ARPA BOYU YOL KAT EDEMEMEK
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

ARPA BOYU YOL KAT EDEMEMEK

20 Haziran 2019 - 08:38

Başbakan Ersin Tatar’ın deyimiyle “Türkiye’nin bilgisi dahilinde bizim askerimizin savunuyor olduğu Maraş Bölgesi’nin imara açılacak olması” haberi, Kuzey Kıbrıs gündemini sarstı. Taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı! İç huzur ciddi tehdit altında!

Maraş’ın imara açılmasıyla birlikte Kıbrıs sorununun çözümünde ciddi bir gerileme yaşayacağımız ve Kıbrıs’ın çıkarlarının ortak korunmasıyla ilgili gerçekleşebilecek bir anlaşma umudunun çok gerisine düşeceğimiz açıktır.

Lakin beni bilirsiniz: Eğri otur doğru konuşurum! 

Senelerdir devam etmekte olan müzakere süreci, çeşitli dönemlerde yaşanan yakınlaşmaları rağmen, ne yazık ki, çözüme dair gerçek ve istekli hamleleri oluşturamadı. Bırakınız bizleri, Birleşmiş Milletler, hatta Avrupa Birliği de bunu istemedi. 

Mesela kuzeyi müktesebat dışında bırakarak Kıbrıs’ı Birlik’lerine dahil etmekle, en başta AB müzakere sürecini uçurumdan fırlattı. Olası bir anlaşmayı çok daha zor koşullara sürükledi.

Takdir edersiniz ki hedef asla Kıbrıslı Türkler olmamıştır. Ve yine takdir edersiniz ki asıl hedef bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’dir! 

Zaten Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin varlığını ne düşünen, ne hisseden ne de ciddiye alan biri olduğunu şahsen düşünmediğimi, çok defalar bu köşeden sizlere iletmişimdir. 

Bir kez daha bu vesileyle bizlerin müzakere sürecinde bir karınca kadar kıymetimiz olmadığını anlamak için âlim olmaya gerek olmadığını ifade etmek istiyorum!

Dahası Ada’nın sadece bir kısmını Avrupa Birliği’ne dahil ederek; ekonomik, siyasal ve askeri birçok yönden, esasında Ada’nın geriye kalanını gözden çıkardıklarını ve ancak geriye kalan kısım büyük parçaya dahil olursa dünyanın gözünde ciddiye alınan hale gelmesinin mümkün olacağı mesajı verilmişti. 

Birleşmiş Milletler de tıpkı böyle davranıyor! 

***

Yine tekrar edelim: Esasında yarım asırdır sürmekte olan müzakerelerde bir arpa boyu yol kat edilmemiştir. 

Kat edilmediği gibi Kıbrıs esasında hiç bölünmemiştir de… (Onlara göre) 

Sadece bu bölünmüşlüğü Kıbrıs’ı daha iyi kontrol altında tutabilmek ve buradaki sorunu her daim canlı tutabilmek adına göz yumarak beslemeye devam eden kesimler, şimdilerde, harekete geçmiş görünüyorlar.

***

Güney Kıbrıs sanki bu işte kârlı gibi görünmekle birlikte, uzun vadede onun da zarar göreceği açıktır. Bize gelince, aslında hiçbir zaman göz önünde bulundurulmadık.

Yok sayılan bir “toplum” olduk! Kaldık işte…

İzin de verdik hani…

Ezilen, sömürülen, dünyadan koparılan, insan hakları dedikleri ve kendilerinin yarattıkları o “yüce” olgudan her zaman uzak tutulan bir toplum olarak, Kıbrıs’ın kuzeyinde varlığımızı sürdürmeye çalışırken bir yandan da halen daha bütün çabalara rağmen ve hatta Annan Planı referandum sürecinde vermiş olduğumuz kuvvetli çoğunluk oyumuza rağmen, anlaşma istediğimizi desteklemiyor oluşları aslında ikiyüzlülüklerinin açık ve net göstergesidir!

***

Bütün bu özet bilgilerden hareketle yüreğimin bir yanı hakikaten bu işten keyif alıyor. Yani Maraş’ın açılmasıyla Kıbrıs’ın kuzeyinin ağır ağır bu iki yüzlü güçlerden koparılıyor olduğuyla ilgili mesaj verilmiş oluyor bir anlamda.

Öte yandan çözüm bu hamleyle birlikte daha da zor bir hale dönüşüyor. Çünkü Maraş’ta mülkü bulunan, fakat sorundan dolayı mülkünü kontrol edemeyen dünyaya yayılmış pek çok yatırımcının uluslararası hukuk kurallarına göre birtakım arazilerinin ve mülklerinin resmi işgali söz konusu olacak! 

Açık ve net bir şekilde bütün bu hamilelerin sonunda esasında geriye ya çözümsüz bir adada tanınmayan bir devletin çatısı altında yaşamaya devam ederek çile çeken ve hep muhtaç durumda kalan bir toplum ve bir devlet olarak yaşamımızı sürdüreceğiz ya da ilhak kaçınılmaz olacak!

Çünkü artık kumar çok büyüdü! Kayıp çok olduğundan, vurgun büyük olsun isteyenler çoğaldı! 

***

Sonuç mu?

Az gittik uz gittik. Dere tepe düz gittik. Ne yazık ki geriye dönüp baktığımızda, arpa boyu yol kat etmemişiz.

Şimdi bakalım bu noktada ana soru Türkiye’nin bu cesur hamlesini geri aldırmak için nasıl karşılık verecekler!

Eee… filler dövüşecek, çimenler ezilecek.

Başlıyoruz!

Dr. Çiğdem DÜRÜST


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar