“Halk bunlardan hoşlanıyor, ben de yazıyorum”

“Halk bunlardan hoşlanıyor, ben de yazıyorum”

14 Temmuz 2019 - 11:06

   Türk edebiyatının usta kalemlerinden Yahya Kemal, Türkiye’nin Milli Mücadelesi’ni yazılarıyla desteklemesine rağmen, şiirlerinde bunu dile getirmez. Bu konuyu Şevket Rado’ya şöyle açıklamıştır:

   “Ben Türk İstiklâl mücadelesinin coşkun taraflarından biriydim. Fakat İstiklâl mücadelesine dair şiir yazmadım. Çünkü giriştiğimiz mücadele, Türk milletinin istiklâl davasıydı. Sanat ve şiir ise tamamen ayrı bir davadır. İkisini birbirine karıştırmadım. Hattâ bir gün mücadelenin önde gelen şahsiyetlerinden biri beni çağırdı:

   ‘Sen bizim istediğimiz gibi şiirler yaz!’ dedi.

   ‘Yazamam,’ dedim.

   ‘Neden?’ dedi. ‘Sen nasıl şiir yazarsın?’

   ‘Ben ancak kendi istediğim gibi şiir yazarım. Sizin istediğiniz gibi yazarsam o zaman yazacağım şey şiir olmaz,’ dedim.

   Çünkü sanat tamamen ayrı bir meseledir. Halbuki bizimkiler karıştırıyorlar. Sanatkâr, ancak hürriyet havası içinde yetiştirilir.”

 

***

 

   İnanç konusunda ne düşünüyordu bu büyük şair?

   Yahya Kemal, ‘Itrî’ şiirinin sonunda “Belki hâlâ o besteler çalınır, gemiler geçmiyen bir ummanda,”  dizeleriyle, ölüm sonrası hayatı kastetmiştir. Ancak, şairin kendisi ölüm sonrası hayata inanmazdı.

 

***

   Yahya Kemal’e göre, ölünce ruh da ölmektedir. Sermet Sami Uysal’a şöyle anlatmıştır:

   “Hayatiyete insanlar ruh diyor. Ruh denilmesinin sebebi, şeyhler, peygamberler hep ruhla uğraşmışlar. İnsanın hem ruhu hem bedeninin olduğunu tasavvur etmişler. Hâlbuki hayatiyet bitince her şey biter. Ruh olsa idi hayvanların da ruhunun olması icap ederdi. Onlar da canlı. Yalnız biraz bizden geriler. Biz de tıpkı hayvanlar gibi doğuyoruz ve hayvanlar gibi ölüyoruz. O halde ölürken ruh da ölüyor. Öldükten sonra ruhun kalacağına inanmıyorum. Cennet, cehennem, onların hiçbiri yok. Öyle şeylere kesinlikle inanmıyorum.

   ‘Peki, mesela ‘O Taraf’ isimli şiirinizdeki öbür dünya tasavvuru?’ sorusuna ise şu şekilde karşılık verdi:

   O hayal şekli milletimin görüşüdür. Ben bu tür şiirlerimde kendi düşüncemi değil daima milletimin düşünce tarzını aksettirmişimdir.

   Yahya Kemal, Allah hakkındaki fikrini ve ahiret konusundaki görüşünü şöyle belirtmiştir:

   Evet, kâinatı yaratan bir Allah’ın olduğuna inanıyorum. Ben Türk ve Müslüman olarak doğdum. Türk ve Müslüman mezarlığına gömüleceğim. Ölüm, benim milletimin hayalinde tespit ettiği gibidir. Ötesi benim şahsi fikirlerimdir.”

 

***

 

   Yahya Kemal’in inancına bakacak olursak, İslam’ın şartlarından biri olan “Ahiret gününe iman” ilkesi ile çelişmektedir.

   Şair, cenneti birçok şiirinde güzelce ifade etmiş olmasına karşın, cennetin varlığına pek inanmazdı.

   Ancak “Ahiret”in apayrı bir yeri vardı şairin şiirlerinde. Şair “Ahiret” şiirlerini çok önemserdi.

   Kendisine “Ahiret” şiirlerini neden bu kadar önemsediği sorulduğunda, Fahir İz’e şu yanıtı vermişti:

   “Halk bunlardan hoşlanıyor, ben de yazıyorum”

 

***

 

   Yahya Kemal, Mehmet Akif gibi dini bütün, inanmış bir şair değildi. Tek gayesi şiir yazmaktı. Eğer yazacağı şiirde, “Ahiret” konusunu işleyecekse, düşüncelere dalar, dinsel bir havaya girerdi.

   Hikmet İlaydın, Yahya Kemal ile bir anısını şöyle anlatmaktadır:

   “Yahya Kemal, Paris’te, Kadri Yörükoğlu’yla birliktedir. Kadri Yörükoğlu, Yahya Kemal’in ‘Kadri’ye Gazel’ adlı şiirini adadığı arkadaşı ve eski bir eğitimcidir. Yahya Kemal, Paris’te, Yörükoğlu’nu bir camiye gitmeye zorlar. Ancak namaz kılmaya eğilse bile diz çökemez. ‘Olmayacak bu iş,’ deyip namazı bırakıp çıkarlar.”

 

***

   Yahya Kemal ile Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım arasındaki büyük aşkı bilmeyen yoktur.

   Yıllar sonra Celile Hanım ile Yahya Kemal’i buluşturma çabaları yapılır. Bu çabaları Taha Toros şöyle anlatır:

   “Ressam, müzisyen ve bir sohbet adamı Celal Esat Arseven’in Kadıköy Hasırcıbaşı’ndaki evi bir sanat lokali halindeydi. Celal Esatlara, yakın komşusu olan ressam Celile Hanım’ın da geldiği olurdu. Celal Esat Arseven, ressam Celile ile şair Yahya Kemal’in gençlik yıllarındaki aşklarını, meyve vermeyen ağaçlara benzetir ve üzüntü duyardı. Bir Pazar günü bu konuda sohbet açıldı. Celal Esat, Celile Hanım’a şöyle bir soru yöneltti:

   ‘Bir gün, bu toplantıya Yahya Kemal Bey’i de çağırsak ne dersin?’

   Gülümseyen Celile Hanım’ın başı sağa sola titredi ve şöyle cevap verdi:

   ‘Gelmez Celal Bey, gelmez. Boşuna teklif etmeyin.’

   Celal Esat Bey konuşmaya devam etti:

   ‘Ben getirmeye çalışacağım. Yıllardan sonra karşılaşıp belki eski günlerinizi konuşursunuz.’

   Celile Hanım, titrek sesle görüşünü tekrarladı.

   ‘Davetinizi kabul edeceğini sanmam, ama gelirse memnun olurum!’

   Yahya Kemal’le Celile Hanım yetmişlerini aşmıştı! Ertesi ay yapılacak pazar toplantısını sabırsızlıkla, iple çeker olmuştuk. Hasırcıbaşı’ndaki ev, çay saatinden çok önce dolmuştu! Biraz sonra kapı çalındı. Yüzündeki çizgileri mümkün oldukça makyajla kapatmış, boynunun kırışıklıklarını sarı bir eşarpla kamufle etmiş halde, zarif bir giysi içerisine Celile Hanım salona girdi. Falih Rıfkı ile eşi, İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu ile eşi, ressam Şeref Akdik ve eşi Profesör Sare Hanım ve diğer konuklar hep birlikte ayağa kalktık. Celile Hanım başköşeye oturtuldu. Yahya Kemal’in gelmesini bekler gibiydi. Ama beyhude bir bekleyiş… Celal Esat Bey yarı üzgün, yarı mütebessim bir edâ ile söze başladı.

   ‘Maalesef beklediğimiz misafir gelmeyecek. Kendisini Park Otel’de ziyaret ederek davetimizi bildirdim. Sağ elini alnına götürdü. Orta parmağı ile alnını bir hayli kaşıdıktan ve gözleri denize doğru daldıktan sonra, ‘Teşekkür ederim Celal Bey. Ancak davetinize gelemeyeceğim,’ dedi.

   Celal Esat Bey neden gelemeyeceğini sorduğunda, Yahya Kemal’in şu cevabı verdiğini söyledi:

   ‘Hayalimi bozmak istemem!’

   Salona bir sessizlik çöktü. Celile Hanım titrek bir sesle:

   ‘Ben size söylemiştim Celal Bey, Yahya Kemal Bey gelmez diye… Ben onu bilirim. Beni, bu halimde görmek istemez!’ dedi.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
12 bin TL’ye şimdilik serbest
12 bin TL’ye şimdilik serbest
Çatışma ülkeye zarar veriyor!
Çatışma ülkeye zarar veriyor!