Çok bilinmezli bir denklem!

Çok bilinmezli bir denklem!

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, tarihin tüm dönemlerinde Doğu Akdenizin önemli olduğunu belirterek, şimdilerde bu önemin daha da artarak bölgenin ciddi bir nüfuz ve çıkar rekabeti alanı haline geldiğini kaydetti

14 Temmuz 2019 - 09:33 - Güncelleme: 15 Temmuz 2019 - 11:17

-Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Kemal,  Kıbrıs’ın etrafında yaşanan krizin nereye taşıyacağını öngörmenin zor olduğunu belirterek,  “belli ki bölgede gerginlik tırmanacak. Tarafların geri adım atmaları beklenmiyor. Gelinen noktada büyük güçlerin aracılığı ile ilgili tarafları tatmin edecek denge arayışı içine girilmesi en akılcı yol olur. AB’nin böyle bir rol oynaması zor çünkü konuya taraf” dedi


-“Yunanistan’da yeni kurulan Mitsodakis hükümetinin Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege gibi konularda izleyeceği politikaları da görmek lazım. Peki, AB’nin alacağı önlemler ve diğer ülkelerin açıklamaları Türkiye’nin tavrını değiştirmeye yeter mi? Kimse böyle bir şey beklemiyor. Türkiye tavrında ısrar edecek.”


-Kemal, “Türkiye’nin Fransa gibi aktörlere garantör olmamaları nedeniyle konuşma hakları olmadığı eleştirisi fazla sonuç getirmez. Fransa, tavrını değiştirmez. Bölgedeki uyuşmazlıklara siyasi-diplomatik çözümler bulunması için çaba harcanmalıdır. Ama henüz bundan uzağız.” dedi


-Doğu Akdeniz’de sular ısınmışken müzakerelere başlamak mümkün mü? Sorusuna karşılık ise Kemal, “Bayan Jane Holl Lute’un yakında adaya gelmesi bekleniyor. Müzakereler için ortak bir zemin arayışı devam ediyor. Bakalım Bayan Lute bunu sağlayabilecek mi? Şu anki durum iyimserliğe fazla olanak vermiyor. Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusu nedeniyle Kıbrıs sorunu bu günlerde BM’nin de gündeminde” diye konuştu


Deniz ABİDİN 

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. İsmail Kemal, tarihin tüm dönemlerinde Doğu Akdenizin  önemli olduğunu belirterek, şimdilerde  bu önemin  daha da arttığını kaydetti. Kemal, bölgede bulunan hidrokarbon kaynaklarının bunda önemli payı olduğunu söyleyerek, bu nedenle ABD, Rusya, AB, Fransa, İtalya gibi güçlerin bölgeye daha büyük ilgi gösterdiğini belirtti. ABD donanmasının her zaman Akdeniz’de olduğuna vurgu yapan Kemal,  Rusya, Suriye nedeniyle bölgede askeri varlığını güçlendirdiğini söyledi. Kemal,  İngiltere ve Fransa’nın da  askeri olarak bölgede olduğunu ifade ederek, Doğu Akdeniz’in ciddi bir nüfuz ve çıkar rekabeti alanı haline geldiğini kaydetti.


“Türkiye yalnız kaldı”

Kemal, “Bir satranç tahtası. Kıyıdaş ülkeler arasında Münhasır Ekonomik Bölge ve kıta sahanlığı konularında anlaşmazlıklar olması, Kıbrıs sorunu, ikili ilişkilerdeki sorunlar vs. durumu zorlaştırıyor. Tabii ön plana çıkan Kıbrıs. Kıbrıslı Rumların 2003’te Mısır ve 2010’da İsrail’le Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları imzalamalarından beri Türkiye bunlara itirazını dile getiriyor. 

Başlatılan sondaj çalışmaları gerginliği daha da artırdı. Bu süreç içinde bölgede Türkiye haricindeki ülkeler arasında işbirliği güçlendi. Türkiye yalnız kaldı. ABD, AB gibi büyük aktörler kendi çıkarları temelinde Türkiye’nin karşısında olan aktörlere destek veriyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun İsrail’de yapılan üçlü toplantıya katıldığını hatırlayalım. 

Buna büyük enerji şirketlerini de katmamız gerekiyor. Türkiye’nin karşı çıkışlarına rağmen Exxon Mobil, ENI, Total gibi enerji devleri kendi devletlerinin tam desteği ile bölgede faaliyet yürütüyorlar. Sonuçta Türkiye iki sondaj gemisine sahip olarak bölgede sondaj çalışmalarına başlama kararı aldı. Bunun uyandıracağı tepkileri hesaplamış olmalı. Sanırım amaç karşı taraflar üzerinde baskı oluşturarak oyunda değişiklik sağlamaya çalışmak.”

İsmail Kemal,  beklendiği gibi ABD, Rusya, AB, Fransa, İtalya, İsrail, Mısır gibi aktörlerin Türkiye’yi eleştiren açıklamalar yaptığını, AB’nin  bir adım daha öne çıkarak belirli yaptırımlar uygulama kararı aldığını kaydetti. 


“Türkiye’ye desteğin 2020 yılında azaltılması gibi yaptırımlar var”

Kemal, taslakta, Avrupa Yatırım Bankası'ndan Türkiye'ye verilen kredilerin gözden geçirilmesinin istenmesi, AB'nin Türkiye ile üst düzey diyalog toplantılarını ertelemesi, Kıbrıs açıklarındaki sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye ile hava taşımacılığı görüşmelerinin durdurulması, Avrupa Birliği'ne katılım öncesi Türkiye'ye verilen desteğin 2020 yılında azaltılması gibi yaptırımların yer aldığını belirtti. İsmail Kemal, bunların 28 AB üyesi ülke tarafından onaylanması gerektiğini,  AB içinde bu konudaki çalışmaların  devam ettiğini kaydetti. 

Kemal, Kathimerini gazetesinin “Nicosia wants tougher measures against Turkey” başlıklı haberine göre Kıbrıslı Rumların AB’nin ortaya koyduğu önlemleri yeterli bulmadığını , daha sert önlemler istendiğini,  bazı üye devletlerin  çok sert önlemler istemediğini, nasıl bir sonuç ortaya çıkacağını bekleyip görmek gerektiğini kaydetti. 


“Türkiye tavrında ısrar edecek”

İsmail Kemal şöyle devam etti, “Yunanistan’da yeni kurulan Mitsodakis hükümetinin Kıbrıs, Doğu Akdeniz, Ege gibi konularda izleyeceği politikaları da görmek lazım. Peki, AB’nin alacağı önlemler ve diğer ülkelerin açıklamaları Türkiye’nin tavrını değiştirmeye yeter mi? Kimse böyle bir şey beklemiyor. Türkiye tavrında ısrar edecek. İçte bu konuda konsensüs olduğu görülüyor. CHP Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir “Yaptırımsa yaptırım, ellerinden gelenleri ellerinden ardına koymasınlar” diyor. 

Bu konuda iktidara destek vereceklerini belirtiyor. Yani ana muhalefetle iktidar benzer noktada. Bu tabloya baktığımızda gerginliğin tırmanacağını öngörebiliriz. Aktörlerin geri adım atmaları beklenmiyor.”  


“Türkiye bu sözleşmeye taraf değildir”

Kemal, uluslararası hukuk açısından denizlerle ilgili temel belgenin Birleşmiş Milletler  Deniz Hukuku Sözleşmesi olduğunu belirterek, “Türkiye bu sözleşmeye taraf değildir. İsrail de taraf değildir. Uluslararası sözleşmelerin bağlayıcılığı, sadece taraf olan devletler bakımından geçerlidir. 

Türkiye’nin deniz hukuku konusunda Karakas’ta yapılan konferansa sunduğu öneriler karasularının genişliği, karasularının sınırlandırılması, kıta sahanlığının  sınırlandırılması, ekonomik  bölgenin  sınırlandırılması, kapalı ve yarı kapalı denizler ve adaların deniz alanlarına ilişkindi. 

Bu konularda istediği sonuçları elde edemediği için sözleşmeye taraf olmamıştı. Tüm bu konular Türkiye’nin Akdeniz’deki itirazları ile bağlantılıdır. 

Türkiye’nin rakipleri BMDHS temelinde uluslararası hukuka aykırı davrandığını söylüyorlar. Türkiye bunu reddediyor ve rakiplerini hukuka aykırı davranmakla suçluyor. Bu tartışmalardan bir sonuç çıkması zor.” diye konuştu. 


“Fransa, tavrını değiştirmez”

Kemal, “Türkiye’nin Fransa gibi aktörlere garantör olmadıkları için konuşma hakları olmadığı eleştirisi de fazla sonuç getirmez. Fransa, tavrını değiştirmez. Bölgedeki uyuşmazlıklara siyasi-diplomatik çözümler bulunması için çaba harcanmalıdır. Ama henüz bundan uzağız.” dedi. 


“Belli ki bölgede gerginlik tırmanacak”

Kemal,  krizin sürecinin nereye taşıyacağını öngörmenin zor olduğunu belirterek,  “belli ki bölgede gerginlik tırmanacak. Tarafların geri adım atmaları beklenmiyor.

 Gelinen noktada büyük güçlerin aracılığı ile ilgili tarafları tatmin edecek denge arayışı içine girilmesi en akılcı yol olur. AB’nin böyle bir rol oynaması zor çünkü konuya taraf. İngiltere Brexit sorunuyla uğraşıyor. Geriye ABD kalıyor. ABD böyle bir rol üstlenir mi? Trump yönetiminin ne yapacağını tahmin etmek zor. Ayrıca Türkiye ile devam eden S-400 füzeleri konusu işi zorlaştırıyor. Sanırım bölgede savaş çıkmasını hiç kimse istemez. Büyük güçler de istemez. Sorunlara diplomasi yoluyla çözüm bulunmalıdır. Şimdi karşılıklı olarak çıtalar yükseltiliyor. Bu nereye kadar mümkün?” diye sordu. 


“Coğrafi yakınlığının doğurduğu riskler var”

İsmail Kemal, füze olayının Suriye’de devam eden savaşla bağlantılı olduğunu belirterek,  olayın coğrafi yakınlığının doğurduğu riskleri hatırlattı. “Kıbrıs sorununa ilişkin gelişmeler ne olabilir? Liderler görüşmekten söz ediyorlar. Ne zaman görüşürler? Gündem ne olur? Doğu Akdeniz’de sular ısınmışken müzakerelere başlamak mümkün mü? Göreceğiz” diyen Kemal, şöyle devam eti, “Bayan Jane Holl Lute’un yakında adaya gelmesi bekleniyor. Müzakereler için ortak bir zemin arayışı devam ediyor. Bakalım Bayan Lute bunu sağlayabilecek mi? 

Şu anki durum iyimserliğe fazla olanak vermiyor. Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması konusu nedeniyle Kıbrıs sorunu bu günlerde BM’nin de gündeminde. Ama yaz aylarındayız. Genellikle bu dönemde fazla hareketlilik olmaz. Eylül ayında BM Genel Kurulu çalışmaları başlayacak. 

Liderler New York’a gidip Genel Sekreter’le görüşecek. Bakalım bir hareketlilik başlatılabilir mi?”  


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
İngiliz turiste tecavüz edip kameraya çekmişler
İngiliz turiste tecavüz edip kameraya çekmişler