Mutsuzluk, Depresyon ve Suçluluk
Berzah Güneş

Berzah Güneş

Mutsuzluk, Depresyon ve Suçluluk

04 Ocak 2019 - 08:43

Suçluluk, tarih boyunca din adamları, filozoflar, düşünürler, psikolog ve psikiyatristler tarafından araştırılmış, hep merak konusu olmuştur. Suçluluk duygularında günah kavramı, ödipal fanteziler ve diğer tabuların rolü tartışılmıştır. Bazıları suçluluğu insan yaşantısının gerçekçi ve işe yarar bir parçası olarak görürken, bazı otörler sahip olunmamasının daha iyi olduğunu ve işe yaramaz bir duygu olduğunu savunurlar. Bir örnek gerekirse; Yapmamam gereken şeyleri yaptım ya da yapmam gereken bir şeyi yapmayı başaramadım diyor ve bunlar ahlaki değerlerinize ve adalet kavramınıza uymuyorsa, yaşadığınız duygu suçluluktur ya da Yaptığım kötü davranış benim kötü bir insan olduğumu gösterir diyorsanız, yaşadığınız duygu suçluluktur… Bu duyguları yaşarken özünüzün kötü olduğuna inanıyorsanız bu sağlıksızdır ve depresyona zemin hazırlar. Sürekli mutsuzluk ve huzursuzluk duyarsınız.

Özünüzün kötü olduğuna inanmıyor, bir şekilde kendinize ya da bir başkasına ahlaki değerlerinize uymayacak şekilde davrandığınızı ve gereksiz yere zedeleyici olduğunuzu düşünüyorsanız bu suçluluk değil, sağlıklı bir pişmanlık duygusudur. Pişmanlıkla suçluluk arasındaki temel ayırım, suçlulukta doğuştan gelen kötü, şeytani, ahlaksız bir yanınız olduğuna dair inancınızdır. Suçluluk doğrudan bireyin kendiliğini yani özünü hedef alır ve içini kemirir durur. Sağlıklı pişmanlık ise vicdan azabı yaratarak sorumlu davranmaya, daha dikkatli olmaya iter, fakat bireyin özünü hedef almaz. Suçluluk hissinde bireyler çoğu kez bilişsel çarpıtmalar yaparlar. Olumsuz düşüncelerinizin temelinde düşünce hataları varsa depresyonunuz, utanç ve endişeleriniz gerçek ve geçerli olamaz. Düşünce hatalarınızı düzelttiğiniz anda huzur ve mutsuzluğun yolu açılır, ruhsal sıkıntılarınızdan kurtulursunuz. Psikoterapinin temel hedeflerinden biri bilişsel çarpıtmaları düzeltmektir. Bireyler çoğu kez kendilerini suçlu hissederken yanlış bir şeyler yaptıklarını varsayarlar. Hatasız kul olmaz, hiç kimse mükemmel değildir. Kınadığınız, kötü, ahlaksız veya yanlış gördüğünüz davranışlarınız sandığınız kadar kötü olmayıp, siz büyütüyor olabilirsiniz. Psikoterapi ile bu varsayımlar değişecektir.

Suçluluk duygusunda bireyler yaptıklarından ötürü kendilerini kötü insan olarak damgalarlar. Bu yıkıcı bir düşüncedir. Kendinizi kötü, işe yaramaz, çürümüş bir insan olarak damgalarsanız ruh sağlığınız bozulur, adım adım depresyona gidersiniz. Psikoterapi ile kendinize yönelttiğiniz kötü enerji, Suçluluk duygusunda yapılan bir düşünce hatası da kişiselleştirmedir. Çoğu kez bireyler neden olmadıkları bir olayda uygunsuz biçimde sorumluluk alırlar. Örneğin, size kaba ve incitici davranan eşinize yapıcı bir eleştiride bulundunuz. Eşiniz de bu durumdan utandı ve üzüldü. Bazıları bir süre sonra eşinin üzüldüğünü görünce kendini suçlayarak, acaba eleştirinin dozunu mu kaçırdım, yoksa hata bende miydi düşüncesine kapılır. Aslında eşinizi üzen sizin haklı tepkiniz ve yorumlarınız değil, onun kendine yönelik olumsuz düşünceleridir. Burada bilişsel çarpıtma yapmakta, onun sorumluluğu ve hatasını üzerinize almaktasınız. Özetle, kişiselleştirme, başkalarının bireysel acısı için kendini suçlamak yaratıcı sorun çözme stratejilerine döner.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar