Mutlu anlar
Ayça Kurnaz

Ayça Kurnaz

Aile ve Toplum

Mutlu anlar

09 Şubat 2019 - 09:11

Herkes mutlu olmak ister. Mutlu olmak içinde elinden geleni yapar. Çoğu doğum günümüzde mutlu olmaktır dileğimiz. Peki nedir bu mutluluk? Nasıl mutlu olunur? Neden bu kadar çok istenilen ama bir o kadar da zor bir durum mutlu olmak. Çoğu zaman mutlu olmak için bir koşulun gerçekleşmesi beklenir.  ‘Şu’ olursa çok mutlu olacağım, ‘o’ gelirse çok mutlu olurum. Bu cümleleri kimbilir kaç kez söyledik veya duyduk? Tam da bu sebeplerden dolayı mutlu olmak çok zor. Çünkü mutlu olmayı sürekli bir şeylere bağlıyoruz ve o şeyin olması için beklenti içine giriyoruz.


Mutlu çocuklar…

Mutluluk soyut bir kavram, net bir anlamı olmadığı gibi kişiden kişiye değişen göreceli bir durum. Kimileri küçücük şeylerden mutlu olurken, kimileri çok büyük şeyler bekler mutlu hissetmek için. Oysa insanın mutluluğu illa da bir şeylere bağlı olmamalı. Çocuklar mutlu doğar, mutlu olmayı bilirler. İhtiyaçları doyurulduğu takdirde etrafa gülücük saçarlar. Onlara sonrasında tatminsiz olmayı öğreten, beklenti içine sokan bizleriz. Biz ve bizlerin yetişkin egoları. Oysa çoğu zaman mutsuz eden çok da bir şey olmuyor hayatımızda. Sadece biz bir şekilde mutsuz olduğumuzu düşünüyoruz. Çünkü sebep ararsak mutlaka buluruz. Kimi zaman güneşin olmamasıdır mutsuzluk sebebimiz, kimi zaman yağmurun yağmamasıdır, kimi zamansa tersi.


Mutlak mutluluk…

Aradığımız mutlak mutluluksa bunu hiç elde edemeyeceğimizi kabul etmemiz gerekir. Hayat uzun bir yolculuk ve bu yolculukta aydınlıklar ve güzellikler olabildiği gibi acı ve hayal kırıklıkları da var. Tıpkı her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde ise bir iyilik olduğunu düşünen yin yang felsefesi gibi. Bir yemeği yaparken içerisine birçok tat verecek baharat kattığımız gibi, hayatta bu baharatların toplamından oluşuyor. Kimi zaman karabiberi fazla geliyor kimi zaman şekeri ama hepsinin tadı ve anlamı farklı oluyor günün sonunda.


Anların önemi…

‘Ben hiç mutlu olmadım.’ Cümlesi ne kadar da üzücü bir cümle ancak bu cümleyi ‘ben hiç mutlu olamadım yada mutlu olmayı bilemedim’ diye değiştirmek gerekiyor. Çünkü tamamen mutsuz geçen bir hayat yoktur ancak mutlu olmayı bilmeyen insan olabilir. Hep mutlu olamayacağımız gibi hep mutsuz da olamayız. Önemli olan geçirdiğimiz ‘an’larımızı keyifli geçirebilmeyi öğrenme ve mutlu olayı bir koşula bağlamadan yaşayabilmektir. 


Yaşadığımız ‘an’da kalabilmek…

Geçirdiğimiz ‘an’ların mutsuz olması için çoğu zaman bir sebep yoktur. Duyduğumuz bir müziğin tınısı, içtiğimiz kahvenin tadı, bir çocuk sesi veya kuş cıvıltısı, öten bir horozun sesi, etrafımızda bir yere giderken geçtiğimiz yol kenarındaki ağaçlar, bunların hepsi hepimizin günün herhangi bir anında karşılaştığımız şeylerdir. Oysa bunların güzelliğini veya keyfini çok azımız çıkarabilyoruz. Çünkü sürekli başka yerdeyiz. Zihnimiz kendi içinde başka bir yerde. Bazen geçmişte, bazen gelecekte. Ya unutamadıklarının peşinde,  yada yapacaklarının kaygısında. Kabullenmemiz gereken her zaman mutlu olamayız, mutlak mutluluk diye bir kavram yoktur ancak mutlu anlar hayatımızın birçok alanında sürekli yaşadığımız güzelliklerdir. Mutlu bir hayat beklentisinde olmayı bırakıp mutlu ‘an’ların önemini görmeye başlamalıyız. Kısacası mutlu hayat yoktur mutlu anlar vardır!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar