Aidsli Mahkumun Ölümü…
Berzah Güneş

Berzah Güneş

Aidsli Mahkumun Ölümü…

26 Haziran 2019 - 08:50

Yakın zamanlı haberlerden biri Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Devlet Hastanesinde tedavi gören mahkumun yaşamını kaybettiğiydi. Haber boyutu çok ciddi, üzerine sayfalarca analizler yapılmalı, sebepler araştırılmalı, kişiler, sebebiyetler ortaya konmalı, hastalığın nasıl bulaştığı tespit edilmeli ve ölüm aşamasına getiren motivasyonlar bulunmalıydı. Fakat her sabah gazetelerimizi alıp okuyup bir kenara attığımız haberlerden biri gibi gördüğümüz için üzerinde durulmadığı ortada. Her şey gibi yüzeysel bakıp geçiyoruz.  Kurcalamak, üzerine düşünmek, umursamamak neye çözüm getirdi ki bizler ne olursa olsun görmezden gelmeyi tercih eder olduk?

Başka bir açıdan bakalım, aidsli bir mahkum ve cezaevi ortamı… Bulaşıcı bir hastalık, bir arada bir yaşam. Kişilere ceza verilirken, yaşama haklarını ellerinden alacağımızı iddia etmiyoruz değil mi? Mahkum da olsalar herkesin yaşama hakkı var ve bu haklar doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması şartı pek tabii… Birkaç iddia var. Aidsli kişinin dövme yaptığı, içeri gizlice bu iğnelerin sokulduğu ve mahkumlara bulaştığı gibi. Bu iddiaların doğruluğu ise birkaç fotoğraf karesiyle de ispatlanmış görünüyor. Temizlik malzemeleri içinde gizlice içeriye sokulan iğneler görünüyor fotoğraf karesinde. Gerçekten düşündürücü. Peki bu nasıl bir ortam diyebiliyor muyuz? 

Cezaevinde tedbirsizlik, içeri illegal yollardan getirilen iğneler, hasta mahkumların sağlıklı mahkumlarla bir arada olabilmesi, diğer yandan hasta bir mahkumun tedavisinin ciddiye alınmaması ve bu ilgisizliğin ölümle sonuçlanması ne kadar eleştiriye açık bir durum. Yetersiz güvenlik tedbirleri ortada. İyiye gideceğimize kötüye gidiyoruz. İnsanlar hayatlarını kaybediyor ve hiç beklenmedik yerlerde hiç beklenmedik sebeplerle. Sorumluları iyi analiz etmemiz gerekiyor ya da önlemlerle ilgili yapılabilecekler listesine ihtiyacımız var. 

Ada hayatı yaşıyoruz, doğasıyla, tabiatıyla, iklimiyle, kültürüyle farkını ortaya koyan bir ülkeyiz. Ultra lüks otellerimiz, bolca turist çeken denizimiz, binlerce öğrenciye eğitim veren üniversitelere sahibiz. Artılarımız saymakla bitmez ve hemen her birey Kuzey Kıbrıs’ta kendisine sevecek bir neden bulabilir. Bütün bunların yanında özellikle son zamanlarda yaşanan olumsuzlukların ardı arkası kesilmediğinden neredeyse felaketler ülkesine dönüşmeye yüz tutuyor gibiyiz. 

Belli başlı mevkilerde görev yapan kişilerin görevini icra etmemesi nedeniyle, baştan savma günü birlik çözümlerle, vatandaşın ekonomik olarak kalkınma çabasının çözümsüz kalmasıyla, trafik kazalarının artmasıyla, meclis hiyerarşisinin bitmeyip, geri planda sosyolojik olarak halkın ve kurumların arapsaçına dönmesini sağlamalarıyla, eğitim için gelen binlerce öğrencinin ada ülkesi olarak bize getirilerini düşünmeden sürekli zorluk ve okul fiyatlarındaki artışla, bizler bu güzel yeşil adaya haksızlık edip ondan kopuyoruz çünkü bu kıvama getiriliyoruz.

Bir ada ülkesi için, özellikle küçük bir alanı kaplıyorsanız ve daha az kişi sayısına hükmediyorsanız değişimler daha kolay olabilir. Major değişimlerden bahsetmiyoruz sadece daha iyi şartlar, sonucu hayati sebepler doğurmayacak farklı girişimlere ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Cezaevinde ölen mahkumla birlikte güvenlik tedbirlerimizin yetersizliği ortaya çıkmış bulunuyor. Hasta mahkumların sağlık ve hastalıklarıyla ne kadar ilgisiz olunduğu ve ihmal edildiği gün gibi gerçek. Denetim önlemleri alınmak zorunda, mahkumların sağlık kontrolleri zamanında ve gerektiği gibi yapılmalı. Bu eksiklik basına yansıdığından kamu oyu bir sonraki tedbirsizlikte bu kadar sakin olmayacaktır. Haber kaynağında mahkum da olsa böyle bir bilgi görmek hiçbir birey istemeyecektir. Artık gerekli tedbirlerin alınması ve yaşanan olumsuzlukların tekrarlanmamasını arz ediyoruz.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar