Burası KKTC(!)


“Cycle to Yafa” yarışı dün Lefkoşa- Gaziveren arasında yapıldı.

Ne yazık ki ben de yarış esnasında Lefkoşa-Güzelyurt yolunda olan sürücülerden biriydim.

Dikkat ederseniz ne güzel gibi olumlu bir şey söylemiyorum! Esasında mantığı da amacı da çok güzel olan etkinlik için, ne yazık demek zorunda kalıyorum!

Ne güzel! 

Elbette yarışlar yapılsın. 

Ne güzel!

 Elbette bisikleti seven, aşılayan ve destekleyen işler olsun...

Da organize olsun. Akıl karıştırmasın. Trafiği dağıtmasın.

Saatli bir organizasyona katılmak üzere sabahtan yola çıktım. Yönüm Güzelyurt olacaktı. Dereboyu kavşağından Metehan'a doğru döndüm. Kavşağa eriştiğimde yan şeridin kapalı olduğunu gördüm. Yani Metehan kavşağından Dereboyu’na girişi sarı bandı bir uçtan bir uca çekerek kapatmışlardı.

Merak ettim etmesine de yönüm olmadığından devam ettim. “Galın Yol”dan Alayköy bölgesine erişmeyi, oradan da Güzelyurt anayoluna çıkmayı planlıyordum. Zamanım da vardı, keyfim de. 

Oğlumla sohbet ede ede ilerlerken Galın Yol’un sonunda, Güzelyurt yönüne doğru ilerlerken oraya kadar hiçbir uyarı, işaret, işaretçi bulunmadığı halde yol yine bantlar çekilerek kapatılmış motosikletli ve cipli polisler fır dönüyor...

Zorunlu olarak istikametimizi Gönyeli Belediye Bulvarı’na çevirdik. Haliyle olaylı üst geçidin çirkin çukurlu ve asfaltsızlaştırılmış ucube yolundan çıkmak zorunda kalacaktım.

Artık endişeliydim. Çünkü gecikme riskim vardı.

Çaresiz, bilgisiz ve acaba yolda ne bulurum diye ilerlerken, polis kostümlü ama polis olmadıklarına inanmak istediğim, ellerinde sarı ya da turuncu üçgen şeklinde kumaş parçaları tutan insanlar vardı. 

Ara ara yolun kenarında tekli veya ikili bisikletçiler, bir de yığın halde ambulans, polis, yedekçilerden oluşan ve tüm yolu işgal eden gruplar.

Trafiği hem işaretsiz hem de hunharca katlederek ilerleyen bu kalabalık, yollar kapalıymış da bugün sadece onlara aitmiş gibi davranıyorlar, lütfedip arkadan gelenleri gördüklerinde ise son derece ağır bir şekilde taraflarına çekiliyorlardı. 

Ömür törpüsü gibi, iki yerde 30 km/saat ilerlemek zorunda kaldığımız yolun en facia yeri Güzelyurt kavşağına vardığımız noktaydı. Kavşaktan 600 metre kadar geride bisikletçiler sol şeritte, polislerse ağır ağır sağ şeritte... Önde birçok yedek bisiklet ve bisiklet tekerleği taşıyan araca ek olarak bir takım yine polis giyimli gibi olup polis olmadıklarını duymak istediğim enteresan motorlular vardı. Scooter süren dahi vardı.  

Polisin arkasından sağ şeritte ağır ağır ilerlerken ama benim yol özgürlüğüm katledilmiş ve onları korumak demek beni yolumdan alıkoymak demek olmadığından kesinlikle emin olduğum bir şekilde oğlumla bu saçma organizasyon anlayışını tartışarak ilerlerken polis lütfedip yolu açtı. 

Önündeki motorlular da lütfettiler. 

Tam kavşakta 4 adam!

Biri dur işareti yapıyor!

Öbürü geç!

Bir başkası telaşla yolun sağına doğru koşar adım ilerliyor.!

Sonuncusu da çemberin bordür taşına çıkmış o turuncu/sarı bayrağı sallıyor.

Eyvah!

Durmalı mıyım geçmeli miyim?

Polis hangisi?

Benim komutumu kim veriyor?

Hangisi bana bir şey anlatıyor olabilir? 

Telaşa kapılmamaya çalışarak ilerledim...

Gariptir: Sonradan anladım! 

Hiçbir işaret bana değilmiş! Birkaç yüz metre gerimde olanlaraymış!

***

Yahu etkinlik güzel. Amaç güzel!

Yapılan iş güzel...

Ama etkinlikler zaten mahvolmuş ve birçok açıdan sorunlu olan yollarımızı daha da tehlikeli hale getirmek için yapılmaz. Yapılmamalı. Organizeler tehdit yaratmamalı. Birilerinin güvenliği sağlanacak diye öbürleri tehdit edilmemeli.

Ve sonunda vardık...

Ama ne yoldu!

İnanın 12 saat araba sürsem anca bu kadar yorulacaktım.

***

17 yaşındaki oğlumdan aldığım yorum beni en çok düşündüren şey oldu: 

“Annecim burası KKTC! Bunlar normal!”

Düşünebiliyor musunuz? Bunu öğrettikleri kaçıncı nesil? Ve nasıl da kabul ediliyor, kanıksanıyor kendimize yakıştırmadığımız bu düzensiz, sistemsiz işler!

Dr. Çiğdem DÜRÜST