Özgüven…
Reklam
  • Reklam
Berzah Güneş

Berzah Güneş

Özgüven…

01 Şubat 2019 - 08:40

Nedir iç dünyamızda ki prangalar? Nedir bizleri kendimizin kölesi haline getirenler? Güdülmeye ne kadar kolay izin veriyoruz ve bunu neden yapıyoruz? Bunların başında ise özgüvensizlik geliyor.

Özgüven ve kendini beğenmek birbirine karışmasın lütfen. Kendini beğenmek, her yaptığı ve her dediği şeyi abartmak ve kendisini kusursuz görmek ile başlar. Zamanla önü alınmaz ise, insanı zorbalaştırır. Başkalarının fikirlerine saygı duymaz ve dolayısıyla önüne gelen tonlarca şansı kaçırır ve ne ruhen ne aklen gelişebilir. Özgüven ise bilgisine değil, öğrenebileceğine güvenen insandır. Özgüven, bir iş yapılacağı zaman, kendi becerilerine değil, becerebileceğine inanan insandır. Yapabileceğine inanmak başka bir şeydir, onu sadece kendisinin yapabileceğine ve yeteneklerinin kusursuz olduğuna inanmak ise bambaşka bir şey. Özgüvensizliğin arkasında, insanların çoğu zaman farkında olmadan besledikleri korkuları yatar. Bu korkuların sebepleri farklı farklı olabilir, ama en büyük nedenlerinden bir tanesi, başarısız olma ve hata yapma endişesidir. Bunun temelinde ise, ‘süreç odaklı olmak yerine, sonuç odaklı olmak yatar.’ Bunun arkasında ise farklı sebepler olabilir. Yaşadığı toplum, yapılanlara değil, sonuca bakan insanlardan oluşuyorsa, bu kafa yapısı ileride farklı semptomlar ile çıkar insanın karşısına. 

Örneğin, bazı öğretmenlerin kendileri anlamsızca kasıp, yazılı sınavlarda gidilen yola hiç bakmadan direk sonuca bakarak sıfır puan vermesi. Bu gibi çocukluk anıları insanların düşüncelerinde ki kavramsal tanımların kriterlerini zamanla değiştirir. Sorunlara derman olması gereken zaman ise, bu insanların aleyhlerine çalışır. İnandıkları yanlışlar, çözüm bulunmaz ise zamanla kemikleşir ve paranoyak bir davranış biçiminin doğmasıyla sonuçlanabilir.

Psikolojide bir tanım vardır: Halo effect. Bir insanın iyi bir davranışını görünce, şahit olmadığınız halde başka davranışlarının da iyi olacağını düşünmeye başlarsınız. Mesela, size gülümseyen bir insanın eli açık ve yardımsever birisi olduğunu da zannetmek. Bu sorunu, halkın popüler insanlara karşı gösterdiği davranışlarda görebilirsiniz: Şarkılarını beğendiği her şarkıcıyı sanatçı zannetmek ve hakiki sanatçıların erdemli davranışlarını bu kimselerde de göreceğine inanmak. Bir konu hakkında bilgi sahibi olan bir insanı dinlediğiniz de, başka konularda da bilgi sahibi olduğunu düşünebilirsiniz ama kendi hayatımda bunun böyle olmadığına yüzlerce kez şahit olmuşumdur. Dolayısıyla insanın kendisini ezmesi ve bilgisini küçümsemesine gerek yok. Yine burada bir not düşeyim: Burada ki amacım, başka insanların bilgilerine sorgusuzca güvenmenin doğru olmadığını söylemek. Doğruya ulaşmak zordur ve dolayısıyla araştırmacı olmak gerektirir. İnsanların bazı eksik ve zayıf taraflarını görünce, kendinizi küçümsemek için pek bir nedeniniz olmadığını anlıyorsunuz. Ama bunun sınırını iyi çizmek lazım. Çünkü, özgüven ve ukalalık ince bir çizgi. Zayıf özgüven ile gelen diğer bir sorun ise, her zaman başkalarını tatmin etme çabasıdır. Ağzınızla kuş tutsanız bile mutlu ve tatmin edemeyeceğiniz insanlar her zaman olacaktır. Bu, insanları mutlu etmeyin demek değildir. Onları tatmin etmeye uğraşmayın demektir. Siz iyi, kibar, zarif, ne konuştuğunu ve nasıl konuşmasını bilen bir insan iseniz, o zaman bunlardan mutlu olmasını bilen, beklentilerini bulutlar ile yarıştırmak yerine, ayakları yere basan mutluluklar arayan insanların zaten sizinle beraber takılmaktan keyif alacağını göreceksiniz. Aksi halde olan insanlar, ya zariflikten anlamıyorlar ya da sizi doğru bir şekilde tanımıyorlardır. Onların sizi tanımasına izin verebilirsiniz. Ama herkesi tatmin etme arzusunun sizi köleleştirmesine izin vermeyin kesinlikle. Devamlı başka insanlar tarafından mutlu edilmeyi bekleyenler terbiyesiz bencillerdir. Devamlı başkalarını tatmin etmeye çalışanlar da kendilerine hiç saygısı olmayan kölelerdir. 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar