ÇOK KIZGINIM ÇOOOK…
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

ÇOK KIZGINIM ÇOOOK…

23 Haziran 2019 - 09:16

Hatta kızgınım demek yetersiz: Enayi gibi hissediyorum. Tüm dürüst ve devlete karşı saygılı yaşayan herkes gibi ben de…

***

Hep yazıyorum da bu denli rahatsız olduğumu hiç hissetmemiştim. 

Cuma akşamı anne-baba ziyareti için yola çıktım. Gündüz vaktiydi, henüz güneş batmamıştı yönümü Lefkoşa’dan Güzelyurt’a çevirdiğimde…

Gittim annemle babamla zaman geçirdim.

Dönüşte artık hava kararmış el ayak çekilmiş, trafikte sadece araba ışıklarından oluşan tehdit parkuruna dönüşmüş bir yolculuk yapılacak an gelmişti.

Güzelyurt Lefkoşa arası toplamda 30-35 kilometrelik bir yol. Uzun değil.

Rahat bir sürüşle 35-40 dakikada geçilecek bir mesafe.

Lakin yollarda çizgiler yok!

Kavşaklarda hiçbir lamba yanmıyor!

Trafik işaret ve işaretçileri olarak tanımlayabileceğimiz tabelaların tümü ya eğik, kırık ya avcılar tarafından kurşunlanmış ya da bir şekilde çevrilmiş, bükülmüşler…

Bir de utanmadan yolun ortalarında bir yerde, Yılmazköy civarlarında bir motosiklet kazasından kalma hazin bir fotoğrafı dev gibi yapıp yola koymuşlar!

***

Trafik kazalarına, trafikteki ölümlere davetiye çıkaranın devlet olduğunu, sorumsuz yöneticilerin olduğunu bir kez daha kavradım!

O kadar zor ki geceleri yollarımızda araba kullanmak…

Ölmemek ve öldürmemek için inanılmaz efor sarf ediyorsunuz!

Kamera için bolca para var… Emek ve insan kaynağı da sağlanabiliyor. Ancak yolları yol, seyahatlerimizi, güvenli hale getirmek için maalesef en küçük bir sorumluluk alan/almak isteyen yok!

Lanet olsun yahu!

Benden de sizlerden ve arabası olan herkesten de alınan vergilerin her türü bu hizmetler için alınmıyor mu?

Seyr-ü seferi neden ödüyoruz?

Vergilerimizi neden kuruşuna kadar tahsil ediyorlar, ödemediğimiz takdirde de faizlerini hesaplayıp tam alıyorlar?

Ben bir yurttaş olarak devletime karşı her türlü görevimi yerine getirdiğim halde, hiçbir karşılık bulamayışımın bir açıklaması olmalı değil mi?

Bunca parayı alıp maaşlara yatırıyoruz diye ağlıyorlarsa burada da bir sıkıntı vardır; çünkü bizler bunları Ali’nin külâhını Veli’ye uydurup oradan oraya para aktarmaları için değil, düzeni sağlayıp hayatı refah, halkı daha huzurlu kılsınlar diye seçiyoruz!

***

Anlayacağınız dostlar, Güzelyurt’tan Lefkoşa’ya dönerken, yolun her bir metrekaresini ezbere bildiğim halde, o kadar çok zorlandım ki…

Ve bu durum o kadar rahatsız ediciydi ki!

Geçtiğimiz günlerde yazdığımı hatırlayacaksınız. Polislerin güya huzur sağlamak adına operasyonlar yapmak için öbek öbek sokaklarda bekletiliyorlar demiştim ya…

Esasında devlet yurttaşına adeta düşmanlık yapıyor. Bir hata yapsın da kıskıvrak yakalayayım onu diye bekliyor.

Oysa çağdaş devletlere baktığımızda durum bambaşka. Mantık da felsefe de…

Oralarda hesaplar, insanın huzurunu ve mutluluğunu sağlayıp bunu yıkmaya çalışana karşı acımasız olan bir sistem kuruyorlar.

Halkını sömürmüyor, halk kedisini enayi gibi hissetmiyor!

***

İnanın o gece karanlığındaki yolculuk hem çok ürkütücüydü hem de hayatta kalabilecek miyim ve eve ulaşabilecek miyim diye çok korktum!

Biliyor musunuz?

Yolun en ferah kısmı, Alayköy civarında, tabelaları kaldırıldığı halde ışıl ışıl ışıldayan gece kulüpleri bölgesiydi.

Onlar devletimizden daha zenginler ki, o civarı aydınlatarak farkında olmadan bir kamu hizmeti de sunmuş oluyorlar(!)

***

Bu rezaletten, karşılığını ödediğimiz hizmete erişememekten ve artık bu saygısızlıktan bıktık!

Trafikteki her bir ölümden bizzat bu devleti yönettiğini iddia edenler sorumludur.

Bunun ispatı yollarımızdır, aydınlatmamızdır ve çok daha fazlasıdır!

 Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar