Nergül Tuncay Fellahoğlu

Nergül Tuncay Fellahoğlu

25 Şubat 2019 - 08:04

Onunla tanışıklığım 2004 yılına rastlar, üniversiteyi yeni bitirmiş Devlet Tiyatrosunun kapısından ürkekliği, çekingenliği ve heyecanı içerisinde adımlarını atmaya başlamıştı.

O adımlar yıllar içerisinde kendini bilen, güçlü, sağlam adımlara dönüştü.

Maksim Gorki’nin Ayak Takımı Arasındaki güçlü ve başarılı oyunculuğunu zaman içerisinde daha farklı rollerdeki karakterleri ile sahneye taşıdı.

Hem oyuncu oldu hem yönetmen yardımcısı. Bazı oyunların da yönetmenliği verildi kendisine, verilenleri başarılı bir şekilde değerlendirdi Nergül Tuncay.

Adalı Sanatçılarımız sayfamın bu haftaki konuğu olarak onu taşıyorum sayfama ve her zaman dediğim gibi sözü uzatmanın gereği yok.


E.H- ) Nergül Tuncay Fellahoğlu kimdir diye soruya başlasak nasıl olur sevgili Nergül kardeşim? Seni bilenler bilir ama bilmeyenler de bu satırlardan öğrenmiş olurlar

N.T-) Nergül Tuncay Fellahoğlu 15 mart 1983 yılında Gönyeli köyünde doğup büyümüş olan, ev hanımı bir annenin ve inşaat ustası bir babanın iki kızından küçük olan kızlarıdır. 

Gönyeli çocuğudur demek her halde en doğrusudur. 

İlkokulu Gönyeli’de, ortaokul ve liseyi de Lefkoşa Türk lisesi’nde okuduktan sonra 1999-2000 yılında konservatuvar sınavlarını kazanıp Eskişehir Anadolu Üniversitesi devlet konservatuvarı sahne sanatları fakültesi oyunculuk bölümünü kazanıp başarıyla bitirmiş, mezun olur olmaz adaya geri dönmüş, aynı yılın eylül ayında Kıbrıs Türk Devlet Tiyatrolarında oyuncu (yeri geldiğinde de yönetmen) olarak çalışmaya başlamış, 4 yıldır Hüseyin Felloğlu’yla evli olup, Nelly isminde 2 yaşında bir kız çocuğu annesidir.


E.H-)  Tiyatro yaşamına etki eden bir şeyler olmuştur mutlaka, ne veya neler seni bu yola yönlendirdi ve neden tiyatro?

N.T-) İlkokulda bir hayalle başlayıp, müsamerelerde hayat bulan tiyatro, okul yıllarımda amatörce içinde bulunduğum ve hiç kopmadığım bir hobimdi. 

Lise yıllarımda ise meslek olarak tek idealim olmuştu. 

Tiyatroyu seçmemde bana en çok destek verenlerden de bir tanesi ortaokuldaki Türkçe öğretmenim sevgili  Ergin Çuvalcıoğlu olmuş-tu. 

Benim isteğimi ve yeteneğimi fark edip seçtiği oyunda hem oyuncu hem de yönetmen yardımcısı olarak bana görev vermişti.  

Bu beni motive eden, tiyatro hayatımı oluşturan en önemli etkendir diye düşünürüm.                                                                                                     

E.H-) Bazı sanatçılarımız yurt dışında aldıkları eğitim sonrası orada kalıp sanatsal faaliyetlerine devam ederler. Sen neden geri geldin ve Türkiye’de kalmadın, buraya dönmene sebep olan bir şeyler olmalı diye düşünürüm?

N.F-) 1999 yılında konservatuvar sınavlarına hazırlanırken beni K.K.T.C. Devlet Tiyatroları Müdiresi Deniz Çakır ve dramaturgu Alparslan Uzun hocalarım olmuştu. 

Devlet Tiyatrosuna öğrenci olarak adım attığım ilk günden kararımı vermiştim, ben konservatuvarı kazanıp okuyacak, sonrada K.K.T.C.’ ye geri dönüp burada mesleğimi icra edecektim. Nitekim hedeflerim günü geldiğinde de değişmedi ve 5 eylül 2004’e K.K.T.C devlet Tiyatrolarında çalışmaya başladım. Salonumuz yandıktan sonra Devlet Tiyatrosuna ilk gelen daha doğrusu çalışmaya başlayan ilk konservatuvarlıyım. Devlet tiyatrosunda 15 yıldır çalışmamda ve bana her daim güvenip kadrolanmamda da bana en büyük desteği vermiş olan sevgili Mehmet Ulubatlı’ya da sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.


E.H-) Sevgili Nergül, tiyatro sence nedir ve neden tiyatro?

N.Y-) Tiyatroyu tek bir kelime ya da cümleyle tarif etmem çok zor aslında.

 Mesleğim, hayallerim, sahneye çıktığım an özgürleştiğim alan, alkış aldıkça içteki mutluluğum ve huzurum. Tiyatro yaşam öykümün en güzel köşesinden biri.                                                  


E.H-) Bu açılımından sonra ülke tiyatromuzu masaya yatırmamız gerekiyor, bu işin eğitimini almış ve yıllardır bu sanatta emek veren birisi olarak ülke tiyatromuzu nasıl yorumlarsın?

N.T-) Ülke tiyatromuz sadece profesyonel tiyatrolar değil, özellikle amatör olarak kurulan dernek ve grupların son yıllarda inanılmaz güzel ve kaliteli oyunlar oynaması beni çok sevindiriyor. Ülke seyircimizin gün geçtikçe tiyatro sevgisinin ve merakının arttığını düşünüyorum. 

Ağaç yaş iken eğilir sözünü her zaman yerinde bulmuşumdur ve buradan yola çıkıp her daim altını çizdiğim bir konu çocuklarımıza tiyatroyu sevdirmek ve alışkanlık haline getirmeliyiz.


E.H-) Tiyatro her ne kadar ülkemizde sevilse de, gereken ilgi ve alakayı sanatçısına göstermemektedir, bunun sebebi sence neler olabilir?

N.T-) Ben bu ilgi azlığı ile ilgili olarak halkımızın sadece tiyatro sanatçılarına karşı değil, aslında sanatın hangi alanında olursa olsun genel anlamdaki tüm sanatçılara karşı yeterli ilgi ve alakanın olmadığını düşünüyorum. Bunun bir çok nedeni var ama bir tanesini söylemem gerekirse sanal yaşama olan ilgi ve internet diyebilirim.


E.H-) Şimdi sanatta daha genel bir soru ile senin düşünceni almak istiyorum. Sanatımızın ve sanatçımızın dünyada bir yere gelebilmesi veya kabul görmesi için neler yapılmalıdır, bunun için bir devlet politikası gerekir mi, yoksa sanatçı bağımsız olarak kendi başının çaresine mi bakmalı?

N.T-) Sanatçı kendi başına bu ülkede ne kadar çırpınsa da bir yerlere gelmesi bence çok zor. Devletimizin öncelikle sanata ve sanatçıya olan ilgisinin Avrupa standartlarına getirilmesi gerekli.

Sanatçıya düşen görev de hem kendi gelişimini asla elden bırakmamak hem de seçilen projelerde daha evrensel düşünüp, dünya çapında yapılan işlerle yarışır duruma gelinmelidir.


E.H-) Her insanın hobileri de var seninkiler nelerdir, mesela şimdi yaptıkların veya ileriye ötelediklerin yapmak istediklerin ve yapacakların, bunlardan da bahsetsek iyi olur değil mi?

N.T-) Kızım doğduktan sonra hep ileriye ötelediğim spor var, umarım uygun bir zamanda tekrardan spora geri döneceğim. Dağ yürüyüşlerine gitmek, kamplara gitmek de hobilerim arasında. Ayrıca yeni yerler gezip görmek ve keşfetmek de hobim.


E.H-)  Nergül kardeşim son olarak sorulmamış, söylenmemiş neler var, bunlardan da bahsedip sohbetimizi bitirelim ne dersin?

N.T-) 15 yıldır Devlet tiyatrosunda iyisiyle kötüsüyle bir sürü anı biriktirmişiz sevgili Ertaç abim seninle. Öncelikle bir meslektaşım olarak ve baba gibi duruşunla sana her şey için çok teşekkür etmek istiyorum. Emekliliğine kısa bir sure kalsa da biliyorsun bizim tiyatro dışında da bir dostluğumuz var. Sen emekli olduktan sonra güzel işlere birlikte imza atmamız dileğiyle sevgili abim...

Nergül Tuncay ile sohbetim, sorularıma verdiği yanıtlar sayesinde onun geçmişini, şu anını ve hedeflerini bu satırlarda okudunuz.

Haftaya bir başka adalı sanatçılarımız’da buluşmak üzere sanatla kalınız, sanatsız yaşamayınız.

ANLAYANA !!!


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BRTK Müdürü Akter: Büyük bir başarısızlık, üzgünüm
BRTK Müdürü Akter: Büyük bir başarısızlık, üzgünüm
Hem eşini, hem baldınızı dövdü
Hem eşini, hem baldınızı dövdü