HEP AYNI NAKARAT
Reklam
  • Reklam
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

HEP AYNI NAKARAT

12 Haziran 2019 - 08:41

Enteresandır, son yıllarda yaşanan faili meçhul soygun, cinayet, gasp vs. gibi “adi(!)” suçlarla ilgili soruların cevapsız kalmasının, nedense rastlantı olmadığını düşünüyorum.

Dahası, biraz zihinlerimizi zorlayınca bakın aklımıza ne gelecek:

Hatırlayın Kooperatif Merkez Bankası’nın Güzelyurt’taki şubesinden, Lefkoşa’ya gönderilen 3 milyon Türk Lirası’nın yolda nasıl kaybolduğunu! 

Bir şekilde yolda giderken araç durduruluyor. Durdurulan araçtan alınan paralar sırra kadem basıyor... 

Pek çok şüpheli şahsın adı zikredildikten sonra, paranın bir kısmı bir yerlerde gömülü olarak bulunuyor. Geriye kalan para bulunamadığı gibi, suçlular da yurt dışına kaçıyorlar. 

Konu hakkında bir süre konuşulanlar, 3 milyon lira, işin içinde yer alan polis memurları ve Güneşköy bağlantıları gibi ayrıntılarla konu kapanıyor.

Tıpkı bayramın 3. günü gerçekleşen kuyumcu soygunu gibi. 

Uzun uzun bir soygun. Yol boyu nerede oldukları, ne giydikleri, kim oldukları, çantalarının nasıl olduğu ve daha birçok ayrıntı ile verilen bilgi. 

Çalınan para ve ziynet eşyalarının bir kısmı gömülü. Ve hemen bulunuyor. Tıpkı Koop Bank soygunu gibi…

Ancak suçlu olduğu söylenen kişiler yurt dışı terk! Yine tıpkı Koop Bank soygunundaki gibi…

Hikaye “biraz” benzer.

Hani Amerikan filmlerinde izlediğimiz seri cinayetlerde birbirine benzer olaylar takip edilerek daha kimin öldürüleceğini bile tahmin eden dedektifler var ya…

Adeta bizim de hikâyemiz o!

Gelgelelim, öldürülen dövizcinin de durumu çok uzak değil bunlardan. Hatta kumarhaneler hesaplaşması da çok farklı değildi yıllar önce… Ve şu anda şıp diye aklıma gelmeyen niceleri!

Dövizci cinayetinde de görülen, eşgali belirlenen, fotoları gazetelerden yayınlanan, kullanılan araç ve dahası hakkında pek çok ayrıntıyı bildiğimiz, ama nedense faili meçhul kalacak olan bir olay var…

Orada da para kaybolmuş ve ortada unutturularak gidecek olan bir dizi olay olmasının yanı sıra pek çok ayrıntı eklenerek insanların kafasını iyice allak bullak ediyor.

***

Anlayacağınız, her sıradan Kıbrıslı Türk bir yurttaş, şunun farkına varabilir ki, bu işler aynı tornodan çıkmışçasına aynı zincirleme mesajları içeriyor.

Tümünde bir plan var.

Tümü hesaplaşma ve hırsızlığı bir arada andıran bir görüntü taşıyor.

Hiç birinin failleri ve bağlantıları tespit edilemiyor. 

Yurt dışına kaçacak zamanı tümü buluyorlar. 

İadesi mümkün olmayan düzenlemeler var her olayda.

Konu giderek unutturuluyor ve zaman içinde üstü kapatılan bu meseleler yerine yenilerinin açılmasına neden oluyor.

Hesaplaşmalar, adaletin sağlanamadığı ülkelerde başka güçler tarafından sağlanmaya, mafya savaşları niteliğinde kaba kuvvete en iyi başvuranın başarılı olup öbürünün sindirileceği şekilde dizayn ediliyor.

İşte bizde de artık görüntü bu doğrultuda.

***

Sonra tüm bu görüntü memlekette kol geziyorken, dahası vergi kaçıranlar siyasi partilere yardım edip, devletten bile daha zengin bir hayat yaşayabiliyorken; bilmem hangi ücra köyün hangi küçük bakkal Ayşe Aba’sı ya da kahveci Hasan Dayı’sı vergiden beli bükülerek yaşayabiliyor. Sıradan vatandaş dosdoğru sağlıklı yaşayacak koşullara erişemezken, bazıları sağlık hizmetini İsviçre’den alıyor! Sıradan vatandaşın çocuğu köydeki okul demeye bin şahit isteyen sınıflarda eğitim almaya çalışırken, bazılarınınki kalburüstü olacak şanslarda yaşatılıyor. Bazısı dağın ucundaki evine özel yol döşetirken, koskoca köye erişim sular altında kalıp yıllarca tamir ettirilmeden tarla gibi kalabiliyor…

Adeta acı patlıcanı kırağı çalmaz misali kelle koltukta yaşıyoruz!

***

Bu hesaplaşmalardan henüz sıradan insanlar canlarını kaybetmediler.

Öldürülen, yaralanan, saldırıya uğrayanların çoluk çocukları ile olayın çevresindeki birincil etkilenme olasılığı olan kişiler dışında bizler sadece endişeli ruh hallerimizi besleyip duruyoruz!

Durun bakalım ne olacak!

Durun bakalım, değneklerin kirli uçları hiç alakası olmayan kişilere ne zaman bulaşacak!

***

Memleket bu haldeyken biz seçimi, genel kurulları, atamaları, üçlü kararnameleri ve partililerimizi nasıl ihya edeceğimizi düşünüyoruz. 

***

Uyanın!

Uyanmalıyız!

Yakında seçim yapacak bir memleketimiz, seçimin kendi toplumunu koruyacak bir düzeni kalmayacak!

Adi suçların kol gezdiği, can ve mal güvenliğinden yoksun, herkesin herkesi kolaylıkla ortadan kaldıracağı bir ilkel düzene doğru koşar adım ilerlerken, hepinize meclisin damına bayrak dikenleri ve bir medya kuruluşunu yıkmaya-yakmaya-talan etmeye cesaret edenleri anımsatmayı borç biliyorum.


Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar