DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN 6.965,351,07
BITCOIN 34590502.71712%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

“Randevu sıkıntısı yok istişareler sürüyor”

ABONE OL
29 Ağustos 2018 08:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/300-x-250-1.jpg

CTP Milletvekili Asım Akansoy, KKTC vatandaşlarının değil beş yıl, 10 yıl, bir yıl sonrasını bile görebileceği bir ortama sahip olmadığına dikkat çekerek, stratejik planlamanın en az 50 yılı kapsaması gerektiğine vurgu yaptı. Akansoy, ülkelerin gelişme ve istikrar düzenlerinin bu tür planlamalarla sağlandığını belirterek, gelişme istikrarlı devam etsin derken, aslında bu tür sosyal konsensüslerle şekillenmiş stratejik yaklaşımlardan bahsedilmekte olunduğunu kaydetti


CTP Milletvekili Akansoy, Türkiye hükümeti ile herhangi bir sorunun olmadığını, Türkiye hükümetini, bizim hükümete karşı kullanmaya çalışanların kuru gürültüsü olduğunu ifade etti. Akansoy, “Randevu sıkıntısı da yok. Çünkü istişareler zaten sürekli devam ediyor. Bunlar anlamsız ve alışık olduğumuz şeyler” diye konuştu 


Akansoy, Türkiye ile protokol yapılmasının mesele olmadığını, önemli olanın protokolün içeriği olduğunu kaydetti. Asım Akansoy, “Örneğin, elektrik özelleştirilsin gibi bir konu varsa, bunu kabul etmek mümkün değildir. Ya da yarın elektrik kablosu ile ilgili, belirsizlik içeren, satın alma garantisinden bahseden ve yatırım maliyetini halkın boynuna asacak bir sözleşme gelirse önümüze kabul etmek elbette mümkün değildir” diye konuştu  


Akansoy, ek bütçe talebinin kaçınılmaz göründüğünü ama bunun her şey anlamına gelmediğini belirterek, “biz bu krizden ders çıkarmazsak, kendi kurumlarımıza sahip çıkmazsak, toplumsal seferberliğe dahil olmaz ve sosyal kalkınma için ortak olmazsak, ne ek bütçe bizi kurtarır ne başka bir şey. Türk Lirasının kaybettiği değeri, Genel Bütçede telafi etmezsek yol alamayız” dedi


“Türkiye’den kopmayı açık söylemek gerekirse akılsızlık olarak değerlendiriyorum. Kıbrıs sorununun hangi dengeler üzerinde kurulu olduğunu bilen sorumlu bir siyasetçi asla böyle bir açıklama yapmaz. BM parametreleri ve federal modelin nasıl olacağı zaten bellidir. Biz bu yolda sağduyulu bir şekilde yürümeye devam edeceğiz. Kim ne tür açıklama yaparsa yapsın. Popülizm büyük bir hastalık, bunu görmek gerekir”


“Başta sendikalar olmak üzere toplumun tüm kesimleri bu konuda ülkenin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak hamle yapmalıdır. Yeni öneriler yapılırken, sorunun bir matematiği olduğu, gelir gider ikilemini gözetmesi gerektiği iyi bilinmelidir. Sendikal hareketteki dostlarımız bizi anlamazsa kimse anlamaz. Adil bir yaklaşımla, insanların günlük yaşamını bozmadan ve dar gelirlinin yaşam kalitesini geliştirerek, tüm kesimler elini taşın altına koymalıdır”


Deniz ABİDİN

CTP Milletvekili Asım Akansoy, iç siyasetin geldiği durumu Yeni Bakış’a değerlendirdi. Akansoy,  hükümetin aldığı kararların oldukça önemli olduğunu belirterek,  öncelikle bu acil önlemleri süratle hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Bu alternatifler dışında ne tür adımlar atılabileceği yönünde en azından bundan önce “kriz” dönemlerinde atılmış olan adımların dikkate alınmasında fayda olduğunu belirten Akansoy, özellikle ciddi icraatları olan maliyeci ve ekonomistlerin görüşlerinin alınması gerektiğine vurgu yaptı. Akansoy, siyasi görüş farklılığı gözetmeden, toplumsal ekonomik seferberliği, BM parametrelerinde federasyon ve AB normlarında bir düzen perspektifini gözeterek, kendi ayakları üzerinde durma yolunda bir ekonomik ve sosyal model için ne tür adımlar atılması gerektiği konusunda ortak bir toplumsal vizyon yaratmak gerektiğini belirtti. Akansoy, “Eğer bu konuda temel bir ortaklık yaratılabilir ise, öneriler kimden gelirse gelsin değerlidir” diye konuştu. 

“Düzen sürdürülebilir değil”

Akansoy, ortak toplumsal vizyonun, yeni bir toplumsal düzen olması gerektiğine vurgu yaparak, bugünkü düzenin sürdürülebilir olmadığını belirtti. Asım Akansoy, şöyle devam etti, “Dünya ile barışık, Avrupa değerlerini yaşatan, BM parametrelerinde bir çözüm hedefinden kesinlikle taviz veremeyiz. Acı olan şudur ki, küresel ekonomik sistemin dışındayız, bu sistemden yararlanamıyoruz. Ancak herhangi bir küresel krizden ciddi anlamda etkileniyoruz. Bu anomaliyi artık görmek gerekir. Dünyadan kopuk olduğumuz sürece de bunu yaşayacağız. Bu nedenle bu ülkede sorunlar var, çalışacağız, elimizden geleni yapacağız. Temel sorun yani dünyaya entegrasyon sağlanamazsa sürekli kriz etkisi altında kalacağız. Biz Federasyon çaredir derken, içi boş söylemlerin, sloganların altına sığınmıyoruz. Gerçeğin altını çiziyoruz. Çizmeye de devam edeceğiz.”


“Üretimi artırmalıyız”

Akansoy, yeni bir toplumsal düzen ya da yapı konusunda ortak hem fikirlilik varsa, bunun temelinde yatan kendi kurumlarımıza sahip çıkmak olduğunu belirterek, üretimi artırmaya, üretim için yeni pazarlar yaratmaya, dış yatırımcıdan, kayıt dışı ekonomiye ve kara paraya kadar pek çok başlığın  tartışmaya açılabileceğini söyledi. 

“Tüm kesimler hamle yapmalıdır”

Asım Akansoy, en çok tartışılmakta olan konunun tasarruf tedbirleri olduğunu belirterek, şöyle devam etti, “bu konuda şunu açıkça ifade etmek isterim, başta sendikalar olmak üzere toplumun tüm kesimleri bu konuda ülkenin içinde bulunduğu durumu dikkate alarak hamle yapmalıdır. Yeni öneriler yapılırken, sorunun bir matematiği olduğu, gelir gider ikilemini gözetmesi gerektiği iyi bilinmelidir. Sendikal hareketteki dostlarımız bizi anlamazsa kimse anlamaz. Adil bir yaklaşımla, insanların günlük yaşamını bozmadan ve dar gelirlinin yaşam kalitesini geliştirerek, tüm kesimler elini taşın altına koymalıdır. 2010 yılında kriz nedeniyle DAÜ’de hem Akademik Sendikası (DAÜ SEN) hem de İdari sendikanın (DAÜ BİR-SEN) maaş ve ücretlerden yüzde on kesintiyi kabul etmesi, çok önemlidir. Örnekler daha da çoğaltılabilir. Sıkıntı şuradadır, eğer ortak toplumsal vizyon geliştirilmez ve bu vizyonun toplumun tüm kesimlerinin ortak çıkarına olduğu anlatılmazsa, çalışmalar zaten başarı ile tamamlanamaz. Çünkü çıkar grupları arası bir çatışma alanının bir parçasına döner yapılan işler. Çünkü dünden bugüne toplumda korkunç güvensizlik birikti. UBP dönemlerinde siyaset çok yıpratıldı.”

“UBP bütçeyi Meclis’ten geçirmedi”

“UBP demişken, unutuyoruz da diyorum. Hatırlar mısınız bilmem, 2 Ekim 2017 yani yaklaşık on ay önce dönemin Başbakanı Özgürgün KKTC’nin borcu kalmadığını açıklamıştı. İktidarda oldukları bir buçuk yıl içerisinde ülkede hiçbir ekonomik sıkıntı kalmadığını ayrıca devletin hiçbir borcu bulunmadığını belirterek ülkedeki tüm sıkıntıların hükümet olarak aldıkları ekonomik tedbirler sayesinde aşıldığını vurgulamıştı. UBP, 2018 yılında yaşanabilecek sıkıntıları öngörmekten o kadar uzaktı ki, hem bizim hem de uzman ekonomistlerin tüm uyarılarına rağmen bütçeyi bazı milletvekillerinin olumsuz oy verebileceği ihtimali üzerine Meclis’ten geçirmemiş, 2018 yılını kendi eliyle yok etmeyi göze almıştı.”

“Mali politika uygulanmayan ülkelerde her şey dengesizdir”

“2018 olmuş, bütçe geçmemiş, yerel seçimlerden dolayı zaman darlığı yaşanmış, tüm bunların üzerine Türk Lirasının değer kaybı da eklenince, ekonomi bugün çok büyük bir sorunla karşı karşıya kalmıştır. UBP ekonomik aklı, krizle birlikte ülkenin tüm kesimlerini ayaklar altına aldı. Ve toplumun alım gücü, Sayın Özgürgün’ün büyük ekonomik devrimi ve borcu kalmadığı iddiasının altında büyük ölçüde zayıfladı. 

Aynı günlerde değerli ekonomist Ünal Akifler, Başbakan Hüseyin Özgürgün’ün, “devletin hiçbir borcu yok” açıklamasına tepki göstererek, “peki bankalara, ihtiyat sandığına borcu olan kim?” diye sormuştu. Hatta Sayın Akifler, şöyle devam etmişti, “Türkiye neredeydi nereye geldi deniliyor. Ancak Kuzey Kore neredeydi nereye geldi diye bakmak lazım. Singapur neredeydi nereye geldi. Rusya neredeydi, nereye geldi. KKTC’ye baktığımızda, arabalar artar, lüks evler ortaya çıkar, ancak bu kalkınma değildir. Gelir dağılımı bozulduğunda kalkınma olmaz. Bir kısmı Lefkoşa’nın içinde aç yaşar, bir kısmı ise pahalı arabalar kullanır, lüks evlerde yaşar. Başka bir kısım halk ise tüm bunları borçlanarak yapar. Bunları görmezden gelip övünmek yanlıştır. Bu cahil lafından başka bir şey değildir. 

Akifler, ülkenin gelir dağılımının gittikçe bozulduğuna vurgu yaparak, şunları eklemişti “bir insan refah içinde yaşayabilir, ancak hastaneye gittiğinde, yollara bakıldığında, devlet okullarına bakıldığında her şey dengesiz. Yönetilmeyen ülkelere bakıldığında her şey dengesizdir. Kara para olan, kaçakçılık olan ülkelerde her şey dengesizdir. Mali politika uygulanmayan ülkelerde her şey dengesizdir.”

“Bir yıl sonrasını bile öngöremiyoruz”

Akansoy, bugün KKTC vatandaşlarının değil beş yıl, 10 yıl, bir yıl sonrasını bile görebilecekleri bir ortama sahip olmadığımıza dikkat çekerek, stratejik planlamanın en az 50 yılı kapsaması gerektiğine vurgu yaptı. 

Akansoy, ülkelerin gelişme ve istikrar düzenlerinin bu tür planlamalarla sağlandığını belirterek, gelişme istikrarlı devam etsin derken aslında bu tür sosyal konsensüslerle şekillenmiş stratejik yaklaşımlardan bahsedilmekte olunduğunu kaydetti. Akansoy, küresel gelişmelerin doğrudan bize yansımakta olduğunu belirterek, Maliye Bakanı’nın, Euro’ya geçiş konusunda teknik engellerden bahsederken, istikrarlı muhasebe biriminin olabileceğini ifade ettiğini kaydetti. 

Akansoy, “Amacın sosyal dengeleri korumak, gelir adaletsizliğini daha da artırmamak ve giderek ortadan kaldırmaksa, bu konu çok önemlidir. 

Küresel ekonomik krizlere yaşanacak dalgalanmalara karşı dayanıklı bir sistem geliştirmek gerekir. Zaten bizim federal çözümle birlikte öngördüğümüz şartlar bunlardır” diye konuştu. 

“Sürekli krizlere gebe kalma ihtimalimiz çok yüksek”

Asım Akansoy, önümüzdeki yılların sürekli krizlere gebe olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirterek, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin sıcak savaşı işaret etmekte olduğunu söyledi. “Zaten hali hazırda Suriye’de istikrar sağlanmamış ve statüsü ile ilgili ciddi tartışmalar mevcuttur. Trump’la birlikte zayıf ülkelerin ekonomik krizden daha da etkileneceği unutulmamalıdır” diyen Akansoy, “çok dikkatli olmalı ve küresel süreçleri iyi gözlemlememiz gerekir” dedi. 

“Gündem yaratmalıyız”

Akansoy, toplumda korkunç kişisel ve sosyal travmaların yaşanmakta olduğunu dile getirerek, şunları söyledi, “Biz müktesebatı askıya alınmış Avrupa Birliği toprağında yaşıyoruz. Bunu asla unutmamalıyız. Ekonomi bağlamında yapılacak işler AB boyutunda değerlendirilmelidir.

 Zaten hükümet programında AB Doğrudan Ticaret Tüzüğünün gündeme getirilmesi ve Yeşil Hat Tüzüğünün genişletilmesi gibi çok anlamlı değerlendirmeler de var. Müktesebatın askıya alınmış olması Avrupa Birliğinin, burada yaşayan insanlara karşı sorumluluğunu azaltmaz. Yeter ki gündem yapalım, yaratalım. Bugüne kadar bu konuyu yeterince ele almamış olmamız ciddi eksiklik.” 

“Türkiye hükümeti ile bir sorun yok”

CTP Milletvekili Akansoy, Türkiye hükümeti ile herhangi bir sorunun olmadığını, Türkiye hükümetini, bizim hükümete karşı kullanmaya çalışanların kuru gürültüsü olduğunu ifade etti. Akansoy, “Bunlar anlamsız ve alışık olduğumuz şeyler” diye konuştu. 

“Elektriğin özelleştirilmesi kabul edilemez”

Akansoy, Türkiye ile protokol yapılmasının mesele olmadığını, önemli olanın protokolün içeriği olduğunu kaydetti. Asım Akansoy, “Örneğin, elektrik özelleştirilsin gibi bir konu varsa, bunu kabul etmek mümkün değildir.

 Ya da yarın elektrik kablosu ile ilgili, belirsizlik içeren, satın alma garantisinden bahseden ve yatırım maliyetini halkın boynuna asacak bir sözleşme gelirse önümüze kabul etmek elbette mümkün değildir” diye konuştu.  

“Randevu sıkıntısı da yok”

Akansoy, şöyle devam etti, “KIBTEK’in hem kurulu kapasitesi geliştirilecek hem alternatif enerji kaynaklarından yararlanılacak hem de Türkiye’den kablo ile elektrik bağlantısı hatasız bir sözleşme ile yapılacak. Özellikle güneş enerjisi konusunda görüşler son günlerde gündemde. Türkiye ile istişare edilmemesini savunan kimse yok. Dün de yapılıyordu bugün de. Randevu sıkıntısı da yok. Çünkü istişareler zaten sürekli devam ediyor. Türkiye gündeminin çok yoğun olduğunu görüyoruz. Bu gündem içerisinde elbette bazı gecikmeler olur. Bundan bir mesaj çıkarıp siyaset yapmak isteyen çevreler var. Bunlar zayıf argümanlar. Ne geçerliliği var ne de siyasi bir anlamı ve gücü.”

“Ek bütçe her şey demek değildir”

Akansoy, ek bütçe talebinin kaçınılmaz göründüğünü  ama bunun her şey anlamına gelmediğini belirterek, “biz bu krizden ders çıkarmazsak, kendi kurumlarımıza sahip çıkmazsak, toplumsal seferberliğe dahil olmaz ve sosyal kalkınma için ortak olmazsak, ne ek bütçe bizi kurtarır ne başka bir şey. Türk Lirasının kaybettiği değeri, Genel Bütçede telafi etmezsek yol alamayız” dedi. 

“Öngörülmeyen 504 milyon TL’lik açık var”

“Sayın Başbakanın verdiği bilgilere göre, Türk Lirasının döviz karşısındaki değer kaybının kamu maliyesine doğrudan yansıması, öngörülmeyen 504 milyon TL’lik açıktır. Kamu maliyesinin gelirlerinde ise dövizdeki yükselmeden dolayı öngörülmeyen 245 milyon TL’lik bir artış vardır. Bu konunun mutlaka görüşülerek giderilmesi gerekir” diyen Akansoy, “bu noktada soğukkanlıyız, gerekli girişimler yapılmaktadır” diye konuştu. 

“CTP’nin gündeminde kurultay yok”

Asım Akansoy,  CTP’de şu anda Kurultay gündemi olmadığını, zaten olmaması da gerektiğini belirterek, son yapılan Parti Meclisi toplantısında bunun tartışıldığını, bunun bazı kesimlerin yarattığı suni bir gündem olduğunu söyledi.

Akansoy, şunları söyledi, “Şu anda CTP’liler ülke sorunları üzerine çalışıyor. Ülke yangın yeri. Bizim işimizi gücümüzü buna ayırdığımızı herkes görüyor. Bu denli büyük sorunlar karşısında kimse içe döneceğimizi ve parçalanacağımızı düşünmesin. CTP kültürü ile yetişmiş kadrolar böyle bir sorumsuzluk içinde olmaz. CTP Meclis Grubunda tam bir uyum ve iş birliği var. Bunu bütün rahatlığımla söylüyorum. Yıpranmak önemli değil. Hükümete geldiğinizde yıpranabilirsiniz. Önemli olan yaptığınız icraatların yıpranmaya değip değmediğidir. Biz hükümette olmaya, çalışmaya devam edeceğiz. Üç parti ile uyumumuz iyidir. Daha da iyi olacak. İcraatlarımızı artıracağız. Günün sonunda takdiri halk yapacak. Yoksa icraat yaparken ne kadar yıpranırım ya da yıpranmam diye bakarsanız, siyasi ahlakınızdan ödün vermiş olursunuz. Bunu yapmayız. Korkumuz yok, yeter ki halka katkımız olsun.” 

“Popülizm büyük bir hastalık”

Asım Akansoy, “Kıbrıs sorununda olası gelişmelerden önce Güney Kıbrıs’tan çıkan, “Türkiye’den kopmalısınız” açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna karşılık ise, şunları ifade etti,  “Açık söylemek gerekirse akılsızlık olarak değerlendiriyorum. Kıbrıs sorununun hangi dengeler üzerinde kurulu olduğunu bilen sorumlu bir siyasetçi asla böyle bir açıklama yapmaz. BM parametreleri ve federal modelin nasıl olacağı zaten bellidir. Biz bu yolda sağduyulu bir şekilde yürümeye devam edeceğiz. Kim ne tür açıklama yaparsa yapsın. Popülizm büyük bir hastalık, bunu görmek gerekir.”

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle