Edebi Yolculuk
Ahmet Uçar

Ahmet Uçar

Edebi Yolculuk

11 Temmuz 2019 - 10:19

Göç Eden Martıya Veda

 

 

Edebiyat yolculuğunda birçoğumuzun deneyimlediği bir şey vardır: Başarılı şairleri,  -klasikleşmiş demeliyim belki de- henüz okumamanın yarattığı vicdan ağrısı. Edebiyata adım attıktan sonra – ki bu adımların gerçek anlamda ne zaman atıldığı hiçbir zaman bilinemez- Küçük İskender'i  henüz okumamış olmanın sızısı bir yerlerimde kendini hatırlatıp duruyordu.

 

Her ne kadar 5 Eylül 2016'da  Işık Kitabevi'nin düzenlemiş olduğu kitap fuarında Ağır Abiler Orkestrası ( Küçük İskender, Ağır Abiler Orkestrası, Sel Yayınları)'ını almış olsam da İskender'le asıl tanışmam internette dinlediğim onun edebiyat söyleşileri ve Yeni Türk Edebiyatı dersindeki şiir okumalarıyla oldu. Şiir serüvenine İkinci Yeni şiiriyle başlamış birisi olarak önceleri Cemal Süreya'nın ve Edip Cansever'in şiirini anlayacak donanımda olmadığım için bu şairlerin abartıdan ibaret olduğunu düşünmüştüm. Zaman geçtikçe, şiir bana kapılarını açtıktan sonra ise Cemal Süreya'nın da Edip Cansever'in de ne kadar başarılı şairler olduğunu düşünmeye başladım. Şimdi bile birisi bana “ En sevdiğin şairler kimlerdir?” diye bir soru sorduğunda  hiç düşümeden Edip Cansever ve Cemal Süreya derim. Küçük İskender'in bir söyleşisini dinlediğimde aynı şeyi onunda yaşadığını, toplumcu şairleri okuyan birisi olan İskender'in de İkinci Yeni'yi anlamakta önceleri zorlandığını öğrendim. Hatta o, söyleşisinin bir yerinde Edip Cansever'i anlayamadığı için kitabını duvara fırlattığını da dile getirmişti. Bu durum Küçük İskender'le ilk edebi ortak noktamdı.

 

Daha sonra ise Yeni  Türk Edebiyatı dersindeki okuma günlerinde herkes yaşayan şairlerden bir şiir okuyacaktı. Benim seçtiğim şiir ise Küçük İskeder'in “ Bir Martıyı Ağlattın Sen” iydi. Bu şiirin özgün imgeleri, müziği, yarattığı çağrışımlar hâlâ aklımdan silinmiş değil.

 

Küçük İskender'in yukarıda sözünü ettiğim “ Ağır Abiler Orkestrası” kitabını okumaksa geçen senelerde nasip olmuştu. Tıp literatürüne ait kelimeler, kodlu anlamlar, mitolojik unsurlar, erotik hatta pornografik özelliklerle birlikte aykırılıklar beni çok etkilemişti.  Hangi şiirini okusam belli bir anlama ulaşmak için araştırmalar yapıyordum. İskender'le birlikte “bir martıyı ağlatmıştım”. Daha sonra ise “Ağır Abiler Orkestrası” nın dinleyicisi olmuştum.

 

Küçük İskender'in kansere yakalandığı haberini aldığımda ise böyle bir şairin ölmesiyle Türk edebiyatının çok şey kaybedeceğini düşünmüştüm. Gelin görün ki Türk edebiyatı çok şey kaybetti.Ama birçok şey de kazandı. Konstantinos Kavafis “ Ülke” şiirinde “ başka bir deniz bulamayacaksın” der.  Gözyaşlarından hız kazanan bir martı, Kavafis'i yanıltmak istercesine başka bir denizi aramaya çıktı.

Ben onu hep “Bir Martıyı Ağlattın Sen” ve “ Ağır Abiler Orkestrası” ile hatırlayacağım.

 

Bir Martıyı Ağlattın Sen

 

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık
kütür kütür küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir elyazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!

bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber!

bir martıyı ağlattın işte
bir çocuk garanti intihar eder artık


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar