İç burukluğu okur mektubu
Reklam
  • Reklam
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

İç burukluğu okur mektubu

16 Mayıs 2018 - 07:43

13 Mayıs günü “Vatandaşlık iptalleri listesini gördünüz mü?” başlıklı yazım yayınlandıktan sonra pek çok tepki gelmişti.

Bu tepkiler arasında yazdıklarımı destekleyenler de vardı, tamamen karşıt olduğunu belirtenler de…

Bir de yapılanın doğru olsa da haksızlıklar içeriyor olduğunu söyleyenler de. Bunlardan bir yorumu, sosyal medya aracılığı ile benimle paylaşan bir okurumunkini sizlerle paylaşmak istedim:

“Vatandaşlığı iptal edilenlerden birisiyim 11 yıldır adada yaşıyoruz. Eşimin çalışma izniyle, üstelik beyaz kimlik de almıştı ve vatandaş yapıldık…

11 yaşında kızım resim çekildi bir hevesle kimlikte olsun diye… Bugün soruyor bana, anne kimliğim geri mi alınacak diye…

Ya giden paramız?

Ya 1 ay uğraşmamız?

Vee 2 yıl adada kalan birinin vatandaşlık alıp listede yer almaması…?

Söyleyin buna sevinilir mi?

Hak etmedik!

Diğer isimleri bilmem, ama biz hakkımızla aldık!

Ve dürüstlüğe önem veren ben, gazetelerde usulsüz adı altında listede yer almam…

Maalesef 2 gündür yaşadığım sadece küçük bir kısmı!

Sizi beğenerek takip ediyorum ve paylaşmak istedim hislerimi.

iyi çalışmalar”

***

Kanayan bir yara! 

İşte bir gerçeklik… 

Biz yıllarca burada yaşayan, 1974’ten beri burada doğmuş ve burayı yurt bellemiş, tüm yaşamını burada kurmuş ama buralı olduğunu asla kabul ettirememiş insanlardan bahsedip dururduk. 

Bu insanların da bizim gibi gidecek yerleri olmadığını söylemişliğim de yazmışlığım da çoktur. Bahsettiğim insanların buraya gelmek ya da gitmek gibi bir seçenekleri hiç olmamıştı. Burada ötekileştirilmeleri nedeniyle yaşadıkları zorluklara ek olarak bir de ailelerinin geldiği yerde de artık “öteki” oluşlarını anlatıp durmuştuk.

Gerçekler maalesef bunlar!

Eğer yasalar hakikaten uygulanmış olsaydı, özellikle Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC siyasilerinin ufak tefek şahsi ya da zümresel çıkarları için bu karmaşalara olanak çıkarak sorumsuz davranışları olmasaydı şimdilerde bu gerçekten sıkıntı yarattığını görebildiğimiz sorunlarla yüzleşmek zorunda kalmayacaktık. Tüm bu yaşananları insanları hiçe sayarak, insan haklarını ve duyguları da görmezden gelerek sürdürmek elbette olmaz. Lakin bu ülkenin gerçeklerini de görmezden gelmek olmaz…

Bir sonuç bulmak gerekiyor. Bir doğru yol. Siyasal emellere, bizim varoluşumuza, ama hiç kimsenin de varlığına zarar vermeden, bir yol bulmak lazım. Elbette ki bunun koşutu yasalar düzenlemek ve düzenlenen yasalara harfiyen uymaktır. Uymayacağımız yasalar yapıp, sonra da yasalardaki boşlukları yasalardan daha iyi bilmek, yıllar boyu doğru uyguladığımızı zannederek Anayasa Mahkemesi’nden ya da Yüksek İdare Mahkemesinden geri dönmesini izleyip, yangından mal kaçırır gibi, ne kurtardıysak kârdır deyip yolumuza devam etmek de olmaz!

İşte bir yanda yaşanan gerçeklerimiz, öte yanda da, yaşayamadıklarımız.

Yaşayamadıklarımızı hak etmediğimiz için değil, istemediğimiz için de değil, birilerimizin çıkarına uygun değil diye yaşayamadık bugüne kadar. Birilerinin çıkarları için insanları kurban etmekten de çekinmedik. Şimdi bitti işte!

Her şeyin ucundayız!

Bu KKTC’nin saygınlığından işleyişine kadar, müzakerelerden çözüme kadar her şeyimize zarar veriyor. Bilsek de bilmesek de, düşünsek de düşünmesek de biliyor musunuz dünya karşısında şimdi fark edenler için de gelecekte fark edecek olanlar için de hakikaten vahim bir durumdayız!

Bana gelen mektubu, bir anne olarak, bir kadın  olarak, bir insan olarak okuduğumda çok üzülüyorum!

Lakin buralara gelmesine neden olanlara da çok kızıyorum. Bu insanların mağduriyetini görürken, mağdur olabileceklerin arasında çok nemalananlar olduğunu da görüyorum!

Harekete geçecek miyiz, kalacak mıyız?

DR. Çiğdem DÜRÜST

Bu yazı 156 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar