Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği

Temel sıkıntı cinsiyet eşitsizliği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve güç kontrolü sorunu aile içi şiddetin ve kadın cinayetlerinin yaşanmasına yol açıyor. Kadından Yaşama Destek Derneği üyesi Avukat Mine Atlı, aile içi şiddetin sebepleri, kadınları koruyan yasalar, devletin alması gereken önlemler ve kadın ölümlerinin araştırılması noktasındaki eksiklikleri Yeni Bakış’a değerlendirdi. Atlı, yargı sürecine giren kadın cinayetlerinin kanıtlanmış, itiraf edilmiş veya kamusal alanda şahit olunmuş cinayetler olduğunu vurguladı

20 Temmuz 2019 - 09:13 - Güncelleme: 21 Temmuz 2019 - 09:33

-Kadından Yaşama Destek Derneği üyesi Avukat Mine Atlı, yargı sürecine giren kadın cinayetlerinin kanıtlanmış, itiraf edilmiş veya kamusal alanda şahit olunmuş cinayetler olduğuna değinerek, intihara zorlanan, boğarak öldürülen, yani şaibeli olan kadın ölümlerinin ise iyice araştırılmadığını savundu   


-Atlı, “Kadına karşı şiddetin bir önceki adımı ev içi şiddettir. Ev içi şiddetin bir önceki adımı ise güç kontrolü kurmak ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Devletin, şu anda toplumsal cinsiyet eşitliği sağlayacak somut bir politikası da maalesef yok” dedi


-Atlı, kadın cinayetlerini önlemek için ilk olarak devletin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim müfredatlarına cinsel eşitliğin, kadın erkek eşitliğinin, ilişkiyi şiddetsiz yürütme becerisinin eklenilmesi gereken bir politikanın olması gerektiğini ifade etti


-Aile içi şiddete karşı yasaların ülkede çok yeni bir şey olduğunu anlatan Atlı, “Bu yüzden aile içi şiddet mağdurlarına verilen destek çok da iyi çalışmıyor. Mesela vatandaş olmayan birisi bu desteği alamıyor” dedi


-Kadından Yaşama Destek Derneği haftanın üç günü ücretsiz psikolojik danışmanlık ve hukuki danışmanlık hizmeti veriyor. Dolayısıyla yaşadığı şiddetten kurtulmak isteyen herhangi bir kişi yardım hizmeti alabiliyor. Psikolojik veya hukuki yardım talep eden kadınlar 22 70 751 numaralı telefonu arayarak randevu talep edebilir” şeklinde konuştu 


Ahmet UÇAR


Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve güç kontrolü sorunu aile içi şiddetin ve kadın cinayetlerinin yaşanmasına yol açıyor. Kadından Yaşama Destek Derneği üyesi Avukat Mine Atlı, aile içi şiddetin sebepleri, kadınları koruyan yasalar, devletin alması gereken önlemler ve kadın ölümlerinin araştırılması noktasındaki eksiklikler hakkında Yeni Bakış’a konuştu.


“ Kadın cinayetleri iyi bir şekilde araştırılmıyor” 

Kadından Yaşama Destek Derneği üyelerinden Mine Atlı, 2010 yılından bugüne değin 20 kadın cinayeti yaşandığını ve bu yirmi ölümün sadece on ikisinin bir yargı sürecine girdiğini belirtti. Cinayetlerin sekizinde öldürme eylemini gerçekleştiren erkeğin de intihar ettiğini, diğer cinayetlerin ise detaylı incelenmediğini iddia etti. Atlı, yargı sürecine giren kadın cinayetlerinin kanıtlanmış, itiraf edilmiş veya kamusal alanda şahit olunmuş cinayetler olduğuna değinerek, intihara zorlanan, boğarak öldürülen kadın cinayetlerinin ise iyice araştırılmadığını savundu.   

Atlı, söz konusu proje kapsamında Akile Akdoğan davasıyla karşılaştıklarını belirtti. Akile Akdoğan’ın apartmanın altında ölü olarak bulunan bir anne olduğunu belirten Atlı, Akdoğan’ın son sözlerinin “yeter, yeter, imdat!” olmasına rağmen polisin o dönem intihar dışında herhangi bir şüphelerinin olmadığını dile getirdiklerini hatırlattı. Atlı, o dönem Akile Akdoğan davası için gereken araştırmanın yapılması yönünde basın toplantıları yaptıklarını dile getirdi. Bu baskılar sonucunda Akdoğan davası noktasında yeniden incelemelere başlandığını belirten Atlı, çocuklardan birinin söyledikleri üzerine olayın intihar olmadığının ortaya çıktığına ve öldüren kişinin otuz yıl hüküm giydiğine vurgu yaptı. Atlı, bu durumun kadın intiharlarının ardından etkili bir inceleme yapılmadığının bir göstergesi olduğuna dikkat çekti.


“Kadınlar eşleri tarafından öldürülüyor” 

Atlı, KKTC’deki kadın cinayetlerinin dünya verileriyle örtüşmediğini tekrarlayarak, kadın cinayetlerinin eşler veya partnerler tarafından işlendiğine dikkat çekti. “Yani kadınlar erkekler tarafından öldürülüyor. Kadın kadını öldürmüyor. İşte bu dünya verileriyle örtüşmüyor.” şeklinde konuşan Atlı, bu cinayetlerin nedeninin ev içi şiddet ve güç kontrolü kurma olduğunu vurguladı. 


 “Kadına karşı şiddetin temel sebepleri cinsiyet eşitsizliği” 

Atlı, “Kadına karşı şiddetin bir önceki adımı ev içi şiddettir.  Ev içi şiddetin bir önceki adımı güç kontrolü kurmak ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir. Devletin, şu anda toplumsal cinsiyet eşitliği sağlayacak somut bir politikası da maalesef yok.” dedi.


“Kadın cinayetlerini önlemek için devletin gerekeni yapması gerekiyor” 

Atlı, kadın cinayetlerini önlemek için ilk olarak devletin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim müfredatlarına cinsel eşitliğin, kadın erkek eşitliğinin, ilişkiyi şiddetsiz yürütme becerisinin eklenilmesi gereken bir politikanın olması gerektiğini ifade etti. Kadın cinayetlerini önlemede devletin ikinci olarak yapması gereken şeyin ise polislerin, güvenlik kuvvetlerinin herhangi bir şiddete tahammülü olmadığını göstermesi olduğunu kaydeden Atlı, sonuncu olarak toplumun tüm sorumluluğu kadına yüklemekten vazgeçmesi gerektiğinin altını çizdi. Atlı, devletin ev içi şiddet mağdurlarına destek verme yoluyla koruma hizmetini sunabileceğini belirterek, “Yani şunu söylemek istiyorum kadın sığınma evleri de önemlidir ama kadın sığınma evlerinden önemlisi kadınların mevcut yasa, koruma emri alma ve aile yapısı konusunda bilinçlenmeleri, mahkemeye erişimleridir.” dedi.


“Kadına karşı şiddet konusunda soruşturma açılması için şikayet aranmıyor”

Geçen aylarda bir ay boyunca bir kadının kemerle dövülerek şiddete maruz kaldığını dile getiren Atlı, kadına karşı şiddet gibi sorunlarda hâlâ şiddet gören kadının şikayetine bağlı olarak davayı yürütme çabalarının mevcut olduğunu kaydetti. Atlı KKTC’nin Avrupa sözleşmesi onaylı yasa gereği kadına şiddet ve ev içi şiddet konularında işlem yapabilmek için mağdur olan kişilerin bizzat şikâyet etmelerinin gerekmediğini belirtti. 


“Üç kadından biri şiddete maruz kalıyor” 

2019’da imzaladıkları projeye kadın cinayetlerini ve intiharlarını araştırmak gibi hedefler koyduklarını açıklayan Atlı, araştırmanın ilk verilerini duyuracaklarını ifade etti. 

Atlı, KAYAD olarak 2014 yılından itibaren özellikle ev içi şiddet konularında çalışmalar yürüttüklerini anımsatarak, Avrupa Birliği tarafından destek alan ilk projeleri olan anket çalışmaları sonucunda üç kadından birinin şiddete maruz kaldığını ve bu oranın %33’lerde olduğunu vurguladı. Atlı “Ama daha çarpıcı olan durum ise kadınlara ‘şiddete uğrayan siz olmasanız da yakınlarınızdan veya akrabalarınızdan şiddete uğrayan var mı” diye sorduğumuzda ortaya çıktı.” dedi. 

Kadınlarla yapılan anketler sonucunda her üç kadından birinin aile içi şiddete maruz kaldığına işaret eden Atlı, 2017 yılında yaşanan seri kadın cinayetlerinin dışında kadın cinayetlerinde bir artış olmadığını ancak günümüzde söz konusu cinayetlerin daha görünür bir şekil aldığını kaydetti. Bu durumun ülkemizi aile içi şiddet konusunda diğer ülkelerden ayırdığını dile getiren Atlı, her üç kadından birinin fiziksel şiddet görmesi gibi bir durumun evrensel bir veri olmasına rağmen, %99.5 gibi bir oranın ise dünya verileriyle örtüşmeyen bir fazlalıkta olduğunu ifade etti.


“ Vatandaş olmayanlar yasadan yararlanamıyor” 

Aile içi şiddete karşı yasaların ülkede çok yeni bir şey olduğunu anlatan Atlı, “Bu yüzden aile içi şiddet mağdurlarına verilen destek çok da iyi çalışmıyor. Mesela vatandaş olmayan birisi bu desteği alamıyor.” dedi.


“Aile içi şiddete karşı eğitim müfredatımız mevcut” 

Mevcut projelerinde ev içi şiddetle mücadele kapsamında eğitim müfredatlarının olduğuna işaret eden Atlı, söz konusu müfredatı önceki hükmetin onaylamış olduğunu fakat yeni hükümetle bu konuda henüz görüşmelere başlamadıklarını kaydetti. Atlı, ev içi şiddet yasasının taslağını hazırladıklarını ama henüz yasadan  geçmediğini dile getirerek, çalışmalarına devam ettiklerini ve artık bunu tamamlayıp meclise sunmak istediklerini vurguladı.


“ Yaşanılan ev kimin olursa olsun aile içi şiddet durumunda erkek uzaklaştırılır” 

Aile içi şiddet kapsamında bir kadın şiddet görmesi durumunda, birlikte yaşanılan ev kime ait olursa olsun yasaların erkeği uzaklaştırabilme hakkına sahip olduğunu hatırlatan Atlı, “ama bu bilgi bile maalesef, birçok kadında yok. bu bilginin olduğunu varsaysak bile, yetkililere erişim noktasında kadınlarda birçok farkındalık eksiklikleri var. Kadından Yaşama Destek Derneği haftanın üç günü ücretsiz  psikolojik danışmanlık ve hukuki danışmanlık hizmeti veriyor. dolayısıyla yaşadığı şiddetten kurtulmak isteyen herhangi bir kişi yardım hizmeti alabiliyor. Psikolojik veya hukuki yardım talep eden kadınlar 22 70 751 numaralı telefonu arayarak randevu talep edebilir.”

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Aygül özsoy
    3 hafta önce
    Sayın mine atlı Akile Akdoğan ın vefatı ile başlayan süreçte tüm olanları sakin ve sessizce takip ediyorum. Bu süreçte anlatılanları yapılan açıklamaların tutarlı dayanakları olmadığı gibi mesnetsiz suçlarla hayali bir cinayete gerekçe uydurma çabalarınız Çocukları da alet etmiş olmanızı sadece hukuk adına değil insanlık adına da esefle gördük. Bu durum mahkeme heyetince de kanıt olmadığı yönünde kararda açık ve net olarak belirtilmiştir. Bu arada Yaşar Akdoğan karısını öldürmüş olması olasılığında sizinle düşünmeye kalktığımda bu adam 8 ay boyunca adada kalmaya devam edecek kadar Aptal olmayacağına göre Akile Akdoğan ile aralarındaki tartışmanın nedenini açık net ve delilleri ile birlikte kendi eliyle polis ve mahkeme heyeti ile paylaşmış olması akıl alır gibi değil hatta bilmem kaç kere resmi ve gayri resmi incelemelere bile Yaşar Akdoğan ın kendi anlattıklarının dışında hiçbir yeni delil ve şahit bulunamamıştır. Peki soruyorum size yaşadıkları herşey rağmen eşine daha önce her
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
12 bin TL’ye şimdilik serbest
12 bin TL’ye şimdilik serbest
Çatışma ülkeye zarar veriyor!
Çatışma ülkeye zarar veriyor!