İYİ UYKULAR
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

İYİ UYKULAR

10 Temmuz 2019 - 07:48

Dikkat ettiniz mi? Sendikalar da siyasal partiler de medya da son derece tutuk bir dönem yaşıyor!

Hatta yasama, yürütme ve yargı da...

Adeta üzerimize ölü toprağı serpilmiş gibi…

Bunun adı gailesizlik midir, korku mudur diye sorup duruyorum kendime. Sanırım her ikisi de…

Çünkü bir yandan merakla olup bitenleri ve bundan sonra yaşanacakları bekleyerek sürdürüyoruz yaşantımızı; öte yandan lanet okuyoruz ilk anda. Sonra da kabullenip o şok ve inkarın tesirini hemen atıveriyoruz üzerimizden. Vur patlasın, çal oynasın, hiçbir tasa, dert, gam, keder, tasa yok gibi yaşamaya devam ediyoruz!

Adeta memlekette olan bitenleri kafaya takmıyoruz bile. Önceki gün bir arabanın bagajında bulunan ceset haberini okuduğumda, sanki çok sıradan bir şey olmuş gibi hissettiğimi fark ettim. Çok endişe vericiydi bu halim. Acaba tek ben miyim böyle diye sağıma soluma baktığımda, beni daha da endişelendiren başka bir yorum duydum bir arkadaşımdan: “Polisin de gailesi yok ki… Onlar da memlekete haddi hesabı olmayan giren çıkanın ve ne idüğü belirsizlerin peşinde koşturmaktan bir hal oldular” cümlesini duydum. Bu cümlenin içindeki gailesizlikten ziyade çaresizlik, hatta öğrenilmiş çaresizlik de son derece endişe vericiydi. Adeta güvenliğin sağlanamayacağı endişesi, birbirini temizleyen potansiyel suçluların hesaplaşmalarından medet umar bir ifade vardı arkadaşımın sözlerinde…


***


Esasında hepimiz çok korkuyoruz!

Hepimiz çok tedirginiz!

Gelecek kaygısından, güvenlik kaygısına kadar her türlü telaş var içimizde. Lakin bastırıyoruz. Tıpkı bir rahatsızlık hissedip doktora giderse başına iş açılmasından korkan insanlar gibiyiz. Konuşursak, daha görünür kılarsak başa çıkamayacağımızın da farkına varacakmışız da geri çekiliyormuşuz gibi…

Susunca geçip, kendiliğinden hallolacak sanki…

İnanılmaz bir teslimiyetçilik içindeyiz! Asıl isyan edilmesi gereken konulara isyan etmeyi çoktan bıraktık. Küçük küçük meselelere, hayatlarımıza günübirlik dokunacak konulara takılıyoruz. Oysa çok da iyi farkındayız bunların hep aynı düğümlerle ilintili olduğunu…

Bir yerlerden yaraya dokunur, sorunun kendisini dillendirmeye başlarsak artık daha zor bir hayatımız olacakmış gibi.

Medya da yazıp çizmeyi bıraktı, sivil toplum düşünmeyi, sendika ve siyasal partiler de direnmeyi…

Artık daha geleceksiz olacağız gibi geliyor! Bu bizi çok ürkütüyor. Çok açık asıl meselelere dokunmak, asıl meseleleri düzenlemek, asıl meselelere dair yargıda yasamada ve yürütmede temel konuları çözüme kavuşturmak için parmağımızı bile kıpırdatmamak istemiyoruz.

Gazeteleri okumayı bile istemiyor insanlar artık. Hep aynı başlıklar, hep aynı vurgulardan sıkılmışız açıkçası.

Bazen bir köşe yazarı olarak dahi kendimi tekrarlayıp tekrarlamadığımdan emin olamıyorum!

Aslında memleketin temel sorunları hayatımızı bir çöle dönüştürmüş. Hayatı giderek sınırlandıran ve canlı ibarelerin azar azar kendini yok ettiği bir ortama kapanıyor gibiyiz!

Hiç hayra alamet değil olan bitenler…

Yok eğer bizim kuşağımızın ve kültürümüzün beklentileri farklı ve gelecek nesillerin bizim dertlerimizle hiçbir gailesi olmayacak diyorsanız o zaman gevşeyin. Daha da rahatlayın. Takın pembe gözlüklerinizi ve her tarafı misler gibi kokuyormuşçasına inceleyin. Kendi bahçenize diktiğiniz çiçeklerin tüm yurdu kapladığını hayal edin. Olsun bitsin.

Liberalizm de felsefesinde zaten bunu aşılamadı mı modern dünyaya?


***


Memlekette neden bu kadar çok kaçak insan?  Neden bu kaçakların çoğu ya suçlu ya da sabıkalı olmaya bunca meyilli?

Boş verin!

Her koyun kendi bacağından asılsın dursun işte…

Medya korksun, siyasiler koltuk sağlamlaştırsın, bizler de seyreyleyelim kendimize yarattığımız suni küçük dünyalarımızdan!

Dr. Çiğdem DÜRÜST


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar