Kaleiçi esnafı kan ağlıyor

Kaleiçi esnafı kan ağlıyor

Mağusa Kaleiçi esnafı iş yapamamaktan yakınıyor. Esnaf, Kaleiçi bölgesinin daha canlı bir hal alabilmesi için belediye, bakanlıklar, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne başvurduklarını ancak hiçbir olumlu yanıt almadıklarına vurgu yaptı

11 Temmuz 2019 - 09:12

-Mağusa Kaleiçi esnafı, halkın alım gücünün düşmesine paralel olarak satışlarda da aşırı bir düşüş olduğuna dikkat çekti


-Kaleiçi’ndeki müşterilerin yoğun olarak turist olduğunu belirten esnaf, turizm rehberlerinin ve devletin uygulamaları sonucu Kaleiçi’ne turistlerin uğrama imkânı olmadığını kaydetti


-Esnaf, Kaleiçi bölgesinin daha canlı bir hal alabilmesi için belediye, bakanlıklara, Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne başvurduklarını ancak hiçbir olumlu yanıt almadıklarına vurgu yaptı


-Yetkililerin sadece vergi istediğine işaret eden esnaf, “Esnafı düşünen yok. Konuşuyoruz ama bizi kim dikkate alıyor” dedi


Ahmet UÇAR

Mağusa Kaleiçi esnafı iş yapamamaktan yakınıyor. Esnaf, halkın alım gücünün düşmesine paralel olarak satışlarda da aşırı bir düşüş olduğuna dikkat çekti. Kaleiçi’ndeki müşterilerin yoğun olarak turist olduğunu belirten esnaf, turizm rehberlerinin ve bununla birlikte devletin uygulamaları sonucu Kaleiçi’ne turistlerin uğrama imkânı olmadığını kaydetti. Esnaf, Kaleiçi bölgesinin daha canlı bir hal alabilmesi için belediyelere, bakanlıklara ve Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’ne başvurduklarını ancak hiçbir olumlu yanıt almadıklarına vurgu yaptı. Esnaf, “Sadece vergi istiyorlar. Ben kazanmazsam sana nasıl vergi vereceğim? Bütün esnafın sorunu aynı. Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin de bir şeye elini attığı yok. Kaleiçi’ndeki tarihi eserlere bakın yıkık dökük. Bizi dikkate alan yok. Vatandaşı düşünen kim? Hiç kimse!” şeklinde konuştu. Devletin esnafı da düşünerek turizmi canlandıracak politikalar izlemesi gerektiğine işaret eden Mağusa esnafı, Kaleiçi bölgesinin ışıklandırılmasını, tarihi eserlerinin restore edilmesini ve bölgeye ulaşımın iyileştirilerek turistlere nitelikli bir hizmet sunacak duruma getirilmesini talep etti. 


Mağusa esnafı ne dedi ?

Enes Obuz: Bize ambargo uygulayabilirler ama hayallerimizde ambargo olmamalı

“ Aslında biz bu işletmeyi açalı iki hafta oldu. Aynı zamanda fırıncıyım. Babamın fırını var, bu yüzden Mağusa esnafının durumu ne biliyorum. Esnaf olunca mal alıyoruz, mal veriyoruz, ticari olarak belli bir etkileşim içerisindeyiz. Yani kendim de dahil olmak üzere tüm esnafın durumunu biliyorum. Türkiye’deki son ekonomik kriz KKTC’yi de vurdu. Bizim burada gözlemlediğimiz kadarıyla ülkenin en fazla gelir kaynağı üniversite öğrencileri. Ondan sonra turizm. Şimdi üniversite öğrencileri ister istemez ekonomik durumdan etkileniyor. Kiraladıkları evleri hâlâ daha döviz üzerinden ödeyenler var, döviz de bir anda patladı. Bu psikolojik buhranları bir şekilde esnafa yansımaya başladı. Çünkü mutsuzlar. Ellerindeki parayı kiraya veriyorlar, öyle olunca da gıda sektörüne, hizmet sektörüne sınırlı bir bütçe ayırıyorlar. Biz Mağusa’da kendi mekânımızı açarken özellikle Surlariçi bölgesinde sakin, yavaş, insanların talebinin düşük olduğunu biliyorduk. Yani genel anlamda düşüncemiz genciz, daha yeni hayata atılıyoruz ama biz biraz da ‘sırtımızı devlete dayayalım’ dan uzak burada ne yapabiliriz, nasıl bir şekilde öğrenciyi, turisti veya yerel halkı Surlariçi’ne getirtebiliriz diye düşünüyoruz. Bu, sadece bizim için değil diğer kafeler için de Surlariçi’nin kalkınması adına önemli bir durum. Biz de bu konuda elimizden geleni yapmaya çalıştık ve böyle bir mekân açtık. Şu an satışlar konusunda çok şaşırdığımı söyleyemem ama tabiki, çok durgun. İnsanlar geldiğinde menüye bakıp alacağı ürünü hemen sipariş etmiyor, önce fiyatına bakıyor. Kendimden de biliyorum, eskiden mekânın konforuna, kalitesine daha çok önem verirken şimdi fiyatlara önem vermeye başladım. İnsanlar mekânın ve satılan ürünün kalitesinden fazla ucuzluğuna önem vermeye başladı. Tüm bunlar ekonomik anlamda zor bir süreçten geçtiğimizin göstergesi. Yani ekonomik kriz olmasına rağmen insanlar vurdumduymazlık yaparak yemesine, içmesine devam ediyor demem mümkün değil. Şimdi satışlarda bir durgunluk var, insanlar gıda, hizmet sektörüne uzak bakıyor. Bu durumun ne yöne doğru evrileceğini de bilemiyoruz. Çünkü bu yılı atlatalım, gelecek yıl daha güzel olacak da diyemiyoruz. Bunun bu şekilde daha ne kadar devam edeceği devlet yetkilileri tarafından tespit edilebilir diye düşünüyorum. Biz daha yeniyiz ama yine de işletme olarak hayalimiz turistlerle mekânımızı işletmekti ama gelen turist bile bu konuda seçici davranıyor. Haliyle yerel halk da daha temkinli yaklaşıyor. Sadece yeme, içme konusunda değil, buraya gelirken, giderken harcayacağı benzin parası da etkili oluyor. Her anlamda bir ekonomik kriz olduğu için insanlar evde kalmayı tercih edecek durumdalar. Biz dileriz ki daha fazla insan Surlariçi’ne gelip vakit geçirsin, buraları daha iyi tanısın, bu sektörlere, en önemlisi yerel üretime daha fazla önem versin. Şunun da bilincine varmamız gerekiyor bizim şu an ekonomik kriz yaşamamızın sebebi bizim yerel üretime önem vermememiz, üretmiyor olmamızdır. Biz işletme olarak bu konuya hassasiyet gösterdik ve sattığımız ürünleri ya kendimiz üretiyoruz ya da ülkede üretenlerden satın alıyoruz. Bunların düzelmesi için her şeyi devletten beklememek gerekiyor. Tabiki, şu anda hükümetten beklentimiz halkı yerel üretime teşvik edecek uygulamalar yapmasıdır. Bizim ekonomimize hangi alandaki üretimler katkı koyabilir diye bir denetleme yapılması gerekiyor. Yapılması gereken en önemli girişimlerden birisi ülke genelindeki işletmelerin vergi denetimlerinin sıkılaştırılmasıdır. Devletin yapabileceği imkanlar da sınırlı ama halkımız kendi çabasıyla ne olursa olsun hiçbir işi, sektörü küçümsemeden üretmeye çalışmalı. Evet, şimdi bize bir ambargo uygulanabilir ama hayallerimizde bir ambargo olmamalı. Şu an öyle bir ülkede yaşıyoruz ki her şeyimiz dışarıdan geliyor. Bizim hiçbir sektörü küçümsemeden bir an önce üretmeye başlamamız gerekiyor. Şimdi Amerika telefon, bilgisayar üretiyor diye şimdiden bizim de öyle şeyler üretmemiz şart değil. Domates olur, marul olur başka bir şey olur ama yeter ki üretelim. Devletin de üreticileri bu noktada desteklemesi gerektiğini düşünüyorum. Hükümetten bir beklentim de bir yerlerde bir şeyler yapmaya çalışan, bazı riskler alıp üretmeye çalışan gençlere daha fazla destek vermesidir. Tamam, şu an belli başlı destekler var ama siz bu destek kredilerini büyük şirketlere yönelik düşündüğünüzde altlardan gelenler kendini geliştiremiyor. Okulda da çevremde de gözlemliyorum, gençler hayaller kuruyor, üretmeye çalışıyor ama devlet bunları desteklemek yerine bunların önünü kapatıyor. Biz de burayı açana kadar vergi, sağlık, sigorta anlamında birçok engelle karşılaştık. Desteği geçtim, biz hayallerimizi, üretimlerimizi rahat bir şekilde gerçekleştiremiyoruz. Şu an ben bütün enerjimi daha iyi şeyler yapabilmek, üretebilmek, hedef kitleme ulaştırabilmek, pazarlamayı düşünmek yerine vergiler, sorunlar, bürokrasiye harcıyorum. Enerjimi buna harcadıktan sonra ben kendi mekânım için nasıl verimli olabilirim! Bunun için ben devletin gençlerin önünü açması gerektiğini düşünüyorum. Öneri verecek olursam genç yatırımcılara, girişimcilere yön gösterecek birimler kurulması lazım.”


Güven Başarır: Halkın alım gücü yok 

“Satışlar çok durgun, hiçbir şey satamıyoruz. Çünkü yerli halkın alım gücü yok, turizme bakınca yeterli turist de gelmiyor. Zaten birkaç turiste bakıyoruz. Tarihsel, kültürel ve konum olarak ülkenin en güzel yerlerinden biri olan Mağusa ‘da turist yok, esnaf nasıl yaşayacak bilmiyorum. Yaz geldiği için satışlar düşük, kışı bekleyelim dedik, kışta ise yazı bekleyelim dedik. Bekledik ama hiçbir şey değişmedi.”


Kasım Uluçaylı: Turizm, devlet politikası haline gelerek esnafa uygun hale getirilmeli

“ Bizim ülkemize gelen turistler her şey dâhil konaklamaktadırlar. Her şey dâhil olduğu için belirli bir bütçeyle geliyorlar. Ulaşım da çok zor. Şimdi baktığımızda Kaya Artemis’ten buraya bir turistin gelmesi bir dükkân sahibinin mutlu olmasını sağlayabilir. Dolayısıyla ulaşım, Bafra bölgesinden Mağusa ’ya yönelik ucuz bir şekilde sağlanmalıdır. Bir de şöyle bir şey var ki gelen turistler otellerde her şey dâhil bir şekilde konakladığı için çarşıya çıkma ihtiyacı da duymuyor. Dolayısıyla bu bir devlet politikası olmalı. Turisti gezmeye, alışveriş yapmaya teşvik edecek turizm politikaları izlenmeli. Turistlere hizmet açısından da bazı girişimlerin yapılması gerekiyor. Mesela belli yerlere sıcaktan bunalanlar için ücretsiz su veren çeşmeler, gölgelikler konmalı. Özetle şunu söylemek istiyorum devlet memuru klimalı odasından dışarıya çıkmaz. Bunun için yaz gelmeden önce ilgili yetkililerin esnaftan bazı kişileri seçerek gerek satışlar için, gerek turizm için ne yapılabileceği konusunda bir toplantı gerçekleştirmesi gerekir. Toplantıda alınan kararları da uygulamalıdır. Çünkü esnafın durumu hiç iç açıcı değil.”


Hasan Özbil: İnsanlar sıcaklardan dolayı Kaleiçi’ne gelmeyi tercih etmiyor

“ Sıcaklardan dolayı işlerimiz çok düştü. Görüldüğü gibi kimse Mağusa’da kalmıyor çünkü aşırı sıcaklar insanları başka yerlere gitmeye zorluyor. Bir de gelen turistlerin tamamına yakını Karpaz’a, deniz kenarlarına gidiyorlar. Yani Kaleiçi’ne gitmeyi tercih etmiyorlar. Yerli halk da zaten evden çıkmıyor. Öyle olunca da satışlarımız düştü. İşte bir Petek Pastahanesi’nin oralarda akşamları canlı müzik olduğu için bir canlılık var yoksa genel anlamda bir hareket yok.”


Ferdiye Özkanı: Sesimizi duyan yok

“ O kadar zamandır bu konularda konuşup duruyoruz ama sesimizi kim duyuyor! Devlet yetkilileri bir şey yapmıyor, belki de yapamıyor. Biz artık derdimizi söylemekten bıktık, işte düzelmiyor. Bizim zor çektiğimiz gibi belki büyüklerimiz de zor çekiyor ki bu durumlar düzelmiyor, ilgilenmiyorlar ve zorluk çekiyoruz.”


Hulusi İpekçioğlu: Sadece vergi almayı biliyorlar

“Konuşsan ne konuşmasan ne bütün esnaf kan ağlıyor. Sözde turist geliyor ama ucuz turist geliyor. Gelen turistlerin alım gücü olmadığı için esnaf kan ağlamaya devam ediyor. Koskoca Kaleiçi’nde üç beş dükkân çalışıyor. Biz belediyelere, devlete kaç kere söyledik, buraları ışıklandırın, güzelleştirin, turiste çekici gelecek girişimlerde bulunun dedik ama dinleyen kim! Yapabilirsen kendin yap ki sen de esnafsın buna gücün yetmez. Devletin rehberlerle anlaşması var. Rehberler turistleri buraya getirip gezdiriyor ve her turist başına da komisyon alıyor. Ama bu rehberler turistleri buraya getirmiyor, onlar parasını kazanıyor, biz aç kalıyoruz. Kendimizi zor geçindiriyoruz. İnsan yok. Bir ürün sattığımızda idare eder diyoruz, iki ürün sattığımızda kirayı çıkardığımız için rahatlıyoruz, üç ürün sattığımızda ise seviniyoruz. Durum bu kadar kötü işte. Devletin burayı çekici kılacak politikaları da yok. Turistleri taşıyan otobüsler Petek Pastanesi’nin orada duruyor. Buraya getirmiyor. Onlar da haklı burada yeterli park yeri de yok. Ama 10 otobüs oraya gidiyorsa 1-2 otobüs de buraya gelsin istiyoruz. Buraları gezsinler. Gezdikten sonra ne olacak? Yorulacaklar, acıkacaklar, ailelerine hediye almak isteyecekler, Kıbrıs kültürüne ait anılar biriktirmek isteyecekler esnaf canlanacak. İki parça iki parçadır. Bir gün bu dükkân çalıştıysa yarın diğer dükkân çalışsın. Otobüslerin buraya gelebilecekleri yerler konusunda belediyelere, turizm merkezine, bakanlığa gittik kimse ilgilenmedi. Sadece vergi istiyorlar. Emekli maaşımız olmasa imkânı yok geçinemeyiz. Emekli olduğumuz için böyle idare ediyoruz. Bunlara rağmen vergi istiyorlar. Ben kazanmazsam sana nasıl vergi vereceğim! Bütün esnafın sorunu aynıdır. Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin de bir şeye elini attığı yok. Kaleiçi’ndeki tarihi eserlere bakın yıkık dökük. Hiçbir yenilik yapmıyorlar. Şimdi benim bu konuştuklarım Yeni Bakış’ta yayınlanacak, tamam da bizi kim dikkate alacak! Vatandaşı düşünen kim! Hiç kimse! ‘Benim cebim dolu, benim sorunum yok bana ne diğerinden’ zihniyetiyle hiçbir yere varamayız. Bazıları otobüslerinin hepsinin burada durmasını istiyor ama o halde de diğer taraf işlemeyecek, benim istediğim iki tarafın da işlemesi, devletin buna bir el atması. Başka ülkelerde hep böyledir. Esnaf kazansın ki buraları daha güzel yapsın. Mağusa’nın içerisine gece girsen yürüyemezsin, etraf karanlık bir ışıklandırma yok. Kaç kere söyledik fakat düzelten olmadı. Bir ışıklandırma koysalar tarihi eserler ortaya çıkacak, daha çok ilgi çekecek. Ondan sonra vatandaş kan ağlıyor.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği
Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)