Yetinebilmek!
Ayça Kurnaz

Ayça Kurnaz

Aile ve Toplum

Yetinebilmek!

10 Ağustos 2018 - 10:08

Her sabah bildiğimiz bir güne uyanıyoruz. Ya da hiç bilemeyeceğimiz bir güne. Bazen herşey bildiğimiz ve beklediğimiz gibi ilerliyor. Bazen de doğan günü tanıyamıyoruz. Günün bize getirdikleri çok yabancı geliyor. Değişiklik, çoğu zaman istediğimiz birşey iken,karşılaşınca korkumuz haline gelebiliyor. Ne kadar çok heyecan arayışında olsak da yeni adımlar atmayı hep erteliyoruz nedense. Değişiklik istediğimizi düşünsekte çoğu zaman bildiklerimizi ve huzuru seçebiliyoruz. Hatta bilmediğimiz bir yolu yürürken bildiklerimizi aradığımız da çok olur.

İnsan doyumsuz bir varlık. Hep birşeyler ister ve bekler hayattan. Hep farklı istek ve beklentileri gerçekleştirmek için bir çaba harcar. Elimizdekilerle yetinmeyi uzun zaman önce unuttuk günümüz dünyasında mücadele ederken. Kapitalist bir sisteme doğduk. Hem hayatımızı hem zamanımızı tüketmeyi öğrendik. Adı üstünde modern toplum ‘tüketim toplumu’.  Hayatın her alanı kendi kendini tüketmeye programlanmış sanki. Bugün yeni olan birşey ertesi gün eskiyor. Bugün güncel olan bir haber veya bilgi kısa sürede kendini tüketiyor.Hele teknolojiye bakarsak anlık değişimleri görüyoruz. Kendi hızına yetişemiyor teknoloji. Biz ona nasıl yetişelim ki!


Üretebilmek!

Hep daha fazlası için çalışıyor, hep daha fazlasını istiyoruz. Kapitalist düzen mi yaptı bizi böyle? Yoksa bilerek isteyerek mi kuruldu bu düzen. Ne de olsa hayat bu düzende devam ediyor. Tüketmekten çok üretebilsek keşke. En azından tükettiğimiz kadar üretebilsek. Kaybettiğimiz değerleri yenilemek için yeni hayaller üretebilsek kendi hayatımız ve toplumumuz için. En azından sevgiyi ve paylaşımı üretebilsek tüketmek yerine.

Etrafıma bakıyorum insanların çoğumutsuz ve tatminsiz bir hayat yaşıyor. Birçok insanın hayatlarından şikayetçi olduklarını ama bu tatminsizliği giderecek herhangi birşey deyapamadıklarını görüyoruz. Ne hayatlarını değiştirecekcesaretleri, ne de devam edecek kadar enerjileri var. Oysa mutsuzluğu ve tatminsizliği yaratan en büyük neden ihmaldir kendini ve sevdiklerini ihmal. Öylesine hayatın getirdiklerini yaşamak vardır, öyle yaşıyoruz. Her gün bir sonraki günün getireceklerini beklerkenyaşadığımız anı kaybederek geçiriyoruz. Oysa tek gerçek  yaşadığımız anda saklı. Anı yaşarken gülümseyebiliyorsak, dinlediğiniz müziğin keyfini çıkarabiliyorsak anı yakalayabiliyoruz demektir. 


Kendini unutmak!

O kadar çok kaybolduğunu hissediyor ki insan günlük koşuşturmada, yolunu kaybedebiliyor. Daha da kötüsü kendini unutabiliyor. Kendi kendiyle zaman geçirmeyi unutmamalı insan. Kendinin değerinin farkında olmalı. Daha da önemlisi yetinmeyi bilmeli elindekilerle. Kendinizi olmanız gereken yerde ve huzurlu hissedebiliyorsanız doğru adımları atıyorsunuz demektir. İnsan, çabaladığı hayatın kendi istediği hayat olduğundan emin olmalı. Başkasının kararlarını değil kendi kararlarını yaşamalı. Kim ne dedi diye düşünmektense, siz ne istiyorsunuz onu düşünün. Başkaları sizin hayatınızla ilgili ancak 15 dakika konuşacaktır, ama siz onlar için seçtiğiniz hayatı bir ömür boyu yaşayacaksınız.  Yaşadığınız hayat kendi seçiminiz, yürüdüğünüz yol kendi yolunuz olsun. Ne yaşarsanız yaşayın, en azından ‘kendi seçimim’ demenin hafifliğini yaşamış olursunuz. Hayallerinizin sınırsız, beklentilerinizin ise gerçekçi olduğu bir hayat geçirmeniz dileğiyle.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar