu nedenle vatandaşımız bu mesajları alsın ve mutlaka destek istesin” 


- Yılmaz, dünyadaki örneklere bakıldığında ideal olanın devletlerin bir sığınma evi açması değil, bu konuda uzmanlığı ve duyarlılığı olan sivil toplum örgütlerinin bu sorumluluğu üstlenmesi olduğunu belirtti. Yılmaz, böyle bir durumda devletin sadece kaynağı sağlaması gerektiğinin altını çizerek, devletin asli görevinin bu olduğunu belirtti


- “Şiddet bir defada patlayan bir durum değildir. Aile içi şiddet dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de yavaş yavaş dozu artan bir süreçtir. Şiddet, psikolojik şiddetle başlar, çoğu zaman da “eşini kıskanır da yapar”, “sahiplendiğinden böyle davranır” diyerek normalleştirilir. Bu durum ne yazıktır ki sadece evli çiftlerde ya da orta yaş grubunda değil, lise çağlarında da görülmektedir. Lise çağındaki flört durumlarında da çok ciddi şiddet görülmektedir”


Deniz ABİDİN

LTB Sığınma Evi, Şiddete Karşı Yan Yana Proje Koordinatörü Dr. Ömür Yılmaz, şiddete karşı bir devlet politikasının olmadığını belirterek, Avrupa Konseyi Kadına Yönelik Şiddet ile ilgili Meclis’in imzaladığı aile içi şiddet ile mücadele adı altında bir sözleşmenin olduğunu söyledi. Yılmaz, kısa adı İstanbul sözleşmesi, olan bu sözleşmenin çok net olarak bu alanda mücadele edebilmek için bütünlükçü bir devlet politikasının olmasının şart olduğunu kaydetti. Yılmaz, kurumların ise koordineli bir şekilde çalışması gerektiğinin altını çizerek, polis, sosyal hizmetler, hastaneler, eğitim kurumları, sivil toplum ve yerel yönetimlerin bu politikayı yürütmesi gerektiğine vurgu yaptı. Yılmaz, birçok uluslararası belgede olduğu gibi bu sözleşmenin imzalandığını ancak o şekilde kaldığını söyledi. Yılmaz, zemini de olan sözleşmede ne yapılması gerektiğinin açık ve net olduğunu ifade ederek, sözleşmenin iç hukukun bir parçası haline geldiğine vurgu yaptı. Yılmaz, ancak sözleşmenin gereklerinin yapılması konusunda bir direncin söz konusu olduğunu belirterek, siyasi iradenin ne yazıktır ki olmadığına dikkat çekti. Yılmaz, yerel yönetimler olarak bu sorumluluğun biraz üstlenmeye çalışıldığını belirterek, aile içi şiddet koordinasyon mekanizmasının oluşumunun önceliğinin yapıldığını söyledi. Yılmaz, bir şiddet olayının yaşanması durumunda sosyal hizmetlerin mutlaka bu olaydan haberdar olması gerektiğine vurgu yaparak, kadın sığınma evine yönlendirme yapılması ve çocukların tehlike altında olması durumunda ise, çocukların da sığınma evine alınması yönünde çalışılması gerektiğini belirtti. Şikayetin sadece poliste bitmemesi gerektiğine vurgu yapan Yılmaz, bu durumu sağlayabilmek için bir proje çalışması yürüttüklerini kaydetti. Dr. Ömür Yılmaz, şiddet yaşayan çocuk ve kadın açısından mekanizmaya gelen vakalarda bunun meyvesinin görülmekte olduğunun altını çizdi. 


“Poliste kurulan birim çok şeyi değiştirdi”

Yılmaz, koordinasyon mekanizmasının daha iyi çalışabilmesi için hala yapılması gerekenler olduğunu ifade ederek, iki yılın içinde bu konuda önemli adımların atıldığını söyledi. Yılmaz, asıl milad olanın poliste bu konuda özel bir birimin kurulması olduğunu dile getirerek, kadına yönelik şiddet ve mücadele biriminin çok şeyi değiştirdiğini kaydetti. Yılmaz, şubenin sadece Lefkoşa altında kurulduğunu, ilçelerde de irtibat nokaları olduğunu belirtti. Yılmaz, kadına yönelik şiddet ve mücadele birimine yansıyan olayların nasıl gitmesi gerekiyorsa o şekilde gitmekte olduğuna vurgu yaparak, dünya standartlarında seyredilmekte olunduğunu söyledi. Yılmaz, LTB bünyesinde var olan kadın sığınma evine kadınların kendilerinin başvurduğu gibi polise yansıyan bir vakayla da yönlendirmenin yapılabilmekte olunduğunu söyledi. 


“Bütün ihtiyaçları karşılıyoruz”

Yılmaz, bunun yanında sosyal hizmetlere giden vakaların da olduğuna işaret ederek, söz konusu kadınla birebir görüşüp bir durum değerlendirilmesi yapıldığını belirtti. Yılmaz, ülkede tek sığınma evi olmasından dolayı belli bir kapasitesinin olduğunu, kadının sığınma evine gelmediği noktada şiddetin devam etmesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle de bu durumda olanlara öncelik verilmesinin gerektiğini kaydetti. Yılmaz, söz konusu kadın ve çocuklar eve yerleştirildikten sonra ihtiyaçları ne varsa eğitim, iş, yeme içme, kıyafet, doktor, hukuki ve psikolojik destek gibi şeylerin karşılanmakta olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, kadının kendi ayakları üzerinde durabilecek noktaya gelene kadar kadın sığınma evinde kalabileceğini belirterek, sürenin 6 ay olduğunu, ancak hala süreç tamamlanmadıysa, çıktığı zaman güvende olamayacaksa ya da kendi ayakları üzerinde ekonomik olarak duramayacaksa çıkış yaptırılmadığına vurgu yaptı. 


“Şiddetin en aza indirilmesi ve ağır şiddet vakalarının engellenmesi için çalışılmalı”

Dr. Ömür Yılmaz, genel anlamda bakıldığında şiddetin dünyanın hiçbir yerinde engellenemediğini belirterek, önlenebilmesinin çok zor bir süreç olduğunu söyledi. Yılmaz, amacın en azından şiddeti normalleşmiş bir durum olmaktan çıkarılması gerektiğini belirterek, özellikle aile içi şiddetin toplumda normalleşmiş bir durum olduğunu kaydetti. Yılmaz, bunun suç olduğunun  daha yeni toplumda konuşulmaya başlandığına dikkat çekerek, genelde şiddetin hayatın bir parçası gibi yaşanmakta olduğunu söyledi. Yılmaz, bunun en aza indirilmesi için eğitimin önemli olduğuna dikkat çekerek, basına nasıl yansıdığından televizyonda izlediklerimize kadar çok önemli olduğunu belirtti. Yılmaz, bu nedenle koordinasyon mekanizmasının asli görevinin var olan vakaları şiddet riski çok yükselmeden, daha fazla büyümeden tespit edip ağır şiddet vakalarının önlenmesinin sağlanması olduğunu kaydetti.


“Şiddet lise çağlarındaki flörtlere kadar indi”

Yılmaz, şöyle devam etti, “Şiddet bir defada patlayan bir durum değldir. Aile içi şiddet dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de yavaş yavaş dozu artan bir süreçtir. Şiddet, psikolojik şiddetle başlar, çoğu zaman da “eşini kıskanır da yapar”, “sahiplendiğinden böyle davranır” diyerek normalleştirilir. Bu durum ne yazıktır ki sadece evli çiftlerde ya da orta yaş grubunda değil, lise çağlarında da görülmektedir. Lise çağındaki flört durumlarında da çok ciddi şiddet görülmektedir. Bir birey eğer ki evde şiddet görüyorsa, bir çocuğun annesi babasından dayak yiyorsa, bunu kendisi de uygulayabiliyor. Dünya istatistiklerine bakıldığında bir kişinin yaşamında şiddet yaşaması hem de şiddet uygulamasındaki en büyük faktörlerden biri çocukken ailesinde mutlak şiddet görmüş olmasıdır. Bunun yanında kontrol edilmesi imkansız olan sosyal medyanın da burada payı büyüktür. Bizler Türkiye’deki televizyonlarda yayınlanan dizilere bağlı bir toplumuz. Bu durum bile bizi etkileyebiliyor. Evde görülen normalleşmiş ilişki biçimi ve televizyonlarda görülen ilişki biçimleri de olumsuz etki yapmaktadır.”


“Siyasi irade şart”

Dr. Ömür Yılmaz, Lefkoşa Türk Belediyesinin batmış vaziyette iken bir sığınma evi kurduğunu belirterek, bunun yapılamayacak bir şey olmadığını kaydetti. Yılmaz, ancak bunun hayat bulabilmesi için siyasi iradenin gerektiğini söyledi. Yılmaz, kadın sığınma evi için böyle bir iradenin görülmediğini, siyasiler tarafından öncelik kabul görmediğini ve önemsenen bir konu olmadığını belirterek, devletin bir kadın sığınma evi açma zorunluluğu olmadığını kaydetti. 


“Devlet sığınma evi açmak zorunda değil, ancak kaynak sağlamalı”

 Yılmaz, dünyadaki örneklere bakıldığında ideal olanın devletlerin bir sığınma evi açması değil, bu konuda uzmanlığı ve duyarlılığı olan sivil toplum örgütlerinin bu sorumluluğu üstlenmesi olduğunu belirtti. 

Yılmaz, böyle bir durumda devletin sadece kaynağı sağlaması gerektiğinin altını çizerek, devletin asli görevinin bu olduğunu belirtti. Yılmaz, ölümle sonuçlanmaması, kadınların zarar görmemesi için devletin sorumluluğunun bunu önlemek olduğunu ifade ederek, devletin sığınma evi açacak diye bir mecburiyetinin olmadığını kaydetti. 


“Sığınma evinin amacı sadece bir barınma sağlamak değildir”

Yılmaz, “Örneğin Mağusa’da şiddet çok vardır, oraya kadın sıınma evi açılmalıdır diye söyleyenler vardır. Aslında bu bir yöntem değildir. Aslında bazı durumlarda kadın uzaklaştırılmalıdır. Sığınma evi denildiğinde, sadece 100 kişilik bir yurt yapalım ve gelip kalınsın anlamına gelmiyor. Sığınma evinde birebir her kadın ve çocukla bizler günün her vaktini birlikte geçiriyoruz. Yeniden hayata başlayabilmeleri için bir rehabilite çalışması yapıyoruz. Yani sığınma evinin amacı sadece bir barınma sağlamak değildir. Kadını ve çocukları sadece güçlendirmektir ki şiddetli hayata tekrar geri dönmek durumunda kalmasınlar. Bu sorumluluk sivil toplumla, yerel yönetimlerle paylaşılabilir ama kaynağını bir şekilde devletin sağlaması lazımdır. Bu muhakkak olması gereken bir şeydir” diye konuştu.


“Bugüne kadar 77 kadın ve 73 çocuk barındı”

Yılmaz, kadın sığınma evinin kapasitesinin 7 kadın, 14 çocuk olduğunu belirterek, “gün oldu bu sayı şiddet riskine göre 9-10 kadına kadar çıktı” dedi. Yılmaz, “Şu anda sığınma evinde 5 kadın, 9 çocuk kalmaktadır” diyerek, bugüne kadar Kasım 2016’dan bu yana 77 kadının ve 73 çocuğun barındığını ifade etti. Yılmaz, birçoğunun yeni bir hayata başladığı gibi birçoğunun ise yaşadığı önceki eve geri dönmek zorunda kaldığını belirtti. Yılmaz, toplumda özellikle çocuklu bir kadının yeni bir hayata başlamasının çok zor olduğuna vurgu yaparak, maddi yönden imkansız olduğunu söyledi. Bir kadının en fazla bulabileceği işin asgari ücret olacağını belirten Yılmaz, devletin diğer kaynaklarından destek alamadığı için 2 bin 750 lira ile geçinebilmesinin olası olmadığını kaydetti. 


“Sığınma evinden çıkanlara devlet maddi destek sağlamalı”

Yılmaz, devletin kadın sığınma evinden çıkanlara mutlaka bir süre maddi destek sağlaması gerektiğini belirterek, özellikle konaklama konusunda bir desteğin olmasının çok gerekli olduğunu söyledi. Yılmaz, sosyal yardım alan bir kadının eline bin 500 lira geçtiğini belirterek, aslında bir şekilde kadının çalışmamaya teşvik edildiğini belirtti. Yılmaz, sığınma evinden çıkan bir bir kadının çalışırsa 2 bin 750 asgari ücret alacağını, bunun bin 500 lirasını kiraya vereceğini, çocuğunu da bir kreşe vermesi durumunda kendine bir şey kalmayacağını, bu nedenle bu durumda olan kadınların çalışmayarak sosyal yardım alarak geçimini sağlamayı tercih ettiğini kaydetti. Yılmaz, sistemin bu nedenle çok bozuk olduğunu belirterek, bir önceki hükümet döneminde bu konuların konuşulduğunu, ancak sürekli ülkede siyasetin değişmesinden kaynaklı şimdi yeni gelen UBP-HP hükümeti ile sil baştan başlayacağını söyledi. 


“Poliste kurulan birime güvenilsin”

Yılmaz, önceden mesainin büyük bir bölümünün polis ve sosyal hizmetler ile kavga ederek geçtiğini belirterek, bu durumun geride kaldığını, poliste kurulan bu birimin yanlarında olduğuna vurgu yaptı. Şiddet gören kadınların polise güvenmesini isteyen Yılmaz, “eskiden kadına şiddet yaşadığında polise gider, polis ise kocasını çağırarak barıştırmaya çalışırdı. Eve gidildiğinde her şey daha kötü olurdu. Artık böyle bir şey söz konusu değildir. Polis bu konuda gerçekten çalışması gerektiği gibi çalışıyor. Lefkoşa dışında olan vakalarda ise mutlaka “183” telefon numarası aranmalıdır. “183” aranarak yapılan her şikayet Lefkoşa’daki kadına şiddet şubesine ulaşıyor. Burada hesap verebilir bir mekanizma kuruldu. Polise olan bu güvensizliğimiz bu şekilde ortadan kalktı. Son zamanlarda şiddet artıyor mu diyoruz, çünkü basına çok yansıyor. Aslında şiddet artmıyor, eskiden duyulmuyordu şimdi ise daha çok kadın şikayetçi olabiliyor, buna daha çok cesaret gösterebiliyor. Yapılan her şikayet resmi bir vaka olarak kabul ediliyor, mahkemeye gidiyor, şikayet yapıldıktan sonra baskı yoluyla geri alınmak istense de geri alınamıyor. Bu nedenle vatandaşımız bu mesajları alsın ve mutlaka destek istesinler” diye konuştu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Polis memuru tutuklandı
Polis memuru tutuklandı
“Özgürgün’ü bırakın eski defterleri açın”
“Özgürgün’ü bırakın eski defterleri açın”