Avukat Barış Mamalı, 1983 yılında yaratılan anayasal yapının halen devam etmekte olduğuna dikkat çekerek, Polis Örgütünün, demokratik ilke, insan haklarına saygılı hareket edebilen ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yapıya kavuşabilmek için öncelikle sivil bir idare ve denetim sistemine sahip olması gerektiğini ifade etti
Mamalı, birçok önemli adli meselenin faillerinin yeterli ve etkin soruşturma yapılmadığı için bulunamadığına dikkat çekerek, KKTC Polis Örgütünün Anayasa ve yasalara itaat etmeden sık sık keyfi işlemler yapmakta olduğunu belirtti
Mamalı, “Son zamanlarda yaşanan ve demokrasiye uzak polis davranışlarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Gerçekleri örtbas ederek ve farklı yerlere dikkat çekerek yurdumuzdaki adalet, insan hakları ve demokrasiyi kesinlikle ileriye taşıyamayız” diye konuştu
Deniz ABİDİN
Avukat Barış Mamalı, polisin FETÖ firarisi gerekçesiyle tutukladığı 45 kişi ve arabasında USB bellek içinde Kürtçe şarkı bulundurarak terör propagandası yaptığı gerekçesiyle bir genci tutuklamasının altındaki nedenleri ve polis örgütünün hareket şeklini değerlendirdi. Avukat Mamalı, polisin idare sisteminin değişmesi gerektiğini savunarak, bugünkü polis yapısının Türkiye’deki 12 Eylül Kenan Evren dönemine dayandığını belirtti.
Mamalı, KKTC’nin kurulmasına ilk başta şiddetle karşı dururmuş gibi görünen ABD’nin, güçlenen solun yok edilmesi için adada yeni bir devletin kurulmasının gerekliliği konusunda darbeciler tarafından ikna edilmeye çalışıldığını belirtti. Mamalı, Kenan Evren’in o dönem bu konuda ABD Başkanı’nın özel temsilcisine yaptığı açıklamada, “…Siz acaba Kıbrıs Türkleri arasındaki iç durumu biliyor musunuz? Her gün komünistler kuvvet kazanıyor. Bugün mecliste çoğunluğa R. Denktaş ancak bir farkla sahip bulunuyor. Bu durum devam ettiği takdirde bundan sonra yapılacak ilk seçimde tahminim sol grup iktidarı ele alacaktır. Rum tarafında zaten komünistler var. Türk tarafında da komünist bir grup var. Bunlar birleştiği takdirde işte o zaman Akdeniz’de tam Sovyetlerin arzuladığı gibi bir durum meydana gelir. Acaba Amerikalı dostlarımız bunu mu arzu ediyor?” dediğini hatırlattı.
“TKP dönemin en güçlü partisiydi”
Mamalı, askeri darbe yöneticilerinin esasta adadaki siyasal solu dolayısı ile de muhalefeti bitirmek gayesiyle hareket ettiğini belirterek, bu anlamda uluslararası hukuku bertaraf ederken ABD’yi de bu şekilde düşüncesini aktararak yumuşattığını kaydetti.
“ABD için de adanın bölünmüşlüğünden fayda sağlamak ve üsleri kullanabilmek her şeyden daha önemliydi. Kenan Evren ABD’yi ikna ederken adadaki siyasi görüntüyü dahi çarpıtarak vermekten kaçınmamıştır. Çünkü o dönem adadaki sol siyasi grubun takriben %75’i komünist olmayıp sosyal demokrat çizgideydi” diyen Mamalı, TKP’nin bu çizgisiyle o dönem soldaki en güçlü parti konumunda olduğunu söyledi.
“Yaratılan Anayasal yapı halen devam ediyor”
Barış Mamalı, şunları söyledi, “Görüleceği üzere darbeciler, Kıbrıslı Türklerin demokrasisine, kurulu düzenine ve siyasal statükosuna müdahale ederek, mevcut siyasal yapıyı değiştirmeyi ana amaç edinmişlerdi. Darbecilerin etki ve kontrolü altında kurulan KKTC’de, asker ve polis kuvvetleri de yeni bir şekle büründürülür. 1983 KKTC Anayasası ve buna dayalı yeni yasal düzenlemeler ile KKTC’nin Ordusu olan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK) ve Polis Örgütü, Türkiye Genelkurmay Başkanlığı tarafından atanan bir generalin emir, komuta, yönetim ve denetimine bırakılmıştır. 1983 sonrası yaratılan anayasal yapı içerisinde darbecilerin istediği doğrultuda, siyasete ve hükümete etki edebilecek militarist bir yapılanma gerçekleşmiştir. Hala KKTC Ordusu ve Polis Örgütü, Türkiye Genel Kurmay Başkanlığı tarafından görevlendirilmiş bir general tarafından yönetilmektedir.”
“Polis örgütü sivil bir idare sistemine sahip olmalı”
Mamalı, Polis Örgütünün, demokratik ilkeler çerçevesinde yönetilebilmek, insan haklarına saygılı hareket edebilmek ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir yapıya kavuşabilmek için öncelikle sivil bir idare ve denetim sistemine sahip olması gerektiğini ifade ederek, Anayasal bir kurumun askeri vesayet altında demokratik kurallarla yönetilemeyeceğini kaydetti.
Barış Mamalı, KKTC’deki askeri yapılanmanın demokratik sistemle özdeşleştirilmesinin mümkün olmadığını belirterek, bugün 2 bin 200 civarında mensubu olan KKTC Polis Örgütü’nün küçücük bir adada işlenmiş birçok önemli vakada sonuca varamadığını ve failleri halen dahi ortaya çıkaramadığını söyledi.
“Soruşturma ileriye götürülemedi”
St. Barnabas olayı olarak da bilinen soygun olayında asker kimlikli üst rütbeli kişilerin iştiraki olduğu tanık ifadelerinden ortaya çıkmasına rağmen konu hakkında hiçbir ciddi soruşturma yapılmadığını belirten Mamalı, eski bir manastır olup müze olarak kullanılan St. Barnabas’ın, gece yarısı yapılan askeri bir operasyonla baskına uğradığını, yasal dayanağı olmayan bu baskında, manastır altında kazılar yapılarak bazı şeylerin çıkartılıp götürüldüğünü kaydetti.
“Tüm yasadışılığa rağmen bu konudaki soruşturma ileriye götürülememiştir” diyen Mamalı, “Lefkoşa’da bir astsubaya ait arabanın bagajında bir yığın C4 patlayıcı madde, TNT ve çeşitli fünyeler bulunmasına rağmen konu hakkında polis tarafından etkin bir soruşturma yapılmamış, mesele yargıya taşınamamıştır” dedi.
“Sıkça keyfi işlemler yapılıyor”
Mamalı, küçük bir ada ülkesi olmasına rağmen birçok önemli adli meselenin failleri yeterli ve etkin soruşturma yapılmadığı veya yapılamadığı için bulunamadığına dikkat çekerek, askeri makamların emri altındaki KKTC Polis Örgütünün, Anayasa ve yasalara itaat etmeden sık sık keyfi işlemler yapmakta olduğunu belirtti.
“Polis örgütü mahkeme kararlarına dahi uymuyor”
Mamalı, “Mahkeme kararlarıyla bu keyfi işlemlerin bazısı iptal da edilmiştir. Ancak Polis Örgütü bir yığın hukuk dışı işleme imza koymasına rağmen mevcut militarist yapısı nedeniyle sivil denetime tabi tutulamamaktadır” diyerek, mahkeme kararlarına dahi uymama cesaretine sahip olan Polis Örgütünün, askeri makamlarca korunur bir görüntü içerisinde yer almakta olduğunu belirtti.
“Gerçekleri örtbas ederek demokrasiyi ileriye taşıyamayız”
Mamalı, “Son zamanlarda yaşanan ve demokrasiye uzak polis davranışlarını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Gerçekleri örtbas edip farklı yerlere dikkat çekerek yurdumuzdaki adalet, insan hakları ve demokrasiyi kesinlikle ileriye taşıyamayız, bilakis çağdışı bir yol sevk ederiz” dedi.