"Bunun vebali hafif olmaz"

Halkın Partisi (HP) eski üyelerinden Şevki Kıralp, “İkili koalisyonu işaret eden güçlü göstergeler haklı çıkar ve Kudret Özersay’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Ortak adaylığı” gerçekleşecek olursa, bunun halka verilen vaatler açısından yanlışlığı bir yana, Özersay eline pimi çekilmiş bir bomba almış olacaktır” dedi


HP Eski Üyesi Şevki Kıralp, HP Genel Başkanı Kudret Özersay’ın son dönemlerde tipik iktidar ilişkileri ve iktidar imajı sergilediğini belirterek, 2015’teki genç profesör imajının kalmadığını, her şeye rağmen, tarihe “Ankara’ya gidip gelmeler sonrasında hükümeti bozan, bir zamanlar çok ağır şekilde suçladığı UBP’yi yeniden memleketin başına getiren ve aynı UBP tarafından Cumhurbaşkanlığı seçiminde desteklenen lider” olarak geçmesinin kendisini üzeceğini, bunun vebalinin hafif olmayacağını söyledi

“2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayken Kudret Bey’in yanında parti yoktu. Vatandaşa “benim yanımda diğer adaylar gibi siyasi parti yok, bana siz sahip çıkın” diyordu. Yanında medya da yoktu ve vatandaşa “benim medyayla ticari ilişki kuracak gücüm yok, zaten kimseyle ticari ilişki kurmam, sizlerle gönül bağı kurarım” derdi. Genç ve idealist profesör profili iyi bir imajdı ve sempati toplamıştı. Kudret Bey’in şu an bir partisi var ve yaygın senaryoya ve güçlü göstergelere göre bu partiyi bir hükümetten çıkarıp bir diğerine sokacak”

“Üstelik bu senaryo gerçekleşirse, zamanında kapısından içeri almadığı UBP’yi şimdi kendi eliyle memleketin başına getirmiş olacak. Kudret Bey’in yanında şu an bir kısım medya da var. Örneğin, HP’nin ileri gelen isimlerinden bazılarının şirketleri, son haftalarda hükümetin bozulmasını sağlayan algının yaratılmasında yardımcı olan ve Kudret Bey’in işini kolaylaştıran bazı gazetecilerin haber sitelerine uzun zamandır reklam veriyorlar. Herkes de bunu görüyor”

“Zaman bize gösterdi ki, hükümetler karşılarında bu iradeyi görmeden gereğini yapmayacaklar, yapamayacaklardır. Bu iradeyi meclis dışındaki muhalefet, meclisteki bazı duyarlı vekiller, çeşitli sivil toplum örgütleri, sendikalar ve vatandaşlar sergileyebilir. Bunu yapmadığımız sürece, yani tıpkı Annan dönemindeki gibi merkez siyasetin önceliklerini belirleyecek etkin, örgütlü ve dayanışma içerisinde bir halk iradesi ortaya koymadığımız sürece, hükümetlerin ülkedeki adaletsizlikleri kendi başlarına düzelteceklerine inanmıyorum.”   


Deniz ABİDİN

Halkın Partisi (HP) eski üyesi Şevki Kıralp, Yeni Bakış’a yaptığı açıklamada, 

“Hükümet bozulacak” dedikodularının daha geçen yıl başladığını belirterek, HP Genel Başkanı Kudret Özersay’ın bu dedikodulara “canınız çeker” diye cevap verdiğini belirtti. Hatta yerel seçimlerde bazı bölgelerde aynı adayları destekleyen Özersay’ın, Maliye Bakanı Serdar Denktaş ile oldukça samimi göründüklerini söyledi. Kıralp, işlerin bir süre sonra değiştiğini, vatandaş zamların pençesindeyken milletvekillerine verilecek maaş artışının halkı rahatsız etmeye başladığını kaydetti. Şevki Kıralp, Serdar Denktaş ile Kudret Özersay arasında sessiz bir kavganın çıktığını ifade ederek,  Özersay’ın “biz artış almayacağız” dediğini, Denktaş’ın ise “zaten ben vermeyeceğim” diye cevap verdiğini anımsattı. Kıralp, dedikoduların büyüdüğünü, “Ankara dörtlü koalisyonu istemiyor”, “UBP-HP hükümeti kurulacak” ve “Özersay ortak Cumhurbaşkanı adayı olacak” senaryolarının yaygınlaştığını söyledi. Serdar Denktaş’ın “biz el sıkıştık, dört başkan birden aday olsa da hükümet bozulmayacak” dediğini ifade eden Kıralp, Özersay’ın “ben buna söz veremem” dediğini kaydetti. Bu esnada HP yetkililerinden “UBP artık eski UBP değil” benzeri açıklamaların duyulmaya başlandığına dikkat çeken Şevki Kıralp, UBP yönetimi tarafından “hükümet bozulmazsa para gelmeyecek” korkusunun toplumun her kesimine aşılanmaya çalışıldığına vurgu yaptı. 


“Film arazi meselesinde koptu”

Kıralp, son günlerde Kudret Özersay’ın Ankara’ya gittiğini, bunun Dışişleri Bakanı olarak doğal olduğunu fakat UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın da gitmesinin haklı olarak soru işaretlerine neden olduğunu söyledi.  

Bunun üzerine basında “tamam hükümet bu kez bitti” diye manipülasyonları yapıldığını belirten Kıralp,  halkın aniden hükümeti sahiplendiğini, sosyal medyada “helal olsun talimat almadınız, helal olsun para almadınız” takdirleriyle dolup taştığını söyledi.  

“Kudret Bey de kılıcını “ben tavsiye üzerine hareket etmem” diyerek kınına koydu. Nihayet film arazi meselesinde koptu” diyen Kıralp, bir bakanın kendi çocuğuna devlet arazisi vermesinin siyasal açıdan etik olmadığını, ancak amaç siyasal etikse bunun alternatifi zamanında partizanlıkla, yolsuzlukla ve memleketi batırmakla suçlayıp “kapıdan içeri bile almam” dediğiniz UBP’yi hükümete getirmek olabilir mi?” diye sordu. Kıralp, bunun yanıtının “hayır” olduğunu söyleyerek, “verilen arazinin iptali için mücadele edilebilirdi” dedi.


“Bütün bunlar Ankara ile yapılan temasların neticesinde mi yaşandı?”

Kıralp, şöyle devam etti, “Bu esnada Serdar Bey hem şahsını hem de arazi meselesini hükümetin bozulma sebebi olarak görünmekten kurtarmak için istifa etti ve “hükümete desteğim sürecek” dedi. Bir açıdan Kudret Bey’i “hükümeti bozarsan amacın üzüm yemek değil bağcı dövmek olur” şeklinde bir durumla karşı karşıya bıraktı. Şimdi sorulması gereken ve pek çok kesimin zaten sormaya başladığı soru şu: Kudret Bey Serdar Bey’in arazi meselesini gerekçe gösterip bozduğu hükümetin yerine memleketin başına UBP’yi getirirse bunun topluma vaat ettiği “temiz siyaset” nezdinde ne kadar inandırıcılığı olacak?  Hele bir de bunun arkasından Cumhurbaşkanlığı seçiminde bir ittifak çıkarsa? 

Bütün bunlar Ankara ile yapılan temasların neticesinde mi yaşandı? Malum arazi iptal edilecek mi? Sayın Sibel Siber’in gündeme getirdiği diğer arazi meselesi doğru mu? Yolsuzluk dosyaları ne olacak? Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle bu kavga dövüşün gerçekten ilgisi var mı? Ve tabi ki şimdi nasıl bir hükümet kurulacak? Bunların hepsini yakın zamanda göreceğiz.”


“Kudret Bey eline pimi çekilmiş bir bomba almış olacak”

Şevki Kıralp, bazı yorumları hükümetin oluşumu sonrasında yapmanın daha sağlıklı olacağını belirterek. “ancak eğer ikili koalisyonu işaret eden güçlü göstergeler haklı çıkacak ve Kudret Bey’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “ortak adaylığı” gerçekleşecek olursa, bunun halka verilen vaatler açısından yanlışlığı bir yana, Kudret Bey eline pimi çekilmiş bir bomba almış olacaktır” dedi. Kıralp, böyle bir ortaklıkta kendisinin Cumhurbaşkanı seçilmek için Tatar’a bağımlılığının büyük olacağını ama Tatar’ın Başbakan kalmak için kendisine bağımlılığının olmayacağını kaydetti. Kıralp, “Bu eşit olmayan bağımlılık ilişkisinden Kudret Bey zararlı çıkar.” diye konuştu.  


“HP’nin kuruluş amacı çalışan haklarının budanması değildi”

Vatandaş olarak gördüklerinin bunlar olduğunu, bir de eski bir HP’li olarak gördükleri olduğunu söyleyen Kıralp, hükümetin bozulmasına günler kala, HP vekillerinden Gülşah Manavoğlu’nun, HP adına konuşup “maaş artışları dondurulmadı, öğretmen ödenekleri iptal edilmedi, cesur davranılmadı” diyerek Tufan Erhürman’ı ve Serdar Denktaş’ı suçladığını, oysa HP’nin kuruluş programında, çalışan haklarının budanması değil, iyileştirilmesinin olduğuna dikkat çekti. Aynı programda sosyal adaletin temel direklerinden biri olan “çok kazanandan çok vergi” ilkesinin hayata geçirilmesi yanında, inşaatlarda can güvenliğinin eksiksiz sağlanacağı da HP’nin parti programında yazılı olanlar arasında olduğuna vurgu yapan Kıralp, HP tarafından bunların savunulması gerekliydi, cesaret bunları savunmak olmalıydı. Vatandaşın maaşının budanmasının cesaretle ilgisi olamaz” diye konuştu. 


“Biz siyaseti meslek haline getirmeyeceğiz demişti”

Kıralp, şöyle devam etti, “Kudret Bey zamanında bizler için ayrı ayrı “benim arkadaşlarım mesleklerinde kendilerini ispat etmiş insanlardır, biz siyaseti meslek haline getirmeyeceğiz” diyordu. Partinin yönetim organlarında görev alıp ayrılan bizler de parti yönetimini meslek haline getirmedik, kendi işimize gücümüze ve farklı siyasal mücadele alanlarına döndük. Çok da iyi ettik. Bu hükümetin bozulmasının arkasında “Ankara tavsiyesi”, “UBP-HP koalisyonu” ve “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak adaylık” gibi senaryoların yattığı söyleniyor. Bunların aslı var mıdır yok mudur yarın öbür gün ortaya çıkacak. Partide olup bunlardan tümünün ya da herhangi birinin gerçekleşmesi durumunda bunların içinde olmamızdansa, partide olmayıp bunların dışında kalmamızı tercih ederim.”


“Genç ve idealist profesör profili iyi bir imajdı ve sempati toplamıştı”

“2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayken Kudret Bey’in yanında parti yoktu. Vatandaşa “benim yanımda diğer adaylar gibi siyasi parti yok, bana siz sahip çıkın” diyordu. Yanında medya da yoktu ve vatandaşa “benim medyayla ticari ilişki kuracak gücüm yok, zaten kimseyle ticari ilişki kurmam, sizlerle gönül bağı kurarım” derdi. Genç ve idealist profesör profili iyi bir imajdı ve sempati toplamıştı. Kudret Bey’in şu an bir partisi var ve yaygın senaryoya ve güçlü göstergelere göre bu partiyi bir hükümetten çıkarıp bir diğerine sokacak. Üstelik bu senaryo gerçekleşirse, zamanında kapısından içeri almadığı UBP’yi şimdi kendi eliyle memleketin başına getirmiş olacak.”


“HP’li bazı şirketler hükümetin bozulmasında algı oluşturdu”

“Kudret Bey’in yanında şu an bir kısım medya da var. Örneğin, HP’nin ileri gelen isimlerinden bazılarının şirketleri, son haftalarda hükümetin bozulmasını sağlayan algının yaratılmasında yardımcı olan ve Kudret Bey’in işini kolaylaştıran bazı gazetecilerin haber sitelerine uzun zamandır reklam veriyorlar. Herkes de bunu görüyor.”


“Bunun vebali hafif olmaz”

Kıralp, “Ne yazık ki bunlar tipik iktidar ilişkileri ve iktidar imajlarıdır. 2015’teki genç profesör imajı değildir. Her şeye rağmen, Kudret Bey’in tarihe “Ankara’ya gidip gelmeler sonrasında hükümeti bozan, bir zamanlar çok ağır şekilde suçladığı UBP’yi yeniden memleketin başına getiren ve aynı UBP tarafından Cumhurbaşkanlığı seçiminde desteklenen lider” olarak geçmesi beni üzer. Bunun vebali hafif olmaz.” diye konuştu. 


“Aktif bir halk muhalefeti yoksa hükümetler adaletsizlikleri düzeltemez”

Şevki Kıralp, ister bozulan hükümet olsun, ister kurulacak olan yeni hükümet olsun, isterse ondan sonraki hükümetler olsun, bence merkez siyasetin karşısında dinamik, birbiriyle dayanışma gösteren ve aktif olan bir halk muhalefeti bulunmadıkça bu memlekette sorun ve haksızlıkların bitmeyeceğini söyledi. Kıralp, “İnşaatlarda çok sayıda işçimizi kaybettik, bunun aleyhine eylem yapmalı ve hangi hükümet kurulursa kurulsun o hükümeti buna “dur” demeye itmeliyiz” diyerek, “aynısını bir özel sektör çalışanı haksız yere işinden atıldığı zaman da, insanlar kitap bulundurmaktan tutuklandıkları zaman da, bir kadın şiddete uğradığı zaman da ve mafya memlekette cirit attığı zaman da yapmalıyız. Zaman bize gösterdi ki, hükümetler karşılarında bu iradeyi görmeden gereğini yapmayacaklar, yapamayacaklardır. Bu iradeyi meclis dışındaki muhalefet, meclisteki bazı duyarlı vekiller, çeşitli sivil toplum örgütleri, sendikalar ve vatandaşlar sergileyebilir. Bunu yapmadığımız sürece, yani tıpkı Annan dönemindeki gibi merkez siyasetin önceliklerini belirleyecek etkin, örgütlü ve dayanışma içerisinde bir halk iradesi ortaya koymadığımız sürece, hükümetlerin ülkedeki adaletsizlikleri kendi başlarına düzelteceklerine inanmıyorum.”