Hayatımıza Dışarıdan Bakabilmek
Ayça Kurnaz

Ayça Kurnaz

Aile ve Toplum

Hayatımıza Dışarıdan Bakabilmek

23 Şubat 2018 - 05:56

Biz insanlar için ilişkilerin önemli olduğunu herkes kabul eder sanırım. İnsan sosyal bir varlık, yaşamak ve mutlu olmak için sosyalleşmeye ihtiyaç duyar, ki bu çok doğaldır. İnsan yalnızlıktan keyif almalı ama bu yalnızlık sürekli olursa bir süre sonra sıkıcı hale gelebilir. Çünkü paylaşmanın verdiği keyfi bize hiçbir his veremez. Yaptığımız her şey paylaştıkça daha çok anlam kazanır. Her gün yaptığımız ve yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz sıradan bir yemek bile. 

Yalnızlık!

Yalnızlık sürekli olmadığı zaman anlamlıdır. Bir şeyin tekdüzeliği olayın anlamının bozulmasına veya anlamını yitirmesine neden olur. O yüzden her ilişkinin beslenmeye ve canlandırılmaya ihtiyacı vardır. Şimdi düşünelim! Bir toplum içinde yaşamasaydık, nasıl bir hayatımız olurdu? Yardımlaşmasak, sevgiyi paylaşmasak, nasıl bir karakterimiz olurdu? Ne yapmaktan keyif alırdık? Zor değil mi bu sorulara cevap vermek. Gerçekten zor! 

Bağımsız düşünebilmek!

Alıştığımız şeylerden ve ortamdan bağımsız düşünmek ve nasıl hissedeceğimizi gözümüzde canlandırmak da zordur. İşte bu yüzden aile içinde veya ilişkimizde yaşadığımız sorunları göremiyoruz. Görsek bile çoğu zaman değiştiremiyoruz. Çünkü ilişkinin içinde bağımsız düşünemiyoruz. Yaşadığımız hayata dışarıdan bakabilmek farkındalık ve öngörü ister. 

Farklılıklar zorlayıcı olabilir!

Çiftler ilişkilerinin  başında zaman zaman sorun yaşayabilirler, bunun sebebi öğrendikleri hayatın ve yaşam şeklinin bulundukları ilişkide farklılık göstemesidir. Bu noktada çoğu insan, karşı tarafı kendi tarafına çekmeye çalışır. Çekemedikleri noktada da sorun yaşarlar. Sorun yaşamaya başladıkları noktada da çatışmalar ortaya çıkar. Egolar devreye girer, karşı tarafın farklılığı olumlu olabilecek iken tehlike olarak algılanabilir. Oysa, zıt kutuplar ve farklılıklar birbirini çeker. Ta ki o kişiye neden aşık olduğunuzu unutana kadar.  Çekici bulduğunuz farklı özellikler zaman geçtikçe huzursuzluğa neden olabilir. Bu huzursuzluğun kaynağının farkında olunmalıdır. Esas sorun, bir davranışın değiştirilebileceğini varsayıp değiştirememe mi yoksa o davranışın gerçekten sorun olması mı? Bu ince çizgi zaman zaman ciddi sorunların yaşanmasına neden olur. Karşı tarafa müdahale etmeye çalışıldığı için çatışma sertleşir ve konu kişisel olarak algılanır.  Kişisel algılama da her zaman çatışayı körükler.

Kabullenme ve Anlayış!

Bir insanı seviyorsanız onu olduğu gibi kabul etmeli sadece davranışsal olarak rahatsız olduğunuz özellikleri dile getirmelisiniz. 

Karaktersel olarak bir insanı değiştirebileceğinizi düşünerek o insanla birlikte olursanız, ya değiştirerek onu ‘o’ olmaktan çıkarırsınız ya da değiştiremediğiniz için hayal kırıklığı yaşarsınız. Mutluluk, kabullenme ve anlayışın buluşabildiği noktada yaşanır. Çiftler birbirinden farklı olabilir ama bu farklılığın uyumla dengelenerek mutluluğa dönüşmesi ancak istek ve emekle olabilir. Unutmayın ki bakış açınızı değiştirip, yaşadığınız ‘an’a hak ettiği önemi verirseniz hayat çok daha anlamlı ve güzel olur.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar