İnsan hayatının hiçbir değeri yok

Lefkoşa otobüs terminalindeki kötü durum esnafı isyan noktasına getirdi. Ofis çatılarının kanserojen madde içeren asbest bir yapıya sahip olduğunu dile getiren esnaf, birçok işçinin kanser hastalığına yakalanarak hayatını kaybettiğini kaydetti


İnsan hayatının hiçbir değeri yok

Ahmet Uçar

Lefkoşa otobüs terminalindeki kötü durum terminal esnafını isyan noktasına getirdi. Ofis çatılarının kanserojen madde içeren asbest bir yapıya sahip olduğunu dile getiren esnaf, birçok işçinin kanser hastalığına yakalanarak hayatını kaybettiğini kaydetti. Terminal esnafı, bölgede güvenlik zafiyeti yaşandığını da belirterek, sürekli olarak araçlarının ve ofislerinin zarar gördüğünü belirtti. Özel araçların terminaldeki park yerlerini işgal ettiğine dikkat çeken esnaf, belediyenin sorumluluğunda bulunan bölgede gerekli denetimleri yapmadığını savundu. Esnaf, terminalinin bir an önce güvenlik ve sağlığa uygunluk açısından iyileştirilmesini, belediyenin de terminal içerisindeki denetimlerini artırmasını talep etti.

Terminal çalışanları ne dedi?

Suat Küçük: Terminal Dingo’nun ahırına benziyor

“Terminal ne otobüslerin ve şoförlerin yeterliliği, ne de yolculara verdikleri hizmet açısından iyi durumda değil. Neden iyi durumda değil çünkü burası Dingo’nun ahırına benziyor. Ben biraz önce otobüsle terminale geldim. Arabamı park edecek yer bulamadım. Otobüs terminali olmasına rağmen buradaki taksiciler burayı bizden daha çok kullanıyor. Otobüs yolun içinde duruyor. Terminalde bir kişi kapıda, bir kişi burada olmak üzere iki belediye görevlisi var. Belediye görevlilerine gidip bu şikâyetlerini söylüyorsun, ‘bana ne’ diyor. Bana ne olur mu? Burada hiçbir denetim yok. Hangi belediye görevlisi işini yapıyor ki! Kapıdaki görevliye söylüyorsun, ‘ben maaşıma bakarım’ diyor. Zaten kapıya işini bilmeyen kişileri aldılar. Diğer görevliye söylüyorsun ‘beni ilgilendirmez’ diyor. Yolun ortasındaki araçları gidip kaldırsınlar kaldırabiliyorlarsa. Yeterli park yeri ve denetim yok. Burası nasıl bir terminal ben de bunu anlayamıyorum. Asbest çatıların altında yatıyoruz. Kanserden ölüyoruz. Kaç arkadaşımız bu asbestin yaydığı kanserojen maddeler dolayısıyla öldü. Belediyeye söylüyorsun umurlarında değil. Gelsin bir belediye görsün bu insanlar burada ne şartlarda oturuyor.”

Cemal Gece: Terminaldeki işçiler kanserle burun buruna

“Burası sözde terminal ama hafta sonu belediye burayı pazarcılara kiralıyor. Tehlikelere karşı güvenlik ve önlem söz konusu bile değil. Gece herkes terminale girip yiyor, içiyor, şişelerini kırıyor, ofislerin önünü kirletiyor, araçlara zarar veriyor. Belediye terminale gereken önemi göstermiyor. Bunun yanında terminal esnafı için burası konforlu da değil. Her taraf çok kötü kokuyor. Hafta sonu pazarcılar buraya gelip pazarlarını kuruyorlar, işlerini bitirdikten sonra belediye görevlileri gelip temizliyor ama pazar pisliğinin kokusu iki üç günde ancak gidiyor zaten. Sıcak havalarda daha da kötü bir koku oluyor. Burada konfor diye bir şey de yok. Zaten bina asbesttir, kanserojen madde saçıyor, bu durumdan dolayı birçok kişi kanser olarak hayatını kaybetti. Yani baştan başa zararlı. Terminalde yeterli temizlik yapılmıyor. Burada halka açık tuvalet de yok, olan tuvaletler ücretli. Bir tuvalet var iki lira vermeden giremiyorsun ve yaşlı, şişman, fiziksel engelli insanlar için elverişli değil. Otobüslerimiz ise memleketimize göre çok iyi çünkü devletin bize hiçbir katkısı yok. Bu terminalin tamamen değişmesi lazım. Daha konforlu ve çağdaş bir terminal inşa edilmeli. Devletin de bize katkı yapması lazım.”

Menteş Aytaç: Terminalin baştan başa düzenlenerek çağdaş hale getirilmesi gerekiyor

“Ben eski Kamu Araçları İşletmecileri Derneği (KAR-İŞ)  başkanıyım. Bu konu hakkında söyleyeceğim çok şey var. Terminal, otobüsler açısından elverişli değil. Çünkü ülkede toplu taşıma araçlarına yönlendirecek kaliteli ulaşım hizmeti diye bir şey yok. Benim burada otobüsüm olmasına rağmen evde de 5 tane arabam var. Kıbrıs halkı otobüslerden memnun değil. Buradaki en büyük rol devletindir. Devlet akaryakıtlardan büyük vergiler alıyor. Şimdi bir düşünün eğer toplu taşıma araçları gelişmiş olsaydı ve arabalara gerek kalmasaydı o zaman mı benzin satışı daha çok olurdu yoksa toplu ulaşımın olmadığı ve her evde 2-3 arabanın bulunduğu bir ortamda mı?  Örneğin sen bir benzin ofisine gidip 100 TL benzin aldığında 61 TL devlete gidiyor. Bu yüzden yeterli otobüs ve şoförümüz yok. Özel araçların artmasında devletin rolü büyük. 1975’ten sonra halk daha çok şehir içlerinde yaşıyordu. Öyle olunca da manavı, ayakkabıcısı, marketi hepsi şehir içlerinde konumlanmıştı. Doğal olarak otobüsler de şehir içlerinden geçiyor, insanlara yardımcı oluyordu. 1986’da terminal kuruldu. Otobüslerin güzergâhları değişti. Öyle olunca da insanlar ulaşım araçlarına yakın olmak için terminale yakın yerlere yerleşmeye başladılar. 1996’ya kadar otobüslerin durumu iyiydi 1996’da ise devlet özel araçlara ağırlık vermeye başladı. Bankalar kredi verirken araba teminatı istemeye başladı. Çünkü öyle daha çok para kazanacaktı. Terminale baktığımızda ise zamanında belediye pazarcılara pazar yeri için yer bulamadığı zaman biz ‘ zaten pazar günü çok aracımız olmuyor’ diyerek altı aylığına burayı pazar yeri olarak kullanmalarına izin verdik. Gel gör ki 3 yıldır bu durum devam ediyor. Zaten terminal konfor ve güvenlik bakımından da elverişli değil. Biz zamanında çok planlar yaptık, ‘şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım’ dedik ama kimse arkamızda durmadı. Belediye bize hiçbir destek vermedi. Belediye, zamanında elinde olan otobüslerini esnafa yani bize sattı. Bizden aldığı parayla da şu anki belediye binasını yaptırdı. Terminalin yeterli donanıma sahip olmamasına rağmen Haspolat’taki Hala Sultan Camisi’nin buraya yapılmasını istediler. Yani terminal büyüyeceğine küçülecekti. Biz karşı çıktık ve bunları mahkemeye verdik. Mahkeme sonucunda vakıflar Haspolat’taki 100 dönümlük arazisini vererek oraya camisini yaptırdı. Terminal konforlu değil. Asbest diye bir gerçek var. 1986’dan bu yana 17 kişi kanserden hayatını kaybetti. Tuvalet dersen tuvaletler ücretli. Mesela şeker hastası olan birinin sürekli tuvalete gitmesi gerektiğini düşünün. Burada güvenlik diye bir şey de yok. Akşam arabamızı buraya bırakıyoruz sabah geldiğimizde aynaları kırılmış, çizilmiş, içinde birisi uyuyor halde buluyoruz. Biz zamanında çok sistemler ürettik. Kameralı güvenlik sistemleri, park yerlerinin düzeni üzerine çok şeyler düşündük ama hiçbiri gerçekleşmedi. Şu an insanların oturabileceği yeterli yer yok. 

Yapılabilecek çok iş var ama yapan yok. Terminalin en baştan düzeltilmesi, çağdaş bir hale gelmesi gerekiyor. Şimdi özel araçlar terminalin içine giriyor, terminalde otobüslerden çok özel araçlar var. Bunların önüne geçilmesi gerekiyor. Devletin desteğiyle çözüm odaklı düşünmemiz gerekiyor. Bunlar yapılırsa ancak rahata kavuşabiliriz.”