Bir şey yapmak isteyeni seçin
Reklam
  • Reklam

Bir şey yapmak isteyeni seçin

“Siyasetin Yeni Yüzleri Konuşuyor”un bugünkü konuğu CTP Mağusa Milletvekili Adayı Dr. Cemal Mert. Mert, ülkede siyaset ve siyasilere karşı güven erozyonu yaşandığına dikkat çekerek, “Halkımız, siyaseti yozlaşmadan kurtarmak ve siyasetçiye güveni yeniden tesis etmek istiyorsa, siyasette “bir şey olmak” isteyenleri değil, “bir şey yapmak” isteyenleri seçmelidir” dedi.

06 Aralık 2017 - 08:09 - Güncelleme: 07 Aralık 2017 - 10:08

Eniz ORAKCIOĞLU


Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemal Mert , seçime CTP Mağusa Milletvekili Adayı olarak giriyor. Mert, lise yıllarına dayanan siyaset ilgisini  üniversite yıllarında örgütlü siyasete, 1989 yılında  CTP üyeliğine, 2001 yılında CTP’de aktif göreve ve şimdide adaylığa  uzandığını belirtti.

 Mert, milletvekili seçilirse, eğitim, sağlık, kültürel gelişme, her türlü ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesi, ekonominin geliştirilmesi ve istihdam konularının yanı sıra sosyal hizmetlerin geliştirilmesi için de öncelikli misyon yükleneceğini, bu konularda seferberlik başlatmak üzere çaba harcayacağını söyledi.


“2001 yılından bu yana CTP’de aktif görev 

yapıyorum”

CTP Mağusa Milletvekili Adayı Dr. Cemal Mert, siyasete olan ilgisinin lise yıllarına dayandığını anlatarak, “Lise yıllarımdan beri, siyasete, kültüre ve sosyal olaylara duyarlı biriydim. Üniversite yıllarımdan itibaren de örgütlü siyasetin içindeyim.

 Üniversitede iken ÜTK’nın (Üniversite Temsilciler Kurulu) kuruluşunda yer aldım. Üst düzeyde görev yaptım. 1989 yılında ise CTP’ye üye oldum. 2001 yılından bu yana ise de CTP’de aktif olarak görev yapıyorum. Bunların yanında Parti Meclisi üyesi ve MYK Eğitim Sekreteriyim. Parti Eğitim Merkezi (PEMER) Yönetim Kurulu Başkanıyım” diye konuştu.


“Özgürlükçü sosyalist düşünceyi 

benimsiyorum”

Siyasi görüş olarak özgürlükçü sosyalist düşünceyi benimsediğini anlatan Mert, “Hümanist devrimci anlayışı savunuyorum. Eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye ve insan haklarına, insanların kardeşliği ilkesine bağlıyım. Çevre ve diğer canlıların haklarına da çok duyarlıyım” şeklinde konuştu.


“En büyük sorun 

tanınmamış bir devlet olmamız”

Yeni Bakış’ın “Sizce KKTC’nin şu an itibarı ile en büyük sorunları nelerdir?”  sorusuna Mert; “KKTC’nin en büyük sorunu tanınmamış bir devlet olmasıdır. Uluslararası hukuk ve uluslararası ekonominin dışında kalmış olmak, toplumumuzu her yönden kısıtlamaktadır. Kültürden spora, eğitimden sağlığa, çevreden ekonomiye her alanda halkımız izolasyon altındadır. Gençlerimiz ülkelerinde gelecek kurmada engellerle karşılaşıyorlar. 

Toplumun gelişmesinin önünü açmak için en kısa zamanda “Federal İlkelerde” bir çözüm gerekmektedir” şeklinde yanıt verdi.


“Siyaset ve siyasilere güven erozyonu var”

 “Siyasete ve siyasilere karşı güvensizlik” konusunda ise Cemal Mert, siyaset ve siyasilere güven erozyonu olduğunun altını çizerek, “Çünkü siyaset ve siyasetçiler üstlerine düşen görevi layıkıyla yapamıyor. Halkın sorunlarını çözemiyor. Öte yandan toplum olarak maalesef ki halkın yaşamını kolaylaştıracak, refahı artıracak bir siyasal kapasite oluşturamamamız da güvensizliği artıran sebepler arasındadır. 

Siyaset, bireysel menfaatlere ve günü kurtarma anlayışına indirgendiği için yozlaşmış durumdadır. Halkımız bu seçimde karar vermelidir. Siyaseti yozlaşmadan kurtarmak ve siyasetçiye güveni yeniden tesis etmek istiyorsa, siyasette “bir şey olmak” isteyenleri değil, “bir şey yapmak” isteyenleri seçmelidir” dedi.

“Çoğunluğu milletvekili sıfatını hak etmiyor”

Mecliste görev yapan vekillere ve icraatlara da değinen Dr. Mert, sözlerine şu şekilde devam etti; “Mecliste görev yapan milletvekilleri arasında görevini layığı ile yapanlar elbette ki vardır. Ve onlar halkımızın güvenini sağlıyorlar. Ancak çoğunluğu milletvekili sıfatını hak edecek bir kapasite ortaya koyabilmiş değillerdir. Bunların çoğunun bu seçimlerde meclis dışında kalması beklentisi içindeyim. 

Mecliste, o sıfatı, o makamı ve o görevi hak etmeyen vekiller yeniden seçilmemelidir. Hakkı ile görev yapanlar ise yeniden seçilmelidirler.” 


“Kadın vekil sayısı 

yetersizdir”

Meclisteki kadın sayısının azlığına ve cinsiyet kotasına değinen Mert, “Kadınlar, şu anda yüzde 8 oranında mecliste temsil ediliyorlar. Bu sayı çok yetersizdir. Siyasete de, toplum hayatının her alanına da kadın eli çok daha fazla değmelidir. Yüzde 30 Cinsiyet kotasının gelmesi olumlu bir adımdır ama halk kadın adayları seçip meclise göndermezse tek başına anlam ifade etmez. Bu seçimde halk, kadın adaylara daha çok şans vermelidir” şeklinde konuştu.


“Başka alternatifler 

gerçekçi değildir”

Kıbrıs sorunu, müzakereler ve çözümlerle ilgili olarak, Kıbrıs’ta mümkün olan çözüm şeklinin, “Federal Kıbrıs” formülü olduğunu vurgulayan Mert, “Başka alternatifler, görünen uzun vadede bile gerçekçi değildir. Beklentim şubat ayı sonrasında, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesidir. Çözüm, “11 Şubat 2014 Eroğlu – Anastasiadis Ortak Belgesi” ve “Guterres Çerçevesi” içinde kalınarak aranmalıdır. Bu süreçte, “Güven Yaratıcı Adımlar” da ön plana çıkarılmalıdır. Örneğin, Derinya ve Aplıç kapıları hatta başka kapılar da açılmalı, iki toplum arasında ticari, kültürel, sosyal, insani ilişkiler artırılmalı, cep telefonu iletişimi açılmalıdır. Araç sigortaları tüm adada geçerli olmalı ve iki toplumlu yeni okullar açılmalıdır” diye konuştu.


“Tanınmamış bir 

devletin meclisi ve 

hükümeti bağımsız 

olamaz”

“KKTC Meclisi sizce tam bağımsız olarak hareket edebiliyor mu? Yoksa müdahale var mıdır?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Mert,  “Ekonomik ve siyasi yeterliliği olmayan tanınmamış bir devletin ne meclisi, ne hükümeti, ne de halkı tam bağımsız olabilir. KKTC Halkı yani tüm Kıbrıslı Türkler, bu seçimde, hem TC ile, hem Rumlar ile, hem de Avrupa Birliği ve komşu diğer ülkelerle dostane, eşit düzeyli ve stratejik ilişkiler kurmayı vaat eden, ayrıca bunu yapabilecek tek siyasi güç olan CTP’yi yüksek bir milletvekili sayısı ile iktidara taşımalıdır.”  dedi.  Milletvekilliği dokunulmazlığı hakkına da değinen Mert, Dokunulmazlığın, sadece siyasi konular ve “Kürsü dokunulmazlığı”  ile sınırlı olması gerektiğini belirtti.


“Faiz oranlarını 

aşağıya çekecek 

önlemler alınmalı”

Alacak – verecek davalarından ve faiz oranlarının yüksek oluşundan yola çıkarak, Hükümetler, ekonomiyi ve mali olanakları geliştirip, TC ve AB ile de işbirliği yaparak, faiz oranlarını aşağıya çekecek önlemler alması gerektiğine dikkat çeken Cemal Mert, “Ülkemizde TL faizleri çok yüksektir, döviz borçlanmak ise çok risklidir. Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, ekonomiye de faiz oranlarına da kredi maliyetlerine de çok olumsuz yansımaktadır. Tüm ekonomik ve mali alanlarda elbette ki yurttaşı rahatlatacak önlemler alınabilir ve alınmalıdır da... Nihai olaraksa, Kıbrıs sorununun çözülmesiyle birlikte yurttaşlar ve işletmeler, dünya piyasalarıyla entegre olarak, ucuz krediye erişim olanağına kavuşabilecektir” dedi.


“Seferberlik başlatmak üzere çaba 

harcayacağım”

Son yıllarda kullanımı ilkokul yaşlarına kadar düşen içki, sigara ve uyuşturucu ile ilgili önlemlerle değerlendirmelerde de bulunan Mert,  “Ülkemizde çok uzun zamandır ki dayanışmacı bir toplum olma niteliğimizi erozyona uğratmış bulunuyoruz. Toplumsal ve bireysel yozlaşmanın bir nedeni de budur. Bir toplum ister varlıklı, ister yoksul olsun dayanışmacı ve kolektif değilse, yozlaşma ve çürüme hâkim olur. Yani konu fakirlik zenginlik konusu değil, içinde yaşamaktan övünç duyacağımız ve mutlu olacağımız bir toplum yaratma bilincimizdir. Kötü alışkanlıklarla mücadelede polisiye tedbirler, yasaklar ve teknik önlemler bir dereceye kadar etkili olur. Ama sorunun kökeninde sosyal ve psikolojik yoksunluklar vardır. Sevgi, saygı, dayanışma ve adalet eksikliği vardır. İnsanların sistem tarafından değersizleştirilmesi vardır. Sistem birçok değeri ve insanları eşyalaştırdığı, insanları yalnız ve değersiz hissettirdiği ve aşırı tüketim hırsı, kısa yoldan, çalışmadan zengin olma hayali pompaladığı için, bilhassa gençler ama sadece onlarla sınırlı değil, kötü alışkanlıklara esir olabilmektedirler. Çözümü kökten başarmak üzere, diğer madde bağımlılığını önleyici tedbirlerin yanı sıra, “Sosyal Hizmetler” de kurumsal olarak güçlendirilmelidir. Milletvekili seçilirsem, eğitim, sağlık, kültürel gelişme, her türlü ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesi, ekonominin geliştirilmesi ve istihdam konularının yanı sıra sosyal hizmetlerin geliştirilmesi için de öncelikli misyon yükleneceğim. Seferberlik başlatmak üzere çaba harcayacağım.” diye konuştu.


“Önceliğim Sağlık 

Reformu yasaları”

Vekil seçildiği takdirde mecliste ilk yapılmasını istediği düzenlemenin, sağlık reformu yasaları olduğunu anlatan Mert, “Aynı zamanda sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi diğer önceliğim olacaktır. Türkiye ile eşit, dostane ve stratejik bir ilişki kurulması yolunda uğraş verirken, eş zamanlı olarak, Kıbrıslı Rumlarla da federal çözüme ve AB ile tam entegrasyona öncülük edeceğim” dedi.

Bu haber 1878 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kumar baronunu savunan vekil adayı!
Kumar baronunu savunan vekil adayı!
Evlilik, sıkılınca değiştirilen oyuncağa döndü
Evlilik, sıkılınca değiştirilen oyuncağa döndü