Form, Re-Form…
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Form, Re-Form…

13 Haziran 2018 - 07:44

Kamu reformu dendiğinde aklıma gelen başka bir şey oluyor; oysa yıllardır yapılanlar başka şey!

Kamu reformu, devleti devlet olma saygınlığından uzaklaştıran ayrıntıların ortadan kaldırılmasını hedefler.

Kişilerle değil sistemlerle uğraşır.

Devletten hizmet alan ve devlet için hizmet veren kesimlerin hak ve menfaatleri ile hizmet algısının devlete yaraşır bir saygınlığa kavuşturulmasını öncelikli hedef olarak belirler.

Kültürel yapıdan mali yapıya kadar geniş bir yelpazede, birbiri ile paralele ve çelişmeyen ayrıntılar düzenlenir.

Zaten “REFORM” sözcüğü, yeniden yapılanmadır; yeniden oluşumdur!

Oysa bugüne dek gördüğümüz ve duyduğumuz her şey, maalesef ki bizleri reform sözcüğünden ürker hale getirdi.

Reform dendiğinde, kelimenin anlamına ters olabilecek başka bakış açılarına sahibiz genelde: Dayatmacı, zorlayan, sosyo-psikolojik, sosyo-kültürel, sosyo-politik ve hatta siyasal yapımıza ve anlayışımıza ters pek çok gündem maddesi reform kapsamında konuşup korktuğumuz şeyler oldu. Hele bir de reformun mimarlarının ardındaki gölgeler arasında, demokrasi algısı bizimkiyle bağdaşmayan, özgürlük ve irade kapsamında bizim asla bürünemeyeceğimiz bir kimliği dayatan yabancıların da bulunması, bizi iyice korkutur oldu! 

Anlayacağınız, kendi toplumundan ziyade başka amaçlar için reform yapılmasından, bizi de popülizmle, göz boyalarıyla kandırmaya çalışanlar olmasından korkuyoruz!

***

Şimdilerde, yine kamu reformu kapsamında değiştirilmeye çalışılan kamu görevlileri yasası konusunda da benzer endişelerimiz yok dersek yalan söylemiş oluruz!

Taslağı aldık. Şimdiye kadar pek çok farklı sendikanın, birçok siyasal partinin onlarca farklı fikir ve görüşünü barındıran hatta bazı zamanlarda da Meclis’te İdari ve Teknik Komiteye sunulmaya hazır olan taslak diye birçok taslağa göz atmışlığım vardır. Hatta o kadar ki, artık esas yasayla taslakları karıştırır olduğumu dahi fark ettiğim zamanlar olmuştu!

***

Çok ilginçtir, her bir değişim ve yenilik çalışmasından bahsettiğimizde endişe yaratan değişiklikler çıkar karşımıza. Geride kalanı çağdaş olana evrilterek Anayasa’daki eşitlik ilkesini ihlal etmeden yaşamayı sağlamak için aşağıdakini yukarı değil, yukarıdakini aşağıya çekmişizdir hep!

Sonra memnuniyetsizlik, umutsuzluk ve toplumun refah seviyesindeki gerilmeye diz dövme numaraları ile karşılık verenler ve geç de olsa asla özür dilemeyenlerle dolar taşar dünyamız!

Biz türlü ders alamadığımız gibi, bir de sorgulamadan devam ederiz olan bitenleri. Mesela şu kamu görevlileri yasa tasarısındaki kıdemin yerini liyakatin alması hususu pek şaşırtıcıdır. Kıdeme göre değil, liyakate yani layıklık durumuna, yani hak etmesine dayalı bir düzen kuracağını söyleyen taslak için bir Allah’ın kulu çıkıp, “Kıdem liyakati nasıl beraberinde getirmez?” sorusu sorulmadı!

Ya da “Ne oluyor ki kıdem liyakati besleyemediği için liyakate sahip daha kıdemsiz biri öne çıkabiliyor kamuda?”!

Kaldı ki, zaten çoğu zaman kıdeme karşı liyakat hali hazırda uygulanan bir durum değil miydi?

Bana gülmeyin ama: Mesela üçlü kararnamelerle atanan müdür ve müsteşarlarda kıdeme bakılmazdı ki! 

Hep “liyakat” gözetilmedi mi orada? 

Yani bir müsteşar atanacağı zaman, partisi onun en çok “hak eden(!)” kişi olup olmadığını araştırdı, öyle “müşavirlik” mertebesine kadar getirdi onu! Hem de kamu görevlisine siyaset yasağı varken!!!

Yanılıyorsam söyleyin!

***

N’olur bu defa gerçekten reform olsun şu kamu görevlileri değişikliği. 

Henüz içime sinecek şekilde okumadım. Ama en erken zamanda okuyacağız elbet. En azından KKTC Meclisi web sayfasından  bulduk, indirdik dosyayı…

Bunun sonucunda gördüğümüz sorunlarla ilgili naçizane uyarılarımızı da yapacağız!

Dr. Çiğdem DÜRÜST


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar