Statüko çökertilmezse işimiz zor

Statüko çökertilmezse işimiz zor

Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, Yeni Bakış’a Özersay-Akıncı arasında yaşanan Anastasiadis krizi, Maraş açılımı, Özgürgün’ün dokunulmazlığının kaldırılması, hükümetin uyumu ve Türkiye ile ilişkiler konularında çarpıcı değerlendirmeler ve uyarılarda bulundu:

20 Haziran 2019 - 08:58 - Güncelleme: 21 Haziran 2019 - 09:50

- Manavoğlu, Dışişleri Bakanı Özersay ile Rum Lider Anastasiadis arasındaki görüşmenin Maronit bir ailenin aracılığı ile gerçekleştiğini ifade ederek, ikilinin sosyal bir etkinlikte buluştuğunu söyledi. Manavoğlu, Özersay’ın bunu gayrı resmi bir yemek olduğu için Cumhurbaşkanı Akıncı’ya aktarmaya gerek görmediğini belirtti

- Manavoğlu, Bakanlar Kurulu kararıyla Maraş’ta envanter çalışması yapılması yönünde alınan kararın, uluslararası hukuk dışında bir şey olmadığını belirterek, Maraş’ın içine girilerek ölü bölgenin açılacağını, bu durumun bir sinerji yaratacağına inandığını kaydetti

- Manavoğlu, UBP milletvekillerinin de Özgürgün konusunda kendileriyle hem fikir olduğuna vurgu yaptı. Manavoğlu, UBP kanadının da Özgürgün’ün dokunulmazlığının kalkması yönünde kendilerine destek olacaklarını belirttiklerini söyleyerek, bunun protokolde de yazdığını ve UBP’nin buna bilerek imza attığını kaydetti

- “Polisin yapılandırılmaya ihtiyacı olduğu gibi Sayıştayın da yolsuzluk gibi konuları üyelerine bırakması doğru değildir. Bir dosyanın üyelerle gönderilmesi olmaz. Savcılıkta da statüko olduğunu düşünüyorum. En bağımsız kurumlarımızdan biri yargıdır. En büyük problemi ise önemli konularda hızlı olamaması, sonuca gidememesi ve ibret verici sonuçları almakta cesaret göstermemesidir. Bu ülkenin kurtuluşu birkaç kişinin yaptığı yolsuzluğun deşifre edilerek suçunu çekmesinden geçer diye düşünüyorum. Polis ve Savcılık mutlaka silkinip toparlanmalıdır”

- Manavoğlu, ülkenin genelinde bir çöküşün olduğunu, bu ülkenin gerçek anlamda kalkınması isteniyorsa mutlaka kişisel çıkarların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi. Hükümetin icraat yapabilmesi yönünde adımlar atılması ve önünün açılması için yardımcı olunması gerektiğine vurgu yaptı

- “Protokollerde her zaman teknik düşünülüyor. Özellikle istihdam konusunda poliste ve sağlıkta Türkiye ile yapılacak olan protokolde bir açılıma gidilmesi gerekir. Bunun normal protokolden ayrı tutulması gerekir”

- “Federasyonu aslında biz tüketmedik. Rum kesimi tüketti. Samimi olmadıkları ortadadır. Bizler de belki onların yerinde olsaydık öyle davranırdık. BM’nin 40 yıldan fazladır aracılık yapması bana göre başarısızlıkla sonuçlandı”

Deniz ABİDİN 
Halkın Partisi (HP) Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu, Dışişleri Bakanı Özersay ile Rum Lider Anastasiadis arasındaki görüşmenin maronit bir ailenin aracılığı ile gerçekleştiğini ifade ederek, ikilinin sosyal bir etkinlikte buluştuğunu söyledi. Manavoğlu, Özersay’ın bunu gayrı resmi bir yemek olduğu için Cumhurbaşkanı Akıncı’ya aktarmaya gerek görmediğini belirterek, Özersay’ın yemeğe resmi bir sıfat ile katılmadığını kaydetti. Manavoğlu, bazı şeylerin çok fazla dillendirilmesini doğru bulmadığını, gerek Rum tarafı gerekse Türkiye Cumhuriyeti ile olsun bütün temaslarda bunun izlenmesi gereken bir yöntem olduğunu belirterek, desteklenmesi gereken girişimlerin başka amaçlarla itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi. 

“Özersay’ın adaylık konusunu pazarlık yapmama kararı aldık”

Manavoğlu, Kudret Özersay’ın geçmiş dönemde cumhurbaşkanlığına aday olması ve oradaki başarısı değerlendirildiğinde yeniden bir aday olmasının olası göründüğünü belirterek, Halkın Partisi’nin bir aday çıkaracaksa bunun da Özersay olacağını herkesin bilmekte olduğunu söyledi. Manavoğlu, 4’lü koalisyon hükümetinin bozulma ve UBP-HP hükümetinin kurulma aşamasında amacın Özersay’ın cumhurbaşkanı seçilmesinde kendini garantiye alması gibi düşünüldüğünü belirterek, hükümet belirlenmeden önce yapılan bütün toplantılarda adaylık konusunun pazarlık konusu yapılmayacağının kararlaştırıldığını kaydetti. Manavoğlu, bunun zaten garanti olmadığını, UBP’nin geçmiş cumhurbaşkanlığı seçiminde Akıncı’yı destekleyen gruplarının olduğunu da anımsattı. 

“Geçitkale Havaalanı bir turizme de dönüştürülebilir”

Manavoğlu, Bakanlar Kurulu’nda alınan karar doğrultusunda Geçitkale Havaalanı’nın bir takım  uçuşlara açılacağını, bunun olumlu bir gelişme olduğunu, bölgenin ölü bir bölge olarak yıllardır durduğunu, bunun gibi birçok kaynağın bu şekilde heba edilmekte olduğunu söyledi. Manavoğlu, İş insanı Asil Nadir ile yapılan anlaşmanın yerine getirilemediği için sözleşmenin zamanının geçtiğini belirterek, gözle görünür uçuşlara açılması yönünde alınan kararın doğru olduğunu kaydetti. Manavoğlu, bölgenin eğitim uçuşları amaçlı kullanılacağını, bazı şirketlerden bu yönde taleplerin olduğunu, ülke adına güzel bir açılım olacağını ifade ederek, bu durumun zamanla bir turizme de dönüştürülebileceğini söyledi. Manavoğlu, Maraş konusunda kaynak probleminin başlı başına bir sıkıntı olduğunu belirterek, “Türkiye ile önümüzdeki süreçtre doğru ilişkiler kurabilirsek bu konuda iyi bir gelişme sağlanacaktır” diye konuştu. 

“Maraş açılımı sinerji yaratacak”

Manavoğlu, Bakanlar Kurulu kararıyla Maraş’ta envanter çalışması yapılması yönünde alınan kararın, uluslararası hukuk dışında bir şey olmadığını belirterek, Maraş’ın içine girilerek ölü bölgenin açılacağını, bu durumun bir sinerji yaratacağına inandığını kaydetti. Gülşah Manavoğlu, vakıf mallarının da tespit edileceğini ve bölgede bir canlanmanın söz konusu olacağını ifade ederek, ikinci basamağın ne olacağı konusunda bir konuşmanın henüz yapılmadığını söyledi. 
Manavoğlu, “Farklı bazı girişimler yaratmak gerekir diye düşünüyorum. Kendimden örnek verecek olursam benim Halkın Partisine girme isteğimden bir tanesi de buydu. Cesaretimiz olması lazım, yanlış yapılan birçok şeye işaret etmemiz lazım. Kudret Bey’de de bu ışığı gördüğüm için halkın partisi’ne katıldım. Oturduğumuz yerden ağlamak yerine artık bazı adımlar atmamız gerekiyor ki dışarıdan bakan burada bir Türk toplumu olduğunu anlasın” diye konuştu.

“Çekinceler Türkiye ile olan istişarelerde ortaya konmalı”

Manavoğlu, “Türkiye ile ilişkilerde bir sıkıntı var mı?” yönündeki soruya karşılık ise, geçmişten gelen sıkıntıların aşıldığını, bu konuda her zaman şeffaf olunması taraftarı olduğunu belirtti. Manavoğlu, ülkedeki siyasilerin belli konularda çekinceleri varsa Türkiye ile yapılacak olan istişarelerde ortaya koyması gerektiğine vurgu yaparak, ülkede neyin kabul görüp neyin göremeyeceğinin mutlaka söylenmesi gerektiğini belirtti. Manavoğlu, “Kısacası ülkenin idaresini almış olan kişiler sürekli TC ile temas içinde olmalı ve ülkenin durumu hakkında şeffaf bir şekilde yapılması gerekenlerin ne olması gerektiğini söylemelidir” diye konuştu.  

“Sağlık ve polis protokolden ayrılmalı”

Manavoğlu, şöyle devam etti, “Protokoller konusunda geçmişte yapılan TC Elçiliği ile görüşmelerde  ben görüşüm ne ise paylaştım. Protokollerde her zaman teknik düşünülüyor. Özellikle istihdam konusunda poliste ve sağlıkta Türkiye ile yapılacak olan protokolde bir açılıma gidilmesi gerekir. Bunun normal protokolden ayrı tutulması gerekir. Yeni yapılacak olan istihdamın normal protokolün dışındaki başka rakamlarla da desteklenerek yola çıkılması gerekir. Şu an gelinen durumdaki yapıya bakıldığında kadro eksikliğini düşündüğümüzde bakanlıklardaki teknik konularla ilgili eksiklikler düşünüldüğünde olması gereken seviyeye ne yazık ki gelemiyoruz. Bu nedenle polis ve sağlık protokolden ayrılıp, ayrı rakamlar belirlenerek ele alınması şarttır. Yapısal reformlar içinde bakanlıklardaki yapıyı güçlendirmek gerekir.”

“Federasyonu Rum kesimi tüketti”

Manavoğlu, “Özersay gibi siz de Kıbrıs konusunda artık başka modellerin tartışılması görüşünde misiniz?” şeklindeki soruya karşılık ise, “federasyonu aslında biz tüketmedik. Rum kesimi tüketti. Samimi olmadıkları ortadadır. Bizler de belki onların yerinde olsaydık öyle davranırdık. BM’nin 40 yıldan fazladır aracılık yapması bana göre başarısızlıkla sonuçlandı. Ne yazık ki Rum tarafı ile dünya daha iyi ilişki içindedir. Bizlerin 40 yıl daha bekleyecek lüksü kalmamıştır. Kıbrıslı Türkler olarak bizler, Özersay’ı ve Cumhurbaşkanını komitelerde yapılan çalışmaları daha da ileriye taşımaları için cesaretlendirmemiz gerekir. Hiç kimse atılan adımları itibarsızlaştıracak yorumlar yapmamalıdır. Çünkü bunun zararı bize dokunmaktadır. Yeni açılımlara her kesim destek vermelidir.” yanıtını verdi. 
Manavoğlu, federasyonun masada durduğunu, BM parametrelerinden bahsedildiğini, bunun oyalama amacı gören emzik misali Kıbrıslı Türklerin ağzına verildiğini ifade etti. Manavoğlu, Rum kesiminin BM parametresi doğrultusunda davranmadığına da işaret etti. 

“Turgut Özal’ın KKTC’yi serbest bölge yapalım teklifi kabul edilmeliydi”

Manavoğlu, şunları belirtti, “ABAD kararları ile Kıbrıslı Türklerin gerilemesi başlamış oldu. Üretimde ve ihracatta gerileme dönemi başladı. O kararlardan sonra bizlerin Türkiye’ye daha çok baskı yapması gerekirdi. Bu zamana kadar Türkiye suçlanıyor. Ben bunu kabul etmem. Belki de Turgut Özal’ın KKTC’yi serbest bölge yapalım teklifi kabul edilmeliydi. O zamandan sonra iktidara gelen hükümetler de doğru adımlar atmadılar. Sürekli olarak Türkiye’nin vereceği kaynaklarla burayı geçindirme niyeti içinde oldular. Bizler de ülkenin kaynaklarını ve şartlarını kendi lehimize çevirip daha doğru şekilde kullanabilirdik diye düşünüyorum.”

“Özgürgün konusunda UBP de bizimle hemfikir”

 “Özgürgün dosyası gündemde. Sonuna kadar gitmeye bu noktada parti olarak kararlı mısınız?” yönündeki soruya karşılık ise Gülşah Manavoğlu, UBP’nin içinde yer alan milletvekillerinin de bu konuda  kendileriyle hemfikir olduğuna vurgu yaptı. Manavoğlu, UBP kanadının da Özgürgün’ün dokunulmazlığının kalkması yönünde kendilerine destek olacaklarını belirttiklerini söyleyerek, bunun protokolde de yazdığını ve UBP’nin bunu bilerek imza attığını kaydetti. Manavoğlu, UBP’deki atamalar yapılmadığı ve genel sekreterlik konusu da biraz geciktiği için komitenin Meclis açıldıktan sonra toplanmasının beklenildiğini belirtti. Manavoğlu, aslında bu dosyanın komiteye gelmekte geç bile kaldığını ifade ederek, geçmiş hükümet döneminde bu konunun hızlanması için hükümet ortaklarından yardım istediklerini, bunun sadece Özgürgün dosyası değil, başka dosyaların da olduğunu söyledi. Manavoğlu, eski milletvekilleri hakkında olduğu gibi Başbakanlık Denetleme Kurulunca da sonuçlandırılmayan başka dosyaların da olduğunu, kurumlarda yapılan yolsuzluklarla alakalı dosyaların da söz konusu olduğunu belirtti. Manavoğlu, “Aslında dokunulmazlıkların kaldırılması gerektiğini her fırsatta söyleyen milletvekillerinin bu konuda daha cesaretli olmalarını beklerim” dedi. 

“Zarflar HP’nin gelmesiyle açıldı”

Manavoğlu, “Bürokratları ve siyasileri denetlemek için yazılmış olan yasa bu konunun ne şekilde araştırılacağını emretmiyordu. Sadece bir önceki beyanla yeni verilen beyan arasında fark var mı yok mu ona bakılacak deniliyordu. Bununla herhangi bir sonuca zaten ulaşamazsınız. O nedenle bu konuda zaten geriye dönük hiçbir araştırma yapılmadı. Zarflar HP’nin gelmesiyle Meclis’te açıldı. Bu bir ilkti. Meclis’e ilk gittiğimde kilitli bir kapı vardı ve bunun ne olduğunu sorduğumda içinde zarfların olduğu söylenmişti. Bu kapının kilidini aslında açan Halkın Partisi’dir. Bu konuda bize destek verenlerin belli bir zaman sonra geri adım attığını gördük. Halk da bu konuda çok fazla istekli değil. Bürokratların bir çoğu da. Statükoya dokunduğumuz için diye düşünüyorum. Şu an içinde bulunduğumuz sistemde bunun sonucuna ulaşmak zaman alacaktır. Mal beyanları esas araştırılarak ortaya çıkacaktır. Nerden Buldun Yasası’nın geçmesi bu yönde önemlidir.”

“Ülkenin kurtuluşu bazı kişilerin deşifre olmasından geçecektir”

Açıklamalarında, ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılara da değinen Gülşah Manavoğlu, “Polisin yapılandırılmaya ihtiyacı olduğu gibi Sayıştaylığın da yolsuzluk gibi konuları üyelerine bırakması doğru değildir. Bir dosyanın üyelerle gönderilmesi olmaz. Savcılıkta da statüko olduğunu düşünüyorum. En bağımsız kurumlarımızdan biri yargıdır. En büyük promlemi ise önemli konularda hızlı olamaması, sonuca gidememesi ve ibret verici sonuçları almakta cesaret göstermemesidir. Bu ülkenin kurtuluşu birkaç kişinin yaptğı yolsuzluğun deşifre edilerek suçunu çekmesinden geçer diye düşünüyorum. Polis ve Savcılık mutlaka silkinip toparlanmalıdır” diye konuştu.

“UBP içindeki kavga beni ürkütüyor”

“Ülkenin artık başka bir şansı kalmadı” diyen Manavoğlu, Meclis içinde neredeyse herkesin başkanlık sistemini desteklediğini söylese de sokakta sahip çıkmadığını kaydetti. Manavoğlu, bireysel ve partisel çıkarlar uğruna inanılan birşeyin sahiplenilmediğine vurgu yaptı. Gülşah Manavoğlu, ülkenin genelinde bir çöküşün olduğunu, bu ülkenin gerçek anlamda kalkınması isteniyorsa mutlaka kişisel  çıkarların bir kenara bırakılması gerektiğini söyledi. Hükümetin icraat yapabilmesi yönünden adımlar atılması ve önünün açılması için yardımcı olunması gerektiğine vurgu yapan Manavoğlu, UBP içindeki kavganın kendisini ürkütmekte olduğunu kaydetti. 

“Böyle devam ederse gelecek parlak değil”

Manavoğlu, geçmişten günümüze gelen statüko yapısının bozulamaması durumunda geleceğin parlak olmayacağını söyledi. Siyasetten tutun da kurumlara kadar ülkede her şeyin itibarsızlaştırıldığını ifade eden Mavanoğlu,  bu durumdan vazgeçmenin zamanının artık geldiğini, hırslardan vazgeçilmesi gerektiğini belirtti.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
Rumlardan ırkçı saldırı! (Video)
Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği
Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği