DOLAR 46,8859 0.09%
EURO 53,7205 0.33%
ALTIN 6.118,71-0,28
BITCOIN 2900499-1.31066%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Köklü tarım politikası şart

ABONE OL
26 Kasım 2018 07:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Çavuş Kelle, ülkenin ekim, dikim planı ve ne kadar üretime ihtiyacı olduğunun öncelikle  planlanması gerektiğini, bunun ardından ise ihracat planlamasının yapılması gerektiğini belirtti


Tatrışmalara neden olan yerli patatesin ise, bugünlerde hasat aşamasına geçeceğini belirten Kelle, fiyatların da yeni hasatlarla birlikte düşeceğini söyledi. Kelle, yeni hasatla birlikte yerli patatesin tüketiciyle buluşması noktasında fiyat bakımından standart noktaya taşınacağını da söyledi 


Toprak Ürünleri Kurumu’nun ise bir denetim faktörü olduğunu ancak bu denetim mekanizmasının sağlıklı çalıştırılmadığına vurgu yapan Kelle, kurumun sadece üretimde sıkışılan durumlarda değil, tüm üretilen ürünler ve genel anlamda üretim alanında her zaman üretici ve tüketici arasındaki bağı kurmasının gerektiğini ifade etti


Kelle, ülke kurumlarının kimler tarafından nasıl yönetildiğinin de ortaya konulması gerektiğine işaret etti. Kelle, üretici ve tüketici arasında denge unsuru olarak, fiyatların istikrarını sağlaması ve tüketici ile üreticinin haklarını koruması gereken kurumların doğru ve iyi yönetilmediğini savundu


Kelle, her gelen hükümetin bu ve benzer kurumlara yaptığı siyasi atamalarla bu kurumların işlevselliğini ortadan kaldırdığını kaydetti. Kelle, “Her gelen hükümet kendi siyasi atamaları ile birlikte bu kurumlar üzerinde siyaset yapmaya çalışıyor ve bu kurumlar üzerinde kendi siyasi çevrelerine olanaklar sağlamaya çalışıyor. Bu da tüketici ve üreticiyi mağdur olma noktasına getiriyor” dedi


Özlem ÇİMENDAL


Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin Çavuş Kelle, sürdürülebilir bir tarım politikası olmayan KKTC’de üretimin gün geçtikçe geriye gittiğini dile getirerek, 2019 bütçesinin de tarımda umut ışığı yakmadığını kaydetti. Kelle, 2019 yılının çiftçi ve üretici için çok çetin geçeceğine işaret etti. 


“Üretici hak etmediği söz ve davranışlarla karşılaştı”

Kelle, genelde ülke üreticisi özelde patates üreticileri için gelinen son noktanın oldukça üzücü olduğunu ifade etti. Kelle, KKTC üreticisinin üretimin oldukça zor olduğu mevcut durumda hak etmediği davranış ve sözlere maruz kaldığını söyledi. Kelle, “Üretici vatandaşın her karnı doyduktan sonra şükretmesini bekler. Çünkü üretmek kadar zor bir şey yoktur dünyada” diye konuştu. 

Patatesteki mevcut fiyatlar, gerçek fiyatı değil

KKTC’de üretilen patatesin fiyatının şu anki fiyat olmadığının da altını çizen Kelle, birçok sebepten dolayı fiyatların yukarıya fırladığını kaydetti. Kelle, dövizin ve girdi maliyetlerinin yüksekliğinin önemli ölçüde etkilediği fiyatların tüketiciye olumsuz yansıdığını dile getirdi. 

Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında ve diğer başka yollarla patatesin Güney Kıbrıs’a geçmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Kelle şöyle konuştu: “Hal böyle olunca da tüccar elindeki malı en iyi şekilde değerlendirme düşüncesi ile ya Güney’e satmıştır ya da stokçuluk yolu ile saklama ve fiyatları artırma yoluna gitmiştir.”

Devir teknoloji devri iken teknoloji kullanılamıyor 

Üretim noktasında hükümetin bir an evvel hayata geçirmesi gereken şeyin sürdürülebilir tarım politikası olduğuna vurgu yapan Kelle, “Tarım sadece ekilen, biçilen bir algıda değil, planlamanın da hayata geçirilmesi algısında ele alınmalıdır. Geçmişte İngiliz döneminde bu yapılabiliyorken, bugün teknolojinin de ilerlemiş olmasına ve tek tıkla birçok şeyi halledebiliyorken bunu yapamıyor oluşumuz oldukça düşündürücüdür” diye konuştu. 

Ülkenin üretim ihtiyacı ve üretimi denetlenmeli  

Ülkenin ekim, dikim planı ve ülkenin ne kadar üretime ihtiyacı olduğunun çıkarılması gerektiğinin altını da çizen Kelle, ihracatın da planlamadan sonra hayat bulması gerektiğini dile getirdi. Kelle, “Biz her zaman planlı politikaları savunduk. Bir ürünün ekim zamanı, ilaçlama zamanı ve hasta zamanı denetlenebilir olmalı, takibi yapılabilmeli” dedi. 

Patateste gelinen nokta, planlı ve iyi yönetilmemeden kaynaklı  

Patateste yaşanan krizin aşılması adına ithalat yoluna gidilmesine de değinen Kelle, “Tabii ki ülkede patates yoksa ithalat yapılmalıdır ancak bizim geldiğimiz nokta, planlı ve iyi yönetilmemizden kaynaklı sıkıntıları yaşamamıza neden olmuştur. Patates eskiden fakirin ekmeği olarak bilinirdi ancak şu an zenginin sofrasında bulunmaktadır” diye konuştu. 

Fiyatlar yeni hasatla birlikte düşecek

Yerli patatesin bugünlerde hasat aşamasına geçeceğini belirten Kelle, fiyatların da yeni hasatlarla birlikte düşeceğini söyledi. Kelle, yeni hasatla birlikte yerli patatesin tüketiciyle buluşması noktasında fiyat bakımından standart noktaya gelineceğini de dile getirdi. Kelle, üretici ve tüketici arasındaki dengenin ise bir an evvel kurulması gerektiğini savundu. 

TÜK iyi yönetilmedi, zararı üretici ve halka oldu 

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK)’nun bir denetim faktörü olduğunu ancak bu denetim mekanizmasının sağlıklı çalıştırılmadığını söyleyen Kelle, kurumun sadece üretimde sıkışılan durumlarda değil, tüm üretilen ürünler ve genel anlamda üretim alanında her zaman üretici ve tüketici arasındaki bağı kurmasının gerektiğini ifade etti. Kelle, “Ama maalesef TÜK’ün yapısal sıkıntılarından dolayı 2014’ten bu yana sürdürülebilir bir yapıda olmadığını bilmemize ve ifade etmemize rağmen herhangi bir iyileştirmeye gidemedik. Üretim kadar kurumlarımıza da sahip çıkmamız gerekmektedir. TÜK ve benzer kurumlarımıza da sahip çıkmamız gerekmektedir” diye konuştu. 

“Üretimde denge unsuru sağlayacak kurumlar iyi yönetilmiyor”

Ülke kurumları için öz eleştirilerde de bulunulmasının kaçınılmaz olduğunu söyleyen Kelle, kurumların kimler tarafından nasıl yönetildiğinin de ortaya konulması gerektiğine işaret etti. Kelle, “Daha önceleri gıda bölümü için çalışan Levazım Gıda Pazarlama bölümü vardı, maalesef daha sonra levazım ayağı da iyi yönetilmediği için girdi maliyetlerinin yükselmesine neden oluyor. Eğer gerçek anlamda kooperatif ve levazım köylünün yanında olsaydı bugün bu girdi maliyetleri düşecek ve ürettiğimiz gıda ürünlerinin fiyatları da tüketiciye daha uygun fiyata yansıyacaktı. Biz üretim ile birlikte arada denge unsuru sağlayacak kurumlarımızı da maalesef iyi yönetemedik. Bu anlamda da bunları ara yerden çıkararak, bilinçli bir şekilde tüccarları soktuk bunların yerine” dedi.

Siyasiler kendilerine siyasi menfaat için kurumları kullanıyor 

Üretici ve tüketici arasında denge unsuru olarak, fiyatların istikrarını sağlaması ve tüketici ile üreticinin haklarını koruması gereken kurumların doğru ve iyi yönetilmediğini savunan Kelle, her gelen hükümetin bu ve benzer kurumlara yaptığı siyasi atamalarla bu kurumların işlevselliğini ortadan kaldırdığına işaret etti. Kelle, “Her gelen hükümet kendi siyasi atamaları ile birlikte bu kurumlar üzerinde siyaset yapmaya çalışıyor ve bu kurumlar üzerinde kendi siyasi çevrelerine olanaklar sağlamaya çalışıyorlar. Bu da tüketici ve üreticiyi mağdur olma noktasına getiriyor. Bizim her zaman söylediğimiz şey biz daha aktif şekilde bu kurumlarda ve yönetimlerinde söz sahibi olmak istiyoruz. TÜK’te Çiftçiler Birliği’nin bir temsilcisi var, hükümet temsilcileri arasında beşte bir oyu var. Bu nedenle buralardaki temsiliyet gücümüzün artması, kooperatif ve levazım ayağında temsiliyetlerimizin çoğalması ile üretimin de bir o kadar daha kolaylaşması ve üretilen ürünlerin maliyetlerinin düşmesi de sağlanacaktır. Bu da halka olumlu olarak yansıyacaktır” ifadelerini kullandı. 


Kooperatifçilik gerektiği gibi işletilmiyor 

Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin iktidara gelirken kooperatifçilik üzerinde durarak, kooperatifçiliği ön plana çıkardığını ancak iktidara geldikten sonra durumun beklenenin tam aksi olduğunu ifade eden Kelle, “Ama bu kooperatif ve kooperatifçilik köylünün kutuplaşması ve bir araya gelen 9-10 kişi ile kurulabilecek bir yapı olmamalıdır. Kooperatifçilik bugün dünyanın bizi örnek aldığı tek yönümüzdür. Kooperatiflerimize, kurumlarımıza, bankalarımıza sahip çıkmaz isek bizi kırsalda bir o kadar daha zor günler beklemektedir. Üretimdeki sorunları bir bütün olarak ele alarak ortaya koysak ve üretimin ekim aşamasından, hasat ve sofra aşamasına kadar olan süreci başarılı bir şekilde yönlendirebilirsek, bu tüketiciye fiyat anlamında olumlu yansıyacaktır” diye konuştu. 

“Tarımda masa başı hesaplama olmaz, aracılar ortadan kalkmalı”

Tarımın ve üretimin masa başında yapılan hesaplamalarla yönetilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Kelle, yapılması gerekenin arazide gözlem ve veriler ışığında atılacak adımlar olması gerektiğini savundu. Kelle, “Tüm bunları yapabilirsek, maliyeti düşürerek, ürünlerdeki rekolteyi yüksek tutabiliriz. Buna bağlı olarak aracılık ortadan kaldırılırsa, tüketici ile daha sağlıklı şartlarda ve uygun fiyatlarda buluşabilir ve tüketicimize daha sağlıklı, daha güzel ve daha uygun fiyatlarla gıda maddesi satabiliriz” şeklinde konuştu. 

2019 tarımda çok zor bir yıl olacak 

2019 bütçesinin ne mevcut tarım için ne de sürdürülebilir tarım politikası için iç açıcı olmadığına vurgu yapan Kelle, hataların ve yanlışların görülmesine rağmen aynı hataların yapılmaya devam edildiğine dikkat çekti. Kelle, “Geçen yılın bütçesi ile de bir şeylerin düzelerek ileriye gidemeyeceğini söyledik ve bu yılki bütçe için de bir şeyin değişmediğini söyledik. Ama maalesef hükümetten aldığımız cevap mevcut hükümetin başa geldiğinde bütçenin hazırlanmış olduğu ve bir şey yapılamayacağı oldu. Bütçe tadilatı yapılabilirdi ancak yapılmadı” dedi. 2019 yılının tarım için çok zor bir yıl olacağına da dikkat çeken Kelle, yüzde 40’ları geçen enflasyon oranına rağmen, bütçede yüzde 15’lik bir artışın ön görüldüğünü söyledi. Artan enflasyon oranına karşılık verilen bütçe artışının üretimi sağlıklı ve ucuz kılamayacağı gerçeğini de doğurduğunu söyleyen Kelle, girdi maliyetlerinin de yüzde yüz ve yüzde yirmilerde artışının tarımda dengelemeyi imkansızlaştırdığını ifade etti. Kelle, 2019 yılı için atılan adımların yeterli olmadığı gibi, sıkı çalışmaya da ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Kelle, 2019 bütçesi için ne kadar iyileştirme yapılırsa, üretim ve ülke gıda alanının da o kadar sağlıklı olacağına işaret etti. Kelle, aksi takdirde 2019 yılının da üretimde ve ülkenin iç gıda ihtiyacında halihazırda yaşanan sorunların aşılmayacağı gibi katlanarak daha sıkıntılı süreçleri de beraberinde getireceğine dikkat çekti.  

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle