Sabır taştı!

Sabır taştı!

Artan hayat pahalılığı, TL’nin değer kaybı ve ekonomik krizin vurduğu ülkede hükümetin toplumun aklı ile dalga geçtiğini savunan sendika yetkilileri, hükümeti işbilmezlikle suçladı

08 Kasım 2018 - 08:23

Kamu-Sen Genel Başkanı Metin Atan, KKTC’de hayat pahalılığı ve zamların eleştiri sınırlarının çok ötesinde artık katlanılamayacak boyuta ulaştığını söyledi. Atan, diğer sendikalarla yapacakları istişareler sonucu eylem şekillerini değerlendirerek, sahaya ineceklerini kaydetti


El-Sen Başkanı Kubilay Özkıraç da, Kıb-Tek’e gereken desteğin hükümet tarafından sağlanmaması halinde KKTC halkının yeni yıl 2019’a elektriksiz gireceğini söyledi. Özkıraç, zamlarla ve borçlanmalarla Kıb-Tek’in KKTC halkına hizmet veremeyeceği duruma getirilmek istendiğini savundu. Özkıraç, Kıb-Tek’in batırılarak satılmak istendiğini söyledi


KTOEÖS Başkanı Selma Eylem ise, yaptığı yazılı açıklamada Eğitim Bakanlığı’nı eleştirdi. Eğitim Bakanlığı’nın göreve geldiğinden beri yaptığı icraatların bir kısmını sıralayan Eylem, kamusal eğitimin en kötü dönemlerinden birinin yaşandığını belirtti


Özlem ÇİMENDAL

Eğitim, sağlık, kamu, enerji, ulaşım hemen hemen her konuda ülkenin allak bullak olduğu şu günlerde sendikalar da tepkilerini büyütüyor. Artan hayat pahalılığı, TL’nin değer kaybı ve ekonomik krizin vurduğu KKTC’de kriz yönetimi adına atılan adımlar, sendikaların tepkisini çekerken, fedakarlığın sadece halktan beklenmesi de eleştirildi. 



 KAMU-SEN Başkanı Metin Atan: Eylem türünü belirleyip, gerekeni yapacağız

 Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) Genel Başkanı Metin Atan, KKTC’de hayat pahalılığı ve        zamların eleştiri sınırlarının çok ötesinde artık katlanılamayacak boyuta ulaştığını söyledi. Atan, diğer sendikalarla yapacakları istişareler sonucu gerekirse eylemlerin de başlayacağını duyurdu. Atan, “Gelinen noktada ben yaptım olur vurdumduymazlığı ile hareket etme lüksüne sahip değildir artık kimse” şeklinde konuştu. Atan, yasaların hak kapsamında değerlendirildiğinde hayat pahalılığının yansıtılmamasının kabul edilemez olduğunu kaydetti. 


“Taşın altına hep biz elimizi koyuyoruz”

Maaşlara yansıtılmama kararı alınan hayat pahalılığı konusunda net bir açıklama yapılmamasını da eleştiren Atan, taşın altına elini koyanın hep sendikalar ve halk olduğunun altını çizerek “Bize neyin nasıl yapıldığı açıklanır ve neyin nerden kaynaklı olduğu anlatılırsa biz de hep beraber taşın altına elimizi koyarız” diye konuştu. Atan, taşın altına elini koyması gerekenin hep çalışan ve dar gelirli olduğuna dikkat çekerek, hükümet kanadından herhangi bir adım atılmadığını ifade etti. Atan, “Üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları da ne kadar yerine getirdikleri meçhul” dedi.


Özel sektörün durumu daha da kötü 

Atan, ülkede özel sektör çalışanlarının durumunun daha da açmazda olduğunun altını çizerek, “Biz yine bir yerde en azından bir denge sağlayabiliyoruz. Ama özel sektör çalışanlarının elinde o olanak da yok. Buna ses, kulak da veren yok” ifadelerini kullandı. 

Halktan kepçe ile alıyor, kaşıkla veriyorlar 

Hükümetin halktan ve emekçiden alırken kepçe ile verirken ise kaşık ile verdiğine dikkat çeken Atan, adaletli bir yapının olmamasını eleştirdi. Atan, sendikaların bu hafta sonu bir basın açıklaması yaparak gerekli olan hangi eylem türü ise sahalara ineceği bilgisini de verdi. 


“Ya bizi gerçekten sınıyorlar ya da gerçekten beceriksizler”

Mevcut dörtlü koalisyonun halkın aklı ile dalga geçtiğine değinerek, yönetim ve kriz yönetiminde beceriksiz adımlar attığına işaret eden Atan, “Ya bizi gerçekten sınıyorlar ya da gerçekten beceriksizler” dedi. Atan, “Doğru yaptıkları her işte yanlarında olduğumuz gibi, yanlış yaptıkları her işte de karşılarında olacağımızı asla unutmasınlar” ifadelerini kullandı. 


Başbakan sözünde durmadı 

Başbakan Tufan Erhürman’ın hayat pahalılığını kendilerine taahhüt etmesine rağmen şu anda çok farklı bir yol izlendiğini söyleyen Atan, “Yasa gücü kararname ile bu hayat pahalılıklarını dondurduklarını söylediler. Bu karar çıkarken Sayın Erhürman, Sayın Özersay, Sayın Özyiğit bunların altına imza atmadı mı? Attı. Nasıl bize başka konuşup diğer yandan da başka şekilde davranırsınız?” diye sordu. 



El-Sen Başkanı Kubilay Özkıraç: KKTC 2019’a elektriksiz girecek    

Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (El-Sen) Başkanı Kubilay Özkıraç da, Kıb-Tek’e gereken desteğin hükümet tarafından sağlanmaması halinde KKTC halkının yeni yıl 2019’a elektriksiz gireceğini söyledi. 


Hükümet teşvikleri hala ödemedi 

Hükümetin ödemesi gereken teşvikleri hala ödemediğine vurgu yapan Özkıraç, tek mücadelelerinin halkın karanlıkta kalmaması olduğunu dile getirdi. Özkıraç, “Bizim mücadelemiz vatandaşın elektriksiz kalmaması mücadelesidir. Yapılması gereken katkılar ve teşvikler hala ödenmiş değildir. Biz toplumsal bir mücadele veriyoruz” diye konuştu. 


Kıb-Tek batırılarak satılmak isteniyor 

Kıb-Tek’e yapılması gereken sübvansenin hala yapılmadığını anlatan Özkıraç, hükümetin bir an evvel üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. 

Elektriğe zam yapılmaması için mücadele verdiklerinin altını çizen Özkıraç, zamlarla ve borçlanmalarla Kıb-Tek’in KKTC halkına hizmet veremeyeceği duruma getirilmek istendiğini savundu. Özkıraç, Kıb-Tek’in batırılarak satılmak istendiğini söyledi.  


KTOEÖS Başkanı Selma Eylem: Kamusal eğitim en kötü dönemini yaşıyor

KTOEÖS Başkanı Selma Eylem ise yaptığı yazılı açıklamada Eğitim Bakanlığı’nı eleştirdi. Eğitim Bakanlığı’nın göreve geldiğinden beri yaptığı icraatların bir kısmını sıralayan Eylem, kamusal eğitimin en kötü dönemlerinden birinin yaşandığını belirtti. Eylem, Eğitim Bakanlığı’nın göreve geldiğinden beri çağdaş, bilimsel, laik, demokratik, herkese fırsat eşitliği sağlayan, eğitime ve ilkeli, şeffaf çalışma biçimine, tüzük ve yasalara, etik değerlere aykırı icraatlarıyla ülkede kamusal eğitime en kötü dönemlerinden birini yaşattığını savundu.

 

Kontenjanlar ve atamalar şeffaf değil 

“Nisan 2018 itibarıyla dokuz öğretmen emekli olmuş ve yerlerine geçici öğretmen getirilmiş, Bakanlık, içlerinden sadece 3 branşı seçerek 10 Nisan 2018’de gizlice sıradaki 3 öğretmenin atamasını yaptırmıştır. Geri kalan 6 branş için ısrarımızla yetki alınmış, ancak atanmaları için gereken yapılmamıştır” diyen Eylem, defalarca yazı yazıp, ısrar etmelerine rağmen, gecikmeler yaşandığı gibi münhal ve atamaların da geciktiğini kaydetti. Eylem, “Bakanlık sendikamızla birlikte belirlenen ihtiyaçların içerisinden bazı branşları tek taraflı belirlemiş, bazı branşları dışarda bırakarak münhalleri kamuya göndermiştir. 

Tüm branşlardan münhal açılması ısrarımız üzerine sonradan bazı branşlarda da kamudan münhal talep edilmiştir. İhtiyaç sayısı kadar açılmayan münhaller yerine TC’den öğretmen de getirilmiştir. Hala daha birçok okulumuzda öğretmen eksiklikleri vardır. Öğretmen ihtiyaçları çoktan belirlenmiş ve nakil çalışmaları yapılıyorken, Bakanlık ders dağılım çizelgelerinde bazı ders değişiklikleri yapmaya çalışmıştır.

 Örneğin ortaokullarda seçmeli ilan edilen din dersi konusunda geri adım atmış, yeniden zorunlu hale getirmiştir. 

Anayasaya aykırı okul müfredatı aynı şekilde sürdürülmektedir. Irkçı, şoven, dinci, gerici, cinsiyetçi eğitim sistemi sürdürülmektedir. Laik, bilimsel, herkese fırsat eşitliği tanıyan eğitim sadece sözde kalmaktadır. Ders dağılım çizelgeleri bugün dahi bakanlığın web sayfasında yayınlanmamaktadır. Öngörüsüz, son dakika, plansız, programsız alınan kararlar ve yapılmaya çalışılan değişikliklerle bakanlık eğitimi yönetmeye çalışmaktadır” dedi. 


Kitap basımları gecikti 

Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nin okul yapımı ve kitap basımı için ayırdığı bütçenin yarısından fazlasının gerekçesiz geri aldığını öğretmen sendikalarına bakanlığın ifade ettiğini söyleyen Eylem, “Ancak bu konuda bugün dahi resmi açıklama yapılmamıştır. 

Bakanlık, sendikamızın okul yapımı için başlattığı kampanyayı siyasi kaygılardan sabote etmiş, kitap basımı için ise aylarca beklemiş ve ağustos ayında ihaleye çıkmıştır.

 Okullar kitapsız açılmış, haftalarca öğrenciler kitapsız kalmıştır. Bu sorun hala aşılmamıştır. Güncellenmesi veya yenilenmesi gereken tüzükler ve yasalarla ilgili defalarca sözlü ve yazılı açıklama talep etmemize rağmen bakanlık hiçbir çalışma yapmamış, sendikaları teknik kurula çağırmamıştır.

 Bir meslek lisemizde denkliği olmayan bir bölüm açılmış ve o bölüme kişiye özel münhal açılarak göreve başlatılmıştır. Kişiye özel karar ve uygulamalar şeffaf, adil, eşitlik ve adalet ilkelerine oldukça uzak bir anlayışı ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı. 

Kişiye özel görevlendirmeler yapıldı 

Eylem, “Kişiye özel görevlendirmeler bir lisemizden merkezde bir meslek lisemize iki branşta yapılmış, bu öğretmenlerin yerine haftalarca öğretmen gönderilmemiştir. 

Ara Sınavlar 19 Kasım’da başlayacak olmasına rağmen çocuklar hala daha söz konusu ana derslerden biri olan bu derslerden birini hiç görmemiş, veliler çocuklarını bu lisemizden alıp merkezdeki okullardan birine kayıt yaptırmaya başlamıştır. 

Hem Türkçe hem de İngilizce Felsefe sınavına girebilmek için gerekli koşulları bir yıl boyunca Talim Terbiyeyle istişare ederek yerine getirmiş öğretmen adayının münhal açıldığında başvurusu “gözden kaçırılmış”, sınav hakkı elinden alınmış, öğretmenin almış olduğu ara emrini durdurmak için kendisine ihtiyaç fazlası İngilizce Felsefe münhali açılarak rüşvet önerilmiştir. Felsefe sınavlarına başvuran adaylardan sosyoloji mezunlarının başvurusunu geçtiğimiz yıllarda kabul etmeyen Bakanlık, bu yıl uygun görerek kabul etmiş, ancak bu kabulü sadece başvuranlar bilmiştir” diye konuştu. 


“Öğretmen ihtiyaçlarını zamanında gidermek yerine plansızlık ve işbilmezlik yine kendini göstermiştir”

Eylem şöyle konuştu: “Okullara yazı gönderilerek ve hatta önceki yıllarda başka bir okula görevlendirilen bir müdürün yazısını bizzat kendisine vererek görevlendirmenin yasadışı olduğu ve yapılmaması talimatını veren Bakanlık, münhal açıp atama yapmak yerine muavin, atölye şefi görevlendirmelerine göz yummaktadır. Hala daha müdür, muavin, bölüm şefi kadroları eksiktir münhal açılmamıştır. 

Bakanlık, ilkokullarda eksik kadrolar yerine akademi son sınıf öğrencilerini staj adı altında okullara göndermiştir. 

Öğretmen ihtiyaçlarını zamanında gidermek yerine plansızlık ve işbilmezlik yine kendini göstermiştir. 

Bakanlık, emekli olan bir öğretmenin yerine o öğretmen Türkçe branştan da olmasına rağmen ve ihtiyaç olmamasına rağmen İngilizce branştan atama talep etmiştir.

 Bu durum da yine kişiye özel görüntüsü yaratmaktadır. 

Eğitim bakanlığına, geçmiş yıllarda da tanık olduğumuz yasa ve tüzük ihlallerine, hak gasplarına, kişiye özel atama ve görevlendirmelere son vermesi çağrısını bir kez daha yapar nitelikli çağdaş, laik, bilimsel kamusal eğitim için, öğretmenin yasal hakları için, şeffaf, adil, demokratik bir düzen için mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ortaya koyarız.”


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
"Tüm hayatımı sekteye uğrattınız"
Casinoda 10 bin dolar vurgun
Casinoda 10 bin dolar vurgun