Enflasyonu tetikleyecek!
Reklam
  • Reklam

Enflasyonu tetikleyecek!

Ekonomist Derviş, elektrik, petrol ve gaz gibi maddelere yapılan artışların vatandaşın alım gücü ve yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilediğini belirterek, etkinin döviz kaynaklı olmasına rağmen hükümetin yine de vatandaşı rahatlatacak birtakım önlemler alabileceği üzerinde durdu.

12 Ocak 2017 - 09:01

Eniz ORAKCIOĞLU

Ekonomist Derviş, elektrik, petrol ve gaz gibi maddelere yapılan artışların vatandaşın alım gücü ve yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilediğini belirterek, etkinin döviz kaynaklı olmasına rağmen hükümetin yine de vatandaşı rahatlatacak birtakım önlemler alabileceği üzerinde durdu.

“Artışın sebebi Anayasa tartışmaları”

Dövizin yükselme nedenlerinden birinin Türkiye’de son zamanlarda artan terör olayları olduğuna vurgu yapan  Ekonomist Derviş Kemal Deniz, “Bunun dışında Ekim ayından itibaren Amerika’nın Merkez Bankasının faiz artışına gidişi de Türkiye’de dâhil birçok ülkeden Amerika’ya doğru fon akışı sağlamaktaydı. Bu fon akışını sağlamasından dolayı da Türkiye’den para çekiminin de döviz üzerinde etkisi olacağı söylenmişti. Bu iki neden dövizin yükselişine ön ayak olsa da son zamanlardaki döviz artışını Türkiye’deki Anayasa tartışmaları tetikledi. Gruplaşma ve tartışmalar Türkiye’deki siyasi durumla ilgili bazı soru işaretleri ortaya çıkarıyor” şeklinde konuştu.

“Enflasyondan dolayı kayıplar olacaktır”

Dövizin yükselişiyle birlikte elektrik, petrol ve gaz gibi kalemlerdeki artışın vatandaşa ve ülkeye olumsuz yansıdığına dikkat çeken Deniz, “Henüz enflasyon etkisi görünmese de, bugün elektrik, petrol, gaz gibi kalemlere yansıyan etki, yarın başka kalem ve ürünlere de yansıyacaktır ve enflasyon etkisi de hissedilmeye başlayacaktır. Bugün herkes cebimizdeki para elektriğe, benzine ve gaza gidiyor derken, yarın bunların artışından dolayı artan maliyet ve bunun tetiklediği enflasyon sonrasında çıkacaklardan dolayı da kayıplar olacaktır. Bugün yüzdeliğe vurduğumuzda yapılan zamlar sonrası vatandaşın harcama gücünde yüzde 30-40 düşüş oluşmuşsa ve vatandaş  geçinemez duruma geldiyse bu yakın bir gelecekte yüzde 60-70’leri de bulabilecektir” dedi.

“Harcamalarda yüzde 30-40 azalma”

Deniz, sözlerine bu şekilde devam etti; “Vatandaşın bu durumda mağduriyeti maaşlara artış gelmediği takdirde ortalama olarak yüzde 30-40 civarında harcamalarında azalma olarak ortaya çıkmakta. Vatandaş, bu durumda daha az araba ile seyahat etmek, daha az elektrik kullanmak gibi önlemler alacaktır, ya da elektriği kullanmak zorundaysa başka yerlerden kısıtlamaya gitmek zorunda kalacaktır.”

“Hükümet enflasyona karşı önlem almalı”

 Deniz ortaya çıkan bu durum karşısında hükümetin birtakım adımlar atması gereği üzerinde durdu. Deniz, “Hükümetin, dövizin çıkışını durdurmak ve enflasyona karşı alınacak önlemleri tespit etmesi önemlidir. Ülkede Türk Lirası kullandığı için, Türkiye’de oluşan ve Türk Lirasını etkileyen her şey bizi de etkilemektedir. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir, bununla orantılı olarak olanakları, kaynakları ve uluslararası finansmana ulaşması da büyüktür. Fakat KKTC’de bu durum yoktur, KKTC bütçesinde sıkıntılar herkesin malumudur ve Türkiye Cumhuriyeti KKTC’yi destekleyip, belirli kaynaklar aktarmaktadır” diye konuştu.

“Türkiye ile konuşulmalı”

Hükümet böyle bir durumda biran önce bütün sendika ve Esnaf ve Zanaatkarlar, Sanayi Odası, Ticaret odası gibi oluşumlarla bir araya gelerek sıkıntılar ve  piyasa ile ilgili beklentilerini ortaya koyması gerekmektedir. Bu ülkenin çok büyük bir kesimi sabit gelirliden oluşmakta  ve ülkede çok büyük sayıda da iş adamımız yoktur. Nüfus yapılarına ise bakıldığında Türkiye’de sabit gelirli 5 Milyon insan varsa, özel sektörde 50 Milyon insan var.  Özel sektörün güçlenmesi çok önemli. Bu enflasyon krizini aşmanın diğer bir yolu ise, hükümetin, Türk Lirasının ithal etmiş olduğu enflasyonu ve Türk Lirasının devalüasyondan dolayı vereceği açıkları oturup Türkiye Cumhuriyeti ile finansman konusunda ciddi konuşmaktan geçer. Bu yapılırsa ancak kısa dönemde oluşacak olan kriz atlatılabilir. Bu durum sadece İnsanların gelirlerinin azalması olarak düşünülmemesi, bunun piyasaya yansıması da düşünülmesi gerekmektedir” dedi.

“Piyasada daralma olacaktır”

Bu noktada hükümetin asgari ücreti artırmasının önemli bir nokta olduğuna dikkat çeken Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü; “Hükümetin asgari ücreti artırması kolay bir şey değildir, çünkü hükümetin de elinde belirli bir kaynak var ve bu kaynağı  nasıl düzenleyeceğini iyice planlaması gerekiyor.  Ülkede kamunun dışında bir de özel sektör var. Bu nedenle de döviz yükselişi ve ülkede yaşanacak bir enflasyon söz konusuysa  bundan, özel sektör çalışanı, esnaf ve iş yerleri de etkileniyor. Yaşananlar insanların harcamalarının düşmesine neden olurken bağlantılı olarak  piyasaya düşen parada da  azalma olacak, ardından da cirolar düşecek, bu da istihdamın azalmasına neden olacak. Kaldı ki özel sektörde çalışanların bu durumda maaşlarının da artırılması gerekecektir, ama artırılırsa da ciro düştüğü için işveren bunu kaldıramayacaktır. Bunların yanında enflasyon yüzde 30’sa devlet hiçbir zaman maaşlara yüzde 30 artış vermez yüzde 15 civarında bir artış söz konusu olur. Böylelikle piyasada yüzde 10 ile 15 arasında piyasada daralma olacaktır.”

“Herkesin kredi borcu var”

Deniz, sözlerine şu şekilde devam etti; “Böyle bir kriz durumunda önce insanlar yaşam kalitelerinden kısarlar, mal almazlar,  mal ve hizmet alımı durunca bu özel sektöre yansır ve özel sektör iş yapamayınca da bu finans sektörünü etkiler. Bugün neredeyse herkesin kredi borcu, araba borcu, ev borcu var. Bunların hepsinin durduğunu düşündüğümüzde, sonrası da daha büyük bir durma olarak gelir.”

“Vatandaş mağduriyet yaşıyor”

Açıklamalarında kredi borçlarıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan  Derviş Kemal Deniz,

 “Bu gibi dövizin patladığı dönemlerde  gerek bankaların, gerek se hükümetin aldığı tedbirlerle, rahatlama getirdiğine şahit olduk  . Özellikle bankaların önceki krizlerde  kredi borçlarını  sabit  kura bağladığını yaşadık gördük. Bu hareket en azında insanların ödemelerini yapabilmelerini sağlar, karşı taraf ta bu parayı hiç alamamak  yerine almaya devam eder. Piyasaya da  nakit akışı kesilmemiş olur.  Dövizin yükselişinden bu ülkede mağdur olmayacak ve bundan kar sağlayacak insan sayısı yüzde 1’i geçmezken, toplumun yüzde 99’u bu tırmanıştan mağdur olur. Mağduriyet mutlaka olacaktır, ama önemli olan  bu etkilenmeyi en az seviyeye düşürmektir. Burada da hükümetlerin görevi mümkün olduğu kadar bu mağduriyeti asgaride tutmaktır.”

“Faizlerin artırılmaması normaldir”

Dövizin yükselişi karşısında geçtiğimiz gün merkez Bankasının bir hamlesi olduğunu anımsatan Derviş Kemal Deniz, “Ancak alınmaya çalışılan ekonomik önlemle, siyasi gelişmeler birbirine uyumlu olmadığı için bir birini dengeleyemedi.  Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası faiz artırımı konusunda çok atak değildir, hatta tam tersi olarak artırmaması gerektiğini düşünmektedir ve bu konuda haksız da değildir. Çünkü turizmin düştüğü, terörden dolayı birçok sektörün etkilendiği, sanayinin bazı yerlerinde sıkıntılar olduğu bir ortamda eğer faiz artırımına gidilirse bunları daha da sıkıntıya sokarsınız. Bu sebeple faizin artırılmaması yönündeki kararları ben çok normal karşılarım” dedi.

“Yükseliş duraksayacaktır”

Dövizde çok büyük bir geriye dönüş olacağını düşünmediğini vurgulayan Deniz, “Ama bulunduğumuz durumda en iyi olasılığı olan duraksamasıdır. Benim beklentim ve inancımda duraksayacağı yönündedir”

“Vatandaş dövizle borçlanmasın”

Vatandaş hiçbir zaman paniğe kapılmaması gerektiğine işaret eden Deniz, “Kredi alınacağı zaman dövizin faizi ile anaparanın döviz artışı esnasındaki durumu hesaplanmalı, eğer Türk Lirasının yüksek faizinden daha aşağı ise mümkün olduğu kadar dövizden kaçılmamalı. Ama şimdiki durumda vatandaşın döviz ile borçlanmaması en mantıklısıdır. Eğer başarabilirlerse mümkün olduğu kadar dövizin daha aşağı düşmeyeceğini de dikkate alarak döviz borçlarının Türk Lirasına çevirmek için çalışma yapmalıdırlar. 2’inci bir konu da toplumsal bir konsensüsle gerek özelde, gerekse kamuda çalışan insanların döviz mağduriyetini giderici önlemlerle ilgili hükümete biraz daha baskı yapılması inancındayım. Çünkü halktan gelen talebe göre hükümetler hareket ediyor, özellikle son zamanlarda hükümet yön göstericiliğinden çok, halktan gelen taleple hareket ediyor” dedi.

 

Bu haber 388 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"KKTC'nin yükselişini kimse durduramayacak"
Laboratuvar atıkları tehlike saçıyor!
Laboratuvar atıkları tehlike saçıyor!