DOLAR 46,8823 0.08%
EURO 53,7299 0.19%
ALTIN 6.139,840,06
BITCOIN 2917246-1.9309%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Diyalog köprüleri kapalı

ABONE OL
20 Aralık 2018 07:36
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, BM’nin bir yol haritası hazırlamaya çalışmakta olduğunu ifade ederek, Kıbrıs’ta ray değiştirmenin yüksek sesle konuşulduğu, iki lider arasında diyalog köprülerinin kapalı olduğu, Kıbrıs’ı çevreleyen deniz yataklarında bulunan ve Kıbrıs’a ait doğal kaynaklarla ilgili ciddi bir gerilimin yaşandığı bir dönemde çok olumlu bir sonucun ortaya çıkmasını beklememek gerektiğini kaydetti


Vural, “Crans Montana’dan sonra, Kıbrıs sorununun çözümü açısından daha umutlu olunmasını gerektiren hangi gelişmeler olmuştur?” diye sorarak, bu soruya olumlu yanıt vermenin, içinden geçmekte olduğumuz dönemin özellikleri nedeniyle mümkün olmadığını söyledi


Prof. Dr. Yücel Vural, gerek Rum lider Anastasiadis’in doğal gazın paylaşılmasıyla ilgili açıklaması gerekse Dışişleri Bakanı Özersay’ın ya da buna benzer açıklamalar yapanların gereksiz gerginlikler yaratmakta ve anlamsız tartışmalara neden olmakta olduğunu belirtti 


Vural, henüz elde edilmeyen bir kaynağın, diğer tüm temel sorunlar ortada dururken, hangi oranlarda bölüşüleceğinin tartışılmasının sadece Kıbrıs’a özgü bir anlayışın ürünü olduğunu ifade ederek, bu anlayışın sonuç alıcı bir müzakere sürecine yardımcı olmadığını söyledi


“Kıbrıslı Rumlar Türkiye’ye karşı bir denge oluşturma arayışında. Siyasal dayanışma ve korunma anlamında yanlarında ABD’yi buldular. Konuya ABD açısından bakıldığında, bu ülke, Rusya-İran ve Türkiye’nin oluşturduğu bloklaşmaya karşı caydırıcı bir adım olarak Kıbrıs Rum tarafının belirli argümanlarına aktif destek vermeye ve karşı bloklaşmayı teşvik etmeye başlamıştır. ABD’nin tutumunu bu çizgiler içinde anlamamız gerektiğini düşünüyorum”


Deniz ABİDİN 

DAÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Vural, BM’nin geçici olarak atadığı özel danışman Lute’un Kıbrıs ziyareti sırasında yaptığı görüşmelerde ne tür sonuçlar elde ettiğinin bilinmediğini belirterek, görüşmelerde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderlerinin Guterres çerçevesiyle ilgili duruşlarını netleştirmeleri yönünde bir girişimi temsil ettiğini düşündüğünü söyledi. Prof. Dr. Yücel Vural, BM’nin bu verilere dayanarak bir yol haritası hazırlamaya çalışmakta olduğunu ifade ederek, Kıbrıs’ta ray değiştirmenin yüksek sesle konuşulduğu, iki lider arasında diyalog köprülerinin kapalı olduğu, Kıbrıs’ı çevreleyen deniz yataklarında bulunan ve Kıbrıs’a ait doğal kaynaklarla ilgili ciddi bir gerilimin yaşandığı bir dönemde çok olumlu bir sonucun ortaya çıkmasını beklememek gerektiğini kaydetti.

“Umutlu olmamızı gerektirecek bir gelişme olmadı”

Vural, BM’nin Crans Montana’daki çöküşten sonra, çözümü müzakereler yoluyla elde etmeyi amaçlayan süreci yeniden rayına oturtmaya çalışmakta olduğuna vurgu yaparak, böyle bir sonucun kısa sürede elde edilmesinin zorluğunun Crans Montana’daki çöküşü açıklayan nedenlerle alakalı olduğunu belirtti. 

Vural, “Crans Montana’dan sonra, Kıbrıs sorununun çözümü açısından daha umutlu olunmasını gerektiren hangi gelişmeler olmuştur?” diye sorarak, bu soruya olumlu yanıt vermenin, içinden geçmekte olduğumuz dönemin özellikleri nedeniyle mümkün olmadığını söyledi. 

“Açıklamalar gereksiz gerginliklere neden oluyor”

Prof. Dr. Yücel Vural, gerek Rum lider Anastasiadis’in doğal gazın paylaşılmasıyla ilgili açıklaması gerekse Dışişleri Bakanı Özersay’ın ya da buna benzer açıklamalar yapanların  gereksiz gerginlikler yaratmakta ve anlamsız tartışmalara neden olmakta olduğunu belirtti. 

Vural, henüz elde edilmeyen bir kaynağın, diğer tüm temel sorunlar ortada dururken, hangi oranlarda bölüşüleceğinin tartışılmasının sadece Kıbrıs’a özgü bir anlayışın ürünü olduğunu ifade ederek, bu anlayışın sonuç alıcı bir müzakere sürecine yardımcı olmadığını söyledi. 

“Sorun gaz değil, müzakere sürecinin kurtarılmasıdır”

Vural, bu durumun konuları daha da karmaşık hale getirdiğini ve sürecin uzayıp gitmesine neden olduğunu belirterek, “şu anda temel sorun, gazın hangi oranda bölüşüleceği değil, müzakere sürecinin kurtarılmasıdır. Müzakere sürecine geri dönülmesini kolaylaştırabilecek olan Guterres çerçevesinin görmezden gelinerek soyut bir gaz tartışmasına girişmek ancak müzakere sürecinin ertelenmesini öngörenlerin yararlanabileceği sonuçlar üretecektir” diye konuştu. 

“Rumlar siyasal korunma anlamında yanında ABD’yi buldu”

Prof. Dr. Yücel Vural, şunları söyledi, “Bilindiği gibi Türkiye-ABD ilişkileri tarihin hiçbir döneminde bu kadar kötüleşmemişti. Her ne kadar Batı, Türkiye’yi kendi içinde tutmaya çalışsa bile ve Türkiye de Batı’yla olan ilişkilerinin geleceği konusunda zaman zaman olumlu mesajlar vermeye çalışsa bile Türkiye’nin Batı’dan kopuş ve Rusya’ya yaklaşma sinyalleri verdiği bir ortamda bölgesel dengelerin yeniden şekillenmekte olduğunu izlemekteyiz. Bu yeniden şekillenme sürecinde, Kıbrıslı Rumların yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti 1964’ten beri sürdürdüğü Türkiye’ye karşı bir denge oluşturma arayışında, siyasal dayanışma ve korunma anlamında, yanında ABD’yi bulmuştur. Konuya ABD açısından bakıldığında, bu ülke, Rusya-İran ve Türkiye’nin oluşturduğu bloklaşmaya karşı caydırıcı bir adım olarak Kıbrıs Rum tarafının belirli argümanlarına aktif destek vermeye ve karşı bloklaşmayı teşvik etmeye başlamıştır. ABD’nin tutumunu bu çizgiler içinde anlamamız gerektiğini düşünüyorum.”

“2019 çok da kolay olmayacak”

Vural, 2019 yılı içinde neler olabileceğini bilememekle birlikte bölgedeki yeni bloklaşma eğilimlerinden ötürü, 2019’un Kıbrıslılar için pek de kolay olmayacağını söylemek gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Vural, Ankara’nın Batı’yla ilişkileri gerildikçe Lefkoşa’nın güneyine giden ‘ziyaretçi’ sayısının daha da artacağının anlaşılmakta olduğuna vurgu yaparak,  bugün Rum tarafı adına görüşmeleri sürdüren Anastasiadis ve Kıbrıs Türk tarafı adına masada oturan Akıncı’nın federal çözüm modelinden uzaklaşmanın risklerini anlamış göründüklerini belirtti. 

Vural, her iki tarafın da kendileri açısından daha uygun bir federal modelde ısrar etmekte olduklarını söyleyerek, Anastasiadis’in olduğu kadar Akıncı’nın da federal model üzerinden bir çözümü gerçekleştirmede kendi toplumlarından ve çevreden kaynaklanan zorlukları olduğuna dikkat çekti. Vural, bu zorlukların ancak iki liderin ortak bir inisiyatifiyle aşılabileceğini söyleyerek, “içinde bulunduğumuz ortam ve liderleri etkileyen sınırlamalar bu dönemde böyle bir ortak inisiyatife olanak tanımamaktadır” diye konuştu. 

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle