Ya teslim olacağız ya da direneceğiz
Reklam
  • Reklam

Ya teslim olacağız ya da direneceğiz

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Özuslu ve Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Kişmir, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün yayımladığı rapor çerçevesinde ülke basınının içinde bulunduğu durum ve medyayı bekleyen tehlikeler konusunda çarpıcı tespitlerde bulundular

20 Nisan 2019 - 09:05 - Güncelleme: 20 Nisan 2019 - 09:47

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Özuslu, medyanın kar getiren bir alan olmamasına karşın çeşitli çıkar gruplarının göz diktiği bir merci haline geldiğine vurgu yaparak, amacın gazetecilik yapmak olmadığını, başka çıkarlarını korumak için birilerinin medya alanına girdiğini ifade etti

Özuslu: yeni gazeteler, web siteleri, televizyonlar açılıyor. Bunlar, günü geldiğinde kendi çıkarları yanında dönemin hükümetlerine veya muhalefete vurmak hedefindedirler. Bu çok açık nettir. Ya yeni medya kuruluşları açılıyor ya da olanlar el değiştiriyor. Sermayenin nerede olduğunu ya da hangi sektörlerde olduğunu ise tekrar etmeye gerek yok. Kimlerin yüksek karlarla çalıştığını herkes biliyor 

“Bu durum da çok sesliliğin yok olmasına neden olacaktır. Kıbrıslı Türklerin kültürünün geliştirilmesi mümkün kılınmayacaktır. Ayrıca çıkar grupları bu ülkede istediğini yaptıracak duruma gelecektir. O nedenle basın özgürlüğünü korumanın yolu Kıbrıs Türk medyasının yaşadığı haksız rekabetin altında inlemesinden kurtulmasından geçer”

Basın Emekçileri Sendikası Başkanı Kişmir de, rapora göre Kuzey Kıbrıs’ın, Türkiye’ye göre çok iyi durumda görünse de Türkiye’nin bulunduğu yere doğru giden bir sürecin yaşanmakta olduğunu kaydetti 

Bu sürecin önüne geçmek için yasamaya büyük görevler düştüğünü belirten Kişmir, gerekli yasaların ve düzenlemelerin yapılması ve özellikle sosyal medya üzerinden sahte hesapların tamamen haberciliğe yönelik değil de belirli bir kesimin çıkarlarını savunmak için yaratılan haber sitelerinin önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizdi 

Kişmir, “İfade özgürlüğü veya basın özgürlüğü onurumuzdur demek yetmiyor. Bunu kanıtlayıp ispatlamak için hem örgütlerimize hem hükümete ve Meclis’e hem de medyada görev alan kişilere görevler düşmektedir. Türkiye’nin yolundan değil, adaletin, ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün yolundan gitmek gerekmektedir” dedi


Deniz ABİDİN 

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu ve Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) Başkanı Ali Kişmir, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün yayımladığı raporu değerlendirdi. 


Gazeteciler Birliği Başkanı Özuslu: Pratikte sıkıntılar yaşanıyor

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu, KKTC Anayasası’nda yer alan belli yasaların kağıt üzerinde garanti altında olduğunu belirterek, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayımladığı raporunda da bu şekilde anlatıldığını kaydetti. Özuslu, her zaman KKTC’nin bulunduğu coğrafyada tanınmamışlığa rağmen yasal anlamda basın özgürlüğü konusunda ciddi bir sıkıntısının olmadığının belirtilmekte olduğunu kaydetti. Özuslu, aksine pratikte birçok anlamda sıkıntıların yaşanmakta olduğunu belirterek, basın özgürlüğünü tehdit eden unsurların olduğuna dikkat çekti. Özuslu, bu durumun söz konusu rapora yansıdığını ifade ederek, Türkiye’de yaşanan gerek FETÖ süreci, Erdoğan ve AKP ile ilgili Türkiye medyasına yapılan girişimlerin kabul edilemez olduğunu kaydetti. Özuslu, havuz medyası gibi oluşumlar, TRT ve Anadolu Ajansı’nın tek yanlı yayın yapan ve seçimlerde manipülasyon yapacak noktaya gelmesinin KKTC’de de yakından takip edilmekte olunduğunu söyledi. Özuslu, rapora göre geçtiğimiz yıl 77’nci sırada iken bu yıl 74’e ilerlemiş olmasının sevindirici olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin 157’nci sırada kaldığını, KKTC’nin sarı olarak tanımlanan bölgede gazeteciliğin ideal olmasa da sürdürülebilir olduğu anlamına geldiğini kaydetti. Özuslu, geçtiğimiz yıl Afrika gazetesine yapılan saldırıların, zaman zaman basını da içine alan FETÖ saldırılarının ya da zaman zaman CD ve kitapların etken olduğu gözaltıların olması gibi konuların her ne kadar basın mensuplarına dönük değilse de, sonuç olarak özgürlüklerin bir bütün olduğunu belirtti. 

“Düşünce ve basın özgürlüğü ayrı düşünülemez”

Sami Özuslu, düşünce ve basın özgürlüğünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade ederek, her ne kadar adı öyle konulmasa da kitap gerekçesiyle insanların tutuklanmasının ülkenin eksileri anlamına geldiğini savundu. Özuslu, raporda birinci sırada yer alan Norveç, Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerle günü geldiğinde kendimizi kıyaslamak istesek de yapılan eleştirilerin basın özgürlüğü adına bütün özgürlüklerin bir sembolü gibi olduğunu belirtti. 

“Siyah bulutlar bize yakın”

Özuslu, “Kimse unutmasın ki kamuoyu adına ve halk adına sıradan vatandaş adına herkes basın özgürlüğüne sahip çıkmalıdır. Güney Kıbrıs ile de kıyaslandığında Avrupa Eş Birliği Teşkilatı ile gazeteci örgütleri olarak yapılan çalışmalar var. Bunun yanında Anastasiadis’in dahil olduğu tepkiler eleştiriliyor. Kıbrıs’ın güneyi üç basamak bu yıl gerilemiştir” diye konuştu. Özuslu, Türkiye’de tek sesliliğe gidildiğini ve bizde de bundan etkilenildiğini belirterek, basın özgürlüğü açısından kırmızı ve siyah çizgilerin olduğunu kaydetti. Basın özgürlüğü açısından siyah bulutların Kuzey Kıbrıs’ta da çok yakın olduğuna dikkat çeken Özuslu, kırmızı bulutların arasından sıyrılıp Kuzey ve Güney’in basın özgürlüğü bakımından iyi seviyelerde olmasının da basın çalışanları olarak bu konuda ne kadar ilkeli durduğumuzu göstermesi bakımından bu haritaya herkesin açıp bakması gerektiğini belirtti. 

“Kıbrıs Türk medyası birilerine muhtaç duruma geldi” 

Sami Özuslu, Kıbrısın kuzeyinin herkesin bildiği gibi tanınmamış bir yarım ada olduğunu, Türkiye sermayesinin ve şirketlerinin büyük oranda ekonomik faaliyetleri yönlendirmede ithalat ihracat rakamlarının bilinmekte olduğunu kaydetti. Özuslu, yıllardır dile getirilen ve gelmiş geçmiş birçok hükümetin tedbir alamadığı Türkiye medyası ile KKTC medyası arasındaki reklam alanındaki haksız rekabetin Kıbrıs Türk medyasını devlete ve birilerine muhtaç duruma getirdiğini söyledi. 

“Başka çıkarlar için gazete, TV sektörüne giriliyor”

Özuslu, bu birilerinin kim olduğunun soru işareti olduğunu ifade ederek, medya alanının kar getiren bir alan olmamasına karşın çeşitli çıkar gruplarının göz diktiği bir merci haline geldiğini söyledi. Özuslu, amacın gazetecilik yapmak olmadığını, başka çıkarlarını korumak için birilerinin medya alanına girmekte olduğuna vurgu yaparak, “yeni gazeteler, web siteleri, televizyonlar açılıyor. Günü geldiğinde kendi çıkarları yanında dönemin hükümetlerine veya muhalefete vurmak hedefindedirler. Bu çok açık nettir. Ya yeni medya kuruluşları açılıyor ya da olanlar el değiştiriyor. Sermayenin nerede olduğunu ya da hangi sektörlerde olduğunu ise tekrar etmeye gerek yok. Kimlerin yüksek karlarla çalıştığını herkes biliyor” şeklinde konuştu. Özuslu, reklam alanındaki haksız rekabet konusu ciddiye alınmadığı ve Kıbrıs Türk medyasının finansal olarak reklam, sponsorluk geliriyle beslenmediği sürece ya yok olacağını ya da güçsüzleşeceğini kaydetti. 

“Kıbrıs Türk medyası haksız rekabetten kurtulmalıdır”

Özuslu, şöyle devam etti, “Bu durum da çok sesliliğin yok olmasına neden olacaktır. Kıbrıslı Türklerin kültürünün geliştirilmesi mümkün kılınmayacaktır. Ayrıca çıkar grupları bu ülkede istediğini yaptıracak duruma gelecektir. O nedenle basın özgürlüğünü korumanın yolu Kıbrıs Türk medyasının yaşadığı haksız rekabetin altında inlemesinden kurtulmasından geçer. Bu hafife alınacak ya da akademik bir öneri değildir. Bu açık, net ve sabit bir durumdur. Türkiye sermayesinin burada sattığı ürünlerin reklamını Türkiye gazeteleri ve TV’leri vasıtası ile yapması ve buraya bir kuruş reklam geliri akıtmadığı sürece medyamız da sporumuz da güdükleşmeye, yok olmaya veya birilerinin eline geçmeye muhtaçtır.” 

BASIN-SEN Başkanı Kişmir: Siyaset ve yasalar gerekli önlemi almıyor

Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) Başkanı Ali Kişmir de, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün yayımladığı raporundaki rakamın ülkedeki durumu özetler nitelikte olduğunu ifade ederek, mevcut durumun daha iyi olabilmesi adına ise basın örgütlerinin elinden geleni yapmakta olduğunu söyledi. Kişmir, ne yazık ki siyaset ve yasaların bunun daha iyiye gitmesi için gerekli önlemleri almadığına dikkat çekerek, bu noktada yürütmeye çok büyük işler düştüğünü söyledi. Kişmir, bu küçük coğrafyada çok fazla gazete, TV olduğunu belirtti. Güney’de çıkan rapora göre bir gerilemenin olduğunu belirten Kişmir, Kuzey’de ise birkaç basamak ilerlemenin Afrika gazetesinin yargı önünde olmasından kaynaklı olduğunu kaydetti. 

“Türkiye’nin bulunduğu yere doğru giden bir süreç var”

Kişmir, ortaya çıkan durumun YDP Milletvekili Bertan Zaroğlu’nun kendi sosyal medya hesabından gazetecileri tehdit etmesi ve yasaların üzerinde görmesinden kaynaklı olduğunu söyledi. Kişmir, Türkiye’ye göre ise çok iyi durumda görünsek de Türkiye’nin bulunduğu yere doğru giden bir sürecin yaşanmakta olduğunu kaydetti. Bu sürecin önüne geçmek için yasamaya büyük görevler düştüğünü belirten Kişmir, gerekli yasaların ve düzenlemelerin yapılması ve özellikle sosyal medya üzerinden sahte hesapların tamamen haberciliğe yönelik değil de belirli bir kesimin çıkarlarını savunmak için yaratılan haber sitelerinin önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizdi. 

“Yargı toplumun hassasiyetlerine dikkat etmelidir”

Kişmir, sosyal yükümlülüklerini yerine getiren gazete ve TV’lerin ve de bunun yanında sosyal medyadaki haber portallarının yolarına devam etmesinin sağlanması gerektiğini belirtti. Kişmir, yargının da daha dikkatli davranması gerektiğini ifade ederek, “Elbette ki yargının işine müdahale edecek değiliz, ancak yargı da toplumun hassasiyetlerine dikkat etmelidir. İfade özgürlüğünün anlamına dikkat etmelidir. Bir de Türkiye ve buradaki bazı güçlerin etkisi altında kalmadan tamamıyla basının özgürlüğü noktasında taraf olmalıdır. Yargımız şu anda bağımlı olduğumuz Türkiye’deki yargının çok önündedir. Basınımız da Türkiye’deki basının çok çok önündedir. Ancak biz bunu koruyamaz isek ve de baskılara boyun eğersek bizler de kendimizi  tıpkı Türkiye gibi 150’nci sıralarda bulmuş olacağız.” dedi. 

“Türkiye’nin yolundan değil, adaletin yolundan gitmeliyiz”

İfade özgürlüğünün her zaman ön planda olması gerektiğine vurgu yapan Kişmir, ifade özgürlüğüne her kesimin sahip çıkması gerektiğini, bu ülkede yaşayan herkesin yazılan çizilen eleştirilere karşı tahammüllü olması gerektiğini belirtti. Kişmir, bu tarz konulara karşı toplumun da bilinçli olması gerektiğine dikkat çekerek, kişisel husumetler yüzünden birbiri ile kavga eden medya organları ile gerçekten toplumsal kaygıyı taşıyıp bu manada hareket eden medyayı birbirinden ayırması gerektiğini söyledi. Bunun yanında medyaya da düşen görevler olduğunu belirten Kişmir, medyanın da artık kendine çeki düzen vermesi gerektiğini kaydetti. Kişmir, basın sektöründe çalışan, kamera arkasında görev yapan birçok emekçinin olduğuna vurgu yaparak, bu insanların medyanın güvenini sarsacak hiçbir adımlarının olmadığını söyledi. Kişmir, ekmek parasını alın teri ile kazanan bu emekçiler çoğunluktayken, azınlık durumumda olan TV önündeki kişilerin ve medya patronlarının belirli bir şekilde belirli yerlere hizmet ederek yaptıkları “sözde haber”leri herkesin iyi ayırt etmesi gerektiğini belirtti. Kişmir, “İfade özgürlüğü veya basın özgürlüğü onurumuzdur demek yetmiyor. Bunu kanıtlayıp ispatlamak için hem örgütlerimize hem hükümete ve Meclise hem de medyada görev alan kişilere görevler düşmektedir. Türkiye’nin yolundan değil, adaletin, ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün yolundan gitmek gerekmektedir. Aksi takdirde yanıbaşımızdaki Türkiye’de ne varsa burada da olacak konusu basına da sıçramış durumdayken ileride daha da içinden çıkılamaz bir hal alabilir.”


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Eroğlu’ndan büyük kıyak
Eroğlu’ndan büyük kıyak
2'si çocuk 9 kişi yaralandı
2'si çocuk 9 kişi yaralandı