Kitap aşkı bir başka

Kitap aşkı bir başka

Rıdvan Arifoğlu, 9 yıldan beri geçimini sahaflık yaparak sağlıyor. Aynı zamanda şair de olan Arifoğlu, kitapları çok sevdiği için bu işe girdiğini belirtti

14 Temmuz 2019 - 09:08 - Güncelleme: 15 Temmuz 2019 - 11:17

-Arifoğlu: Bir çok kitabı kütüphanelerde de bulamamanın sıkıntısını yaşadım ve eski, ikinci el, zor bulunan kitapların bulunabileceği bir sahaf açma fikri o zaman doğdu 


Ahmet UÇAR

Rıdvan Arifoğlu, 9 yıldan beri  geçimini sahaflık yaparak sağlıyor. Aynı zamannda şair de olan Arifoğlu, kitapları çok sevdiği için bu işe girdiğini belirtti. Rıdvan Arifoğlu, saaflık serüveniniYeni Bakış’a anlattı.  


Y.B. : Kuzey Kıbrıs’ta sahaflığı bırakın yayınevi veya kitabevi bir elin parmağını geçmeyecek kadar az. Siz ise neredeyse tek başınıza sahaflık yapıyorsunuz. Peki, bu sahaflık macerası nasıl başladı. Biraz öncesine gidecek olursak, sizi sahaflığa iten etkenler nelerdi? 

Rıdvan Arifoğlu:

1992’den beri İstanbul’da sahafların içindeyim. Farklı kitapları bulmak için sonradan bir kısmıyla arkadaş olacağım bu insanlara gidiyordum mecburen. İstanbul’a gittiğim gün çevreyi biraz tanıdıktan sonra ertesi gün gittiğim ilk yer kitapçılar ve sahaflardı. Farklı şiir kitaplarını ancak sahaflarda bulabiliyordum. Daha sonra okumalar genişledikçe en çok gittiğim mekânlar olmaya başladı sahaflar. Bizim fakülte, Taşkışla, Taksim’e yakın. 2003’te Kıbrıs’a döndüğümde bir mekân açma düşüncem yoktu. Askerlik, üniversitede ders verme derken 2006’dan sonra istediğim birçok kitabı kütüphanelerde de bulamamanın sıkıntısını yaşadım ve eski, ikinci el, zor bulunan kitapların bulunabileceği bir sahaf açma fikri o zaman doğdu. 


Y.B.: Sahaflığa fiilen atılım göstermeniz nasıl oldu? 

R.A: İlk sahaf dükkânımı 9 yıl önce Okullar Yolu’nda açtım. Ama hem dükkânın yeri kötüydü hem de işletme konusunda tecrübesizdim. Yine de öğreniyordum şimdi öğrendiğim gibi. Bir süre sonra bir arkadaş mahkemelerin karşısındaki yerini dükkân olarak kullanmama izin verdi ama orası da kalıcı değildi. Ardından kitaplarımı eve ve depoya yığıp arada internette mezat yapmaya başladım. Bizim insanımızın bir kısmı Amerika’ya vb. yerlere okumaya gidince bir kültür şoku yaşar, bende bu ters oldu, Kıbrıs’a gelince şok yaşadım, diğer sorunlar ayrı. İstanbul benim için sanki bin yıl yaşadığım bir şehirdi. Neden olduğunu çözümlemeye çalışırken kardeşimin öngörüsüyle belediyeye ait olan Bandabuliya’ya girdik. 4 yıl olmuş. Yani şiir ve kardeş diyelim.  Ben mekânı hobi olsun diye ya da çok para kazanayım diye açmadım. Her şey dengeli ve bilgiyle giderse sağlıklı olur.


Y.B.:Dokuz yıllık sahaflık serüveniniz boyunca ne gibi durumlarla karşılaştınız ? 

 R.A.: Bizde üretim az olduğu için akış ve hareket de zor çözümlenebilir durumdadır, durağandır ama orada bile detaya inince inanılmaz bir zenginlik keşfederiz. “İnsan tükenmez,” der Fazıl Hüsnü Dağlarca. Sahaflık yaptığım süre boyunca çok güzel şeyler yaşadım ama bir takım insanların sıfat tutkusu çok garibime gitti. Bandabuliya’da bir süre sonra anladık ki memlekette bir sürü sahaf varmış. Bir yerde röportaj çıkınca dükkâna gelip sahaflıkla antikacılığın aynı şey olduğunu sanan ve “Benim iznim olmadan sahaf olamazsın,” diyen antikacıdan tut da aniden dükkânına kitap yığan pulcuya kadar... İnternette korsan kitap koyup kendine sahaf diyen de cabası. Küçük çevre olunca bunları söyleyemeyeceğinizi sanırlar, öyle alışmışlar. Bir şeyi iyi yapmaktan çok birinci olma çabası. Gerek yok. Bildiklerini iyi yapmaya çalışsınlar yeter. Küçük Prens’i bile bilmeyen antikacıdan bozma kitapçı düşünün. Bunlara da lafımızı söyleyeceğiz elbet. Yaşadığım en güzel şeylerden biri uzun süredir okumayan insanların mekândan ve ilgi göstermenizden dolayı tekrar okumaya başlamasıdır. Çok zorluk var ama Türkiye’yle Kıbrıs arasındaki belirsiz ilişkiler teknik kısımlarda beni bezdirdi. Buradaki kültürel kapanıklık ise daha çok duygulara yöneliktir. Onu az-çok tanıyoruz, psikolojisiyle sosyolojisiyle matematiğiyle hepsi önümde bir tablo gibi, ama yine de şaşırtıcı bir şey çıkıyor. 


Y.B. : Dükkânınız tarihsel ve kültürel açıdan en zengin bölgelerinden birisi olan Surlariçi’nde yer alıyor. Bölgedeki okurlarınızı da dikkate alacak olursanız siz dükkanınızın konumu hakkında ne düşünüyorsunuz ? 

R.A.: Dükkanın konumundan şikayet edemem. Olumsuz yönlerini öne çıkararak güzel şeyleri görmezden gelemem. Bence Lefkoşa’nın uygun yerlerinden biridir, bir sahaf için, şimdilik. Neredeyse uygun bir bölge de yoktur bu döngüde. Ben çok şeyi araştırıyorum, çok çeşitli yayınlara bakıyorum, bu hem bunaltıcı hem de eğlenceli olur. Bulunduğum konumda insan çeşitliliği vardır. Birbiriyle günlük hayatta buluşmayacak insanların dükkânımda buluşması güzel oluyor. Zıtlıkların çoğunun bir yerde önyargıdan başka bir şey olmadığını anlıyorsunuz.


Y. B.: Sahaf olmanızın yanında aynı zamanda bir şairsiniz. Şairlikle sahaflık arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz ? 

R.A: İnsanlar kendi gündemleriyle gelirler ve bunu tek başınıza karşılarsınız. Şiir için vurgular, melodiler, sesler doğadadır ama insanların konuşmalarındadır da, kendi eserinize bir katkıdır bu. Yani şiir ilginizi diri tutar bu durumda. Başka bir işte benim için böyle olur muydu bilmiyorum.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
İngiliz turiste tecavüz edip kameraya çekmişler
İngiliz turiste tecavüz edip kameraya çekmişler