Bayram Yazısı
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Bayram Yazısı

04 Haziran 2019 - 09:57

Yok dünkü tüp gaz zammı aleminden sonra bugün daha çok canınızı sıkmak değil ki niyetim.

Yani kalkınma ve reform hükümeti ile devlet kalkınıp reformlar yapabilsin diye halk ne hallere düşer diye de sorgulamayacağım!

Ancak bu olacaklardan önce, şöyle ağız tadıyla bir bayram geçirelim. 

Değil mi?

***

Dini bir bayram olduğunu çok sonra öğrenmiştim Şeker Bayramı’nın… Belki ilkokulun 3. Sınıfında filanımdır. Ben Şeker Bayramı’nı, uzun yıllar, hani şimdilerde kutlanan Cadılar Bayramı falan gibi bir şey olarak düşünüyordum.

Kılık kıyafetimize bir başka özenir, durmadan şeker ikram ederlerdi.

Uzun zamandır görmediğimiz eş dost akraba kim varsa ya bizi ziyaret eder, ya da biz onlara giderdik. 

Her yerde çok şımartılırdık!

Üstüne bir de para alırdık…

Yaramazlık bile yapılabilirdi bayramlarda. 

Kimsenin gıkı çıkmazdı!

***

Bolca tatlı yenecek ya… 

Ben henüz küçük bir çocukken annem, anneannem, rahmetli teyzem, halalarım, yengelerim hep tel veya ekmek kadayıfı yaparlardı. En kötü ihtimalle revaniye benzer, biz Kıbrıslıların Yoğurt Datlısı dediğimiz tatlı olurdu evlerde. Her evin kendine has o lezzetini her bayram heyecanla beklerdim…

Yaşlıların elini öptüğümüzde bazen şeker değil çikolata veya o zamanlarda yeni yeni değişik türlerde üretilmeye başlayan marshmellowlu bisküvilerden verdilerse değmeyin keyfimize. 

Yemek vakti gelene kadar şeker, çikolata hiçbir şey koymaz, tümünü siler süpürürdük!

Bizim aile anneannemde toplanırdı bayramın birinci günü. O sofrada yediğim salataların, herselerin tadını başka hiçbir sofrada bulamadım dersem sakın abarttığımı düşünmeyin.

Rahmetli dedem, babamla mangal başındayken eniştem salatayı doğrardı. Anneannem çoktan fırın makarnası ile fırında etli patatesi (fırın kebabı) pişirmiş olurdu. Teyzemle annem sofrayı özenle kurar, biz çocuklar da bahçenin altını üstüne getirmekle uğraşırdık.

Öyle büyük bir sofraydı ki o!

Öyle kocaman bir aile değildik ha…

Yani iki kız kardeş, ikişer çocuk ve eşler… Hepi topu  10 kişiydik. Ama hengame, kahkaha mis gibi bir gün yaşatırdı...

O zamanlar da Güney ile Kuzey arasında kapı filan yoktu. Herkes geçemezdi. O nedenle de adı Anglia ve 31 olan konyaklar kaçak yollardan kuzeye getirilir, çok değerli bu içkiler bayram sofrasını süslerdi. 

Biz çocuklar kolalarımızı yudumlarken, aile büyükleri kadeh ‘tokuşturur’ “Eyva” derlerdi…

Bayram sofrasından kalkınca biz yine oyuna giderdik…

Kadınlar sofrayı toplar bulaşık yıkarlardı. Bulaşık makinesi filan daha evlere girmemişti ki…

Adamlar da alkolün ve yemeğin tesiriyle ayaklarını uzatır dinlenirlerdi. Anneannemin evi bir buluşma ritüeline hazırlanır ve bayramın ilk gününde tüm bildiği ritüel etkinliklerini gerçekleştirirdi…

Ertesi gün de bitmezdi bayram…

İlk günü Güzelyurt bölgesindeki büyükleri tek tek ziyaret ederek geçirdikten sonra, bayramın ikinci günü, babaanne, dede, halalar amacalar ziyaret edilirdi. Bir aile şenliği de orada olurdu bu defa… Aynısıydı oradaki de…

Eğer yaz aylarına denk gelen bir bayramsa yaşanan babam geri dönüş yoluna çıkmadan önce uzanır dinlenirdi. Ya da kalırdık bazı zamanlarda. Ertesi gün dönerdik!

***

Neden belki 35-40 yıl geçtikten sonra bu bayram bunları çıkaramadım aklımdan bilmiyorum…

Lakin hayat zorlaştıkça çalışmak daha gerekli oldu… Ne kadar çalışsan da öyle sofra kuracak paraları hele de emekli büyükanne ve büyükbabalarımızda olduğunu düşünmek takdir edersiniz ki imkansız. 

Gençler ve eli biraz para görenlerde de 365 gün çalışıyorsa, üç günlük bayramı gönlünce geçirmek isteyeceğinden gerekirse adayı terk ediyor. Kafa dinlemek diyoruz biz buna… Haliyle bizim çocuklarımıza göre bayram ziyaretlerini değil, gezmelerini bilir oldu!

Ne koca sofralar var, ne de yan yana evlerden bayram kahkahaları taşıyor sokaklara..

Aileler hep beraber çıkacak olsa, eğlenceyi, yemeği, müziği, ortamı satın almayı tercih ediyor, meyhaneye, restorana gidiyor… Tek seferde görüşüp, herkes kendi hesabını ödeyiveriyor…

***

Zaman kendisine ait düzeni kurmuş.

Ekonomik durum ihtiyaca göre kutlamaları şekillendirmiş işte.

Bayram yine bayram. Ama sadece biz büyüdüğümüz için değil ki, çocuklarımızın bayramı da bizim bayramımız değil!

***

Şeker tadında nice bayramlarımız olsun.

Dini bir bayram gibi görünse de mis gibi Kıbrıslı kutlamalarımız olsun…

Anglia ve 31 eskisi gibi değilse, yasak olmadığından tadı kalmadıysa da eski lezzetini unutturmayacak bayramlarımız olsun.

Onurumuzu, kültürümüzü, toplumumuzu kurtarabileceğimiz geleceğimiz olsun.

Bizi biz yapan ne varsa, bizden asla gitmesin…

Bayramınız kutlu olsun…

Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar