DOLAR 49,01020,06%
EURO 55,71030,21%
ALTIN 6.600,670,21
BITCOIN 4107619-0.2845%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

Tansiyon düşürülmeli

ABONE OL
17 Mart 2016 09:50
0

BEĞENDİM

ABONE OL
https://yenibakisgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/03/alt.jpeg

Deniz ABİDİN

TDP MYK üyesi Dr. Suphi Hüdaoğlu, Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Başkenti Ankara’da yaşanan bombalı saldırı ve bunun KKTC’ye yansımaları ile son günlerde artış gösteren asılsız bomba ihbarları karşısında toplumda yükselen tansiyon konusunda değerlendirmelerde bulundu. Hüdaoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı çerçevesinde Sağlık alanında son dönemlerde yaşanan olaylar ve sisteme yönelik saptamalarda da bulundu.

TDP MYK üyesi Dr. Suphi Hüdaoğlu, Türkiye’de yaşanan bombalama olayı ve bununla birlikte Suriye ve Irak’ta yaşananların   Kıbrıs da olmak üzere bütün toplumu hezeyan denilen bir kaygıya götürdüğünü belirtti. Hüdaoğlu, bireysel ve toplumsal olarak bir kaygı içine girildiğinin altını çizerek, tüm yaşananların herkesi etkiler nitelikte olduğunu söyledi. Hüdaoğlu, sosyal medyanın burada büyük rolü olduğunu ifade ederek, kaygının sosyal medya aracılığıyla paylaşılarak devam ettiğini kaydetti. Hüdaoğlu, “Acaba Kıbrıs’ta da böylesi olaylar yaşanır mı?” diye düşünülmeye başlandığını söyleyerek, herhangi bir yerde görülen bir nesnenin o yönde bir çağrışım yaptığını anlattı. Hüdaoğlu, tüm bu kaygıların içinde en ilginç olanının önceki gün  Güzelyurt’ta bulunan havan mermisi olduğunu belirterek, yetkililerin bu konuda halkı bilgilendirmesi gerektiğini söyledi. İçişleri Bakanı’nın yaptığı açıklamayı iyi bir açıklama olarak nitelendiren Hüdaoğlu, resmi verilere dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

 “Tansiyonu düşürücü yaklaşımlarda bulunmak lazım”

Hüdaoğlu, “Polis olsun, İçişleri olsun, basın olsun verilen her bilgi önemlidir. Özellikle Türkiye basını bazı şeyleri fazla kaçırıyor. Manşete taşıyor. Geçtiğimiz gün Ankara’da yaşanan patlama olayında faili olarak açıklanan kız PKK içinde olan bir kız. Son dönemde Kızıl Kürt Kartalı gibi bir alt grup olarak kendisini ifade ediyordu. Ardından birçok açıklama yapıldı. Sayın Davutoğlu en ağır şekilde cezalandırılacak dedi. Zaten patlamayla kendisi de öldü. Burada küçük bir grup çıkıp olayı üstleniyor. İşte hızlı bir şekilde inadına barış dedikleri çözümü bulmak lazım. Diyalog kurup, kendini parçalayarak karşıdakini de yok etme hezeyanını yok etmek gerekiyor. Daha fazla cezayla bu olaylar daha da artabilir. Tansiyonu düşürücü yaklaşımlarda bulunmak lazım”

“Merkezi Ankara olabilir, ama bizi de etkiliyor”

Hüdaoğlu, kuvvetler ayrılığı ilkesini benimsemeyen bir yönetimin, yargıyı ve yürütmenin birbirini kabul etmeyen bir zihniyetin toplumu padişahlığa götürdüğünü söyledi. Hüdaoğlu, “Ben yaparım olur anlayışı”nın böylesi sorunlara sebebiyet verebileceğini kaydetti. Hüdaoğlu, “Merkezi Ankara olabilir. ama bizi de etkiliyor” dedi.

“Mülteciler parayla takas edilmemelidir”

Avrupa’daki ve Türkiye’deki mülteci sorunu için de bir takım şartlar öne sürüldüğünü anlatan Hüdaoğlu,  bir kısmının mülteci haklarına aykırı olduğunu belirtti. Hüdaoğlu, mülteci konseyinin, bir mülteciyi geri alacak olan bir ülkenin onu vatandaş alacaksa alması gerektiğini söylediğini belirterek, Türkiye ile AB arasında bir ön anlaşma yapılmaya çalışıldığını söyledi. Hüdaoğlu, “Ölümü göze almış, gidip gitmeyeceği belli olmayan fırtınalı havalarda yola çıkıyorlar. Mülteciler parayla takas edilmemelidir. Öyle bir çıkmaz var ki hangi taraftan bakılsa bakılsın  insanlığa huzursuzluk veren olaylar yaşanıyor. Son Almanya’daki seçimlerde popülist partiyle yeşiller partisi yükseldi. Merkel birçok eyalette zayıfladı. Bu  Almanya’nın ön anlaşmaya verdiği ilk tepki olarak yorumlanıyor. Bu anlaşma ilerisi olan bir anlaşma gibi görünmüyor. Ege denizinde Midilli’ye doğru giden bir botta Türk sahil güvenlik botundan bu bot batırılmaya  çalışılıyor. Bu olayı  mülteciler cep telefonlarıyla çekiyor. Ancak bir şekilde kurtuluyorlar. Sorulduğu zaman ise o boyun yönünü değiştirmeye çalışıyorduk deniliyor. Bu verilen imajı düşünün, o kıyılarda yapılacak turizmi düşünün” diye konuştu.

 

“AB mülteci konusunda çuvalladı”

Hüdaoğlu, AB’nin mülteci konusunda çuvalladığını ifade ederek, Suriye’de başlatılan savaşın sonrasında nüfusun dörtte birinin öldüğünü belirterek, engellenmesi için bir çaba olmadığını kaydetti. Hüdaoğlu, savaş lobilerinin askeri araçlarını pazarlama gücü olarak görülse de bu mültecileri çok daha iyi koşullarda bir süreliğine misafir edebilecek ülkeler olduğunu anlattı. Hüdaoğlu, birçok yaşam alanının daha fazla insanın entegre edilmesi durumunda kullanılabileceğini söyledi. Hüdaoğlu, en önemli konulardan birinin gerçek düşünceleri söylemeden farklı açıklamalar ile o düşüncenin arkasına sığınmak olduğunu kaydetti.

“Medyada gelir getirici unsurlar sağlanmalı”

Açıklamalarında son dönemlerde Kıbrıs Türk Medyasının içinde bulunduğu sıkıntılara da değinen Hüdaoğlu, Kıbrıs Türk medyasının  gelir getirecek olan reklam  pastasının Türkiye kanalları aracılığyla parsellendiğini belirtti. Hüdaoğlu, çok sayıda gazete ve kanalın gelir getiren unsurları olmadan kendini var etmeye çalıştığını söyledi. Hüdaoğlu, en fazla üzerinde durulması gereken konunun Türkiye televizyon kanallarının Kıbrıs Türk pazarındaki paylarıyla ilgili  ciddi bir vergilendirme getirilmesi gerektiğini kaydetti. “Hem ekonomik hem de zihinsel güçlerimizi toplayarak daha etkili basın kurumları yaratabilir miyiz diye düşünmemiz gerekiyor” diyen Hüdaoğlu, çalışanların haklarının savunulması için de gelir getirici unsurların sağlanması gerektiğini belirtti.

“Mesleki olarak temizlenmeliler”

TDP MYK Üyesi Dr. Suphi Hüdaoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı çerçevesinde ülkedeki sağlık sisteminin içinde bulunduğu durumla ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Hüdaoğlu,  özellikle kürtaj olayı ile ilgili toplumun bilgisine gelinen konuların bir umutsuzluk yarattığına vurgu yaparak, geçmişteki denetimsizlik ve kaosun mesleği ciddi bir şekilde zorladığını söyledi. “Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamaları birçok hekim arkadaşım desteklemiştir” diyen Hüdaoğlu, yargıç da olsa savcı da olsa , hangi meslek olursa olsun vijdanın ekonomiden önce gelmesi gerektiğini kaydetti. Hüdaoğlu, hekim olarak yapılması gerekenin ahlaki değerlere sahip olmayanların mesleki olarak temizlenmesi gerektiğini belirtti.  Hüdaoğlu, bile bile bir insan kendi mesleğinde maddi çıkar için ahlaktan uzaklaşıyorsa önce kendi mesleğinde kaybedeceğini sonra da toplumun kaybedeceğini anlattı.

“Hekim ile hasta arasına para girmemeli”

Hüdaoğlu şunları söyledi: “Denetimsizlik  ve kaos sürdürülmemelidir. Sağlıkta öyle bir sistem oluşturulmalıdır ki hekim ile hasta arasına para girmemeli. Biz yıllardır bunu söylüyoruz. Herkesin sağlık güvencesi altında olacağı bir yapı kurulmalı. Hasta olan istediği zaman hekimine ulaşabilmeli. Hekim parayı hastadan almayacak. Para, daha önce oluşturulan sağlık fonundan kontrol edilerek hekime verilecek. Bir oto denetim oluşturulması gerekiyor. İşte o nedenle genel sağlık sigortası oluşturuldu. Gerek özelde gerekse devlette bu hizmetin alınabileceği bir sistemi kurabiliriz. Sağlık çalışanlarımızın çok iyi bir kültürel yapısı var. Altyapıları sağlamdır. Bunları temin edecek zemini oluşturmamız lazım. Yeterki hükümet desin ki ben bu reformu yapıyorum”

“Bütçede sağlığa  yüzde 15 ayrılmalı”

Hüdaoğlu, hükümetin sağlık bütçesine yüzde 14-15 gibi bir miktar ayırması gerektiğini söyleyerek, Kuzey Avrupa ülkeleri , Kanada, Amerika, Avusturalya olsun  sistemin bu şekilde işlediğini belirtti. Hüdaoğlu, ülkede bütçenin yüzde 6’sının  sağlığa ayrıldığını ifade ederek, hekimler arasında da çok ciddi adaletsizlikler yaşandığını anlattı. Hüdaoğlu, iyi yetişen birçok gencin ülkeye döndüğü zaman çok az maaşa çalıştırıldığına dikkat çekerek, eski yasayla girdiği için daha iyi maaşlarla çalışanlar da olduğunu kaydetti. Birbirine rakip gruplar oluşturulmaya çalışıldığını dile getiren Hüdaoğlu, hükümetin sağlığa bütçeden yüzde 14 pay ayırması gerektiğini belirtti. Hüdaoğlu, “Topluma umut veren bir başarı öyküsü yaratmamız gerekiyor”dedi.

“Ultra zenginlerin vergi vermesi sağlanmalı”

Hüdaoğlu,birinci basamağın  hastanın ilk müdahalesinin yapılması, ikinci basamağın ise basit tetkiklerin yapılması olduğunu anlatarak, üçüncü basamağın ise Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi olduğunu belirtti. Hüdaoğlu, “Birinci ve ikinci basamak hizmetleri çok rahat özelden alınabilir. Üçüncü basamak daha pahalı olacağından branş hastaneleriyle çözülebilir.Hem özelde çalışan sağlık çalışanlarının hem de devlette olanlar aslında aynı takımın oyuncularıdır. Bazı hizmetler özele açıldığı zaman kontrol edilmesiyle birlikte merkezi hastanelerin yükleri azalacaktır. Bunu kurgulamak çok da zor değil. Bu niyet ister. Adım atılması için maliyete ihtiyaç vardır. Var olan bütçe doğru kullanılmalıdır. Ultra zenginlerin vergi vermesi sağlanmalı, toplumun bütçesine aktarılmalıdır. Vergi adaleti olmadan gelir getirecek unsurlar esnafın, dar gelirlinin ya da memurun yani orta direğin cebine sokularak sağlanamaz. Bunları başarabilirsek eğer, göreceğiz ki en çok vergi verenler mutlu olacak”

“Herkesin iyi bir sağlık merkezine ihtiyacı var” diyen Hüdaoğlu, tüm bunlar kurgulanırken kendi grubuna daha çok gelir getiren kurumlar olacağını belirtti. Hüdaoğlu,  tüm bunları dizginlemesi gerekenin siyasiler olduğunu söyledi.

“Bu bir mihenk taşı olacak”

Hüdaoğlu, LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın  gece kulüpleriyle ilgili ise  yaptığı açıklamaları da değerlendirdi. Suphi Hüdaoğlu, Lefkoşa Belediye Meclisi’nin gece kulüplerinin ruhsatlarını yenilememe kararı almasını  desteklediğini belirterek, çok doğru bir karar alındığını ifade etti. Hüdaoğlu, “Bu bir mihenk taşı olacak. Bunu sayın Harmancı başarabilirse, diğer belediyeler de neden yapmıyor olacak” diye konuştu.  

Hüdaoğlu,  “Kadın ticareti üzerinden birileri nemalanıyor. Uluslararası  birçok toplantıda bu ele alınıyor ve belgeleniyor. LTB sonuç olarak büyük bir mücadele veriyor. Sadece bu konu değil, su konusunda da büyük bir mücadele veriyor. Birçok kişi de bu konuda umutlu. Umarım sonuna kadar başarılı olacaklar”diye konuştu.

 

 

 

admin

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Video İzle