Can pazarında hayat mı bu!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Can pazarında hayat mı bu!

15 Mart 2019 - 07:54

İşte yasaklı kitap ve terör davalarını boşu boşuna tartıştırılırken cinayet nedeniyle kaybedilen bir can kaybıyla aldığımız ders.

Ya da belki alınması gereken ders demeliyim!

Birileri yetim kaldı, dul kaldı. Birileri evlat yitirdi...

Ve memlekette asıl problemimizin terör ya da kitap okumak değil, düşünmek veya muhalif olmak değil, can güvenliği olduğu mesajını acı bir tecrübeyle almış olduk! 

Olsun istemezdik. 

Lakin neredeyse her gün olanlar bunlar. Bizim istememiz ya da istemememiz de hiçbir şeyi değiştiremiyor…

Bir gün kadın cinayeti, bir gün çocuk istismarı ve bir gün de ne idüğü belirsiz hesaplaşmalar…

Kumarhane cinayeti, gece klübü cinayeti, trafik cinayetleri…

Katillerin önce Metehan’dan kaçtığı söylendi, sonra Gaziköy Ercan yolunda arabaların bıraktıkları. Metehan’dan geçilmişse çözümsüzlüğün daha nelere nelere mal olduğunu sorgulamamızdan korkanlar varsa, arabanın son bulunduğu yer itibarı ile Luricina (Akıncılar) açısından ne düşünürler acaba?

Avuç içi kadar toprak parçası üzerinde, paylaşılamamış bir yurt ve ipini kaçıranın soluğu burada aldığı bir vatan! 

Dahası kontrolü çok kolay minicik, dört yanı sularla çevrili bir bölgenin iki yanını denetimsizliğe, sistemsizliğe yatkın hale getirmek üzere planlamalar…

***

İster beğenir, isterseniz de beğenmezsiniz yazdıklarımı. Lakin burayı pislik yuvasına dönüştüren bu olaylardan bıkmış durumdayız artık!

Düşünsenize! Ne kadar gergin bir ortam.

Bugün başka ne olacağını, başımıza ne geleceğini bilemeden yaşıyoruz. Kelle koltukta evden çıkıp, aynı pozisyonda eve dönüyoruz. Bir gün hırsıza, başka gün tecavüzcüye, bir başka gün katile çatmayacağımızın garantisi yok. Öyle mafyalık, suç şebekeliği gibi bir durum da yok. Anımsayın: Mağusa’da otostopçuyu alan öğretmeni parasını vermedi diye katledip güneye kaçan katilden haber alındı mı?

Yarın sabah, çantanızı kapıp kaçan birine direnmeye çalıştığınızda öldürülmemek hiçten değil.

Hop turist!

Hop çalışma izinli!

Hop öğrenci!

Hop bahçıvan! 

Hop çalışma izinli yakını!

Hop turist refakatçisi…

***

Can ve mal güvenliğimiz olmadığı gibi, adalet ve demokrasiyi de sıkça sorgular olduğumuz günlerden geçiyoruz.

İçin için yanıyoruz.

İçin için korkuyoruz.

Yarın başımıza ne geleceğinin hesabını yapmaya çalışırken gergin bir şekilde kendimize belirsiz bir gelecek kurmaya çalışıyoruz.

Ekonomimiz, eğitimimiz ve her şeyimiz sıkıntılı olduğundan daha uzun yıllar bir aşama kaydedeceğimiz ışığı da yok!

 ***

Çarşamba akşamı evinin önünde 4 kurşunla can veren bir girişimci adamın ailesi, her kaldırıma basıp eve girmeye çalıştıklarında, babalarının, eşlerinin, evlatlarının, arkadaşlarının kanına basarak eve girer gibi hissedecekler. Bu travmayı bu toplumun mensubu olarak yaşarken olayın bir de bu tarafı olduğunu düşünmek olayı daha vahim hale dönüştürüyor.

Bugün başlamadık bu çarpık hikayeleri yaşamaya! Dolayısıyla yarın bitecek de değil!

Kötü olan bitmesi, bitirilmesi zor olmadığı halde bitirmiyor oluşumuz! 

Oysa benim devletim, benim iktidarlarımın buna dur diyebilecekleri, yargıya yürütmenin karışamayacağını söyleyen başbakana rağmen el ele vererek çalışabileceklerini biliyorum.

Yargı yasamanın bir uzantısı değil midir?

Yasamada asıl söz sahibi olan güçlüler, iktidar edenler yani yürütme değil midir?

O zaman sunulanlar doğru ve geçerli değil. Hepsi de birer bahane!

O kadar zor değil!

Asıl zor olan can pazarında yaşam kurmaya çalışarak hayatı sürdürmek!

Asıl zor olan varoluş mücadelesi vermeye çalışmaktır.

Ne kadar zor olduğunu, ayrıcalıksız yaşayan sıradan yurttaşlar değil, aslında hepimiziz. Katiller dokunulmazlık da dinlemez beyler!

Demedi demeyin sonra!


Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar