KAPAK OLACAK


Tabii ki geriden takip edeceğiz.

Tabii ki Serdar Denktaş 16 yıl önce Bölgemizdeki hidrokarbon yataklarından bahsederken sessiz kalınmalıydı. Gizli tutulmalıydı.

Tabii ki bazı bilgiler ve bazı kaynaklar ya da bu konuda geçmişte yapılan araştırmalar sümenaltı edilmeliydi. Çünkü o gün için koşullar emperyalizmin istekleri doğrultusunda hedeflenen noktaya erişmemişti. 

Fakat bugün artık günüdür!

Önümüzdeki 50 yıllık süreç içerisinde hangi bölgenin yok edilerek ve dünyanın bazı coğrafyalarındaki insanların yok olmak pahasına, hiçe sayılarak, savaşlarda ve çeşitli doğal afetler nedeniyle telef edilmelerine göz yumulacağı ancak ve ancak emperyalizmin politikaları doğrultusunda gelişebilir.

***

Ortadoğu’da işleri henüz bitmedi!

Ve coğrafya olarak Ortadoğu’ya yakınlığımız, Avrupa’dan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden uzaklığımız, bizi dünyanın ilk yok olacak ya da yok olmasında sakınca görülmeyecek bölgeleri haline dönüştürüyor.

Doğal kaynaklarımız, yerküre katmanları içerisinde kapladıkları kütle nedeniyle, çıkarılmaya başladığı andan itibaren, Kıbrıs’ın tarihsel süreç içerisindeki “7 kez battı çıktı” hikayelerinin bir yenisinin yaşanmayacağının garantisi yoktur!

Önemli olan hidrokarbon yataklarının kimlerin çıkarı için, hangi amaçla ve hangi yöntemle çıkarılacakları ve kullanılacaklarıdır.

Dünya acımasızdır Sayın Serdar Denktaş!

Sizin babanızın, geçen yüzyılın ortalarına doğru İngilizlerin bu adada yaptığı keşiflerle ilgili ne kadar derin bir bilgisi olduğu hepimizin malumudur.

Bu bilgiye sahip olarak, ama yine de susarak bugünlere gelmek zorunda kalışı, kalışları(mız), bırakmaları değil midir zaten biz Kıbrıslı Türkleri ve devamında, aslında öyle olmayacaklarını zannetseler de Kıbrıslı Rumları da çukura gömecek olan?

Dünya üzerinde, türler arasında insan en üstün hayvan türü olarak kabul ediliyor olabilir!

Ne yazık ki bu en üstün hayvan türü kendi içerisinde de her türlü yok ediciliğe sahiptir ve sahip olduğumuz bu insan yapımı hiyerarşik düzen içerisinde çok iyi bir sıralamada olmadığımızı biliyoruz!

Daha acı olan, çok iyi bir sıralamada olmak için çalışmadığımızı da biliyor oluşumuzdur. Daha doğrusu daha iyi bir sırada olmak için çalışmamıza izin verilmediğini.

Bu yaşadıklarımız kader olmadığı halde bunu kader haline dönüştürüp, üzerinde bulundukları/bulunduğumuz toprağın, bir kara parçasının dah,i sahip olamadığımız kendi yaşam alanlarımız için, kendi ülkemiz için, kendi adamız için ve nihayetinde kendi Devletimiz için karar verebilecek, adım atabilecek bir gücü de asla elimize geçiremedik. 

Hiçbir zaman geçirebileceğimizi düşünmüyorum bu koşullarda!

O kadar ki bu durum artık sadece toplum olarak onurumuzu zedeleyen bir durum olmaktan çıkmış sağlığımızı, can güvenliğimizi de etkiler bir hale gelmiştir.

***

Sayın Serdar Denktaş 2003 yılında kendi sosyal medya hesabı üzerinden ve medya aracılığıyla ada çevresindeki hidrokarbon yataklarının adadaki suları kavuracağı ile ilgili bir açıklama yaptığını ve o günlerde deli ilan edildiğini yazmış. Bugün de bunu anımsatıyor!

İyi de bu 16 yıllık süre içerisinde defalarca iktidarda, iktidarın çok önemli kilit noktalarında bulunduğu halde bunu neden yeniden dile getirmemiş? 

Bununla ilgili neden hiçbir çalışma yapılmamış? Bununla ilgili neden toplum bilgilendirilmemiş? Neden bununla ilgili bilgilendirme yapılarak adamıza ülkemize topraklarımıza daha çok sahip çıkmamız ile ilgili gerekli çalışma yapılmamış?

Neden adeta daha muhtaç duruma getirilmek üzere çabalanmış?

İşte hiçbir zaman anlamadığım ve belki de yaşadığım müddetçe hiç anlayamayacağım bu sorular hepimize kapak olsun...

Dr. Çiğdem DÜRÜST