KARAMSARLIK BİZİM GÖBEK ADIMIZ OLDU, KALDI!
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

KARAMSARLIK BİZİM GÖBEK ADIMIZ OLDU, KALDI!

17 Mayıs 2019 - 08:34

Geçenlerde katıldığım bir toplantıda, haliyle, memleket gailesiyle hükümet çalışmalarından bahsediyorduk.

Nüfuslu ve çıkışını Halkın Partisi ile yapmış genç bir politika sevdalısı dostum şöyle bir yorum yaptı:

Lütfen dikkat edin bakalım Kudret Hoca’nın etrafında Toparlanıyoruz hareketiyle birlikte siyasi arenaya geçen kim kaldı?

Ortamda bir sessizlik oldu!

Bir avuç insanız bu minik KKTC’de… Ve esasında ortamda siyaset konuşmaya pek meraklı birkaç arkadaş olarak aşağı yukarı bir çok politikacıyı ve politik aktivisti biliriz.

Sessizlik,biraz da isim arama çabasıydı!

Yok!

Hakikaten bulamadık. 

Aklımıza gelmedi.

Twitterdan bildiğim veya Halkın Partisi’ne en başta çok destek veren birkaç takip ettiğimi/takipçimi geçirdim aklımdan: Birçoğu ya sıkı eleştiriler yapıyor ya da adını bile anmaksızın susmayı tercih ediyor. Bazıları hafif çekingen ve hatta üzgün bir şekilde olumsuz bir şey söylerlerse öngörüsüz kabul edilmekten korkuyor, birikimlerinin eleştirilmesini istemiyor gibiler.

Ve gerçekten Kudret Hoca’nın etrafında kalan toparlanıyoruzcu, o harıl harıl memleket meselelerindeki sorunları bir bir tespit ederek gün yüzüne çıkarmayı görev bilen kitle ya evine döndü ya kendilerine başka bir siyasal alan buldular.

Evlerine dönenlerin bir kısmı susmadı elbette. Lakin bir kısmı apolitiktiler ve apolitik olmaya özen gösteriyorlar. Bu görüntü ilgisizlikten ve gailesizlikten değil. Umutsuzluk ve son derece inançla başladıkları işi yeterince sürdürememiş olmalarından.

Ne ayıplıyor ne de gülüyoruz. Çünkü bu ülkede için Kıbrıslı Türk usulü siyaset karıştırılmış ne varsa kirlendi.

İçinde ne zaman politikacılığa kolları sıvamış biri çıkmışsa toplumun inancı ve güvenin sarsılmasına yardı.

CTP’nin de başına bu geldi, sendikacılığın da…

En önemlisi devleti yönetme, yürütme erkini elinde tutan siyasetçiler yüzünden devletin de…

Hatta Kıbrıs sorununa politikacılar karışmasaydı,toplumlar arasında düşmanlık olmadığından belki sorun çok daha kolay çözülecekti…

Gelin görün ki artık yerel politika değil, uluslararası politika bile kirlendi Kıbrıs’ta. Kirletildi.

Ne AB’ye inanç var ne de BM’ye…

***

Toplum, ülkede bir hükümet kurma çabası oluşuylatopyekûn ilgilenmesi gerekirken, dönüp taraflarına bile bakmıyor.

Girne Amerikan Üniversitesi’nde neler olup bittiği belki daha çok ilgilendiriyor insanları memlekette.

Ya da Hüseyin Özgürgün’ün bebeğiyle zaman geçirme biçimi…

Lafın gelişi bu örnekler tabi ki…

Ancak bu topluma gemisini kurtaranın kaptan olduğu, her koyunun kendi bacağından asıldığı gibi felsefeler kabul ettirildiğinden beridir Kıbrıs’ın özellikle kuzeyi kendisini sömürülen ve varolmayı asla haketmeyen bir toplum olma giysisi biçilmiş oldu.

Her türlü kirli yapıyı, düşünceyi ve kalıbı kabul edip, burasının KKTC olduğunu, burada her şeyin mübah olduğunu söyledik, bitti…

***

Hani umudunu kesme yurdundan diyen şairin kulağımıza kulağımıza haykırdığı yurdum ve umudum kalıbını kendimizle örtüştürmeden önce şöyle bir düşünür, çoluğumuzu çocuğumuzu memleketten göndermenin binbir yolunu arar olduk.

Karnı aç insanların sayısı arttıkça, güvende hissetmeyenlerin enselerinde hissettikleri kötülüğün ve adaletsizliğin nefesi kuvvetlendikçe daha kötüye gidilecek.

Göreceksiniz!

Günün birinde hiç istemediğimizi söylediklerimizi ilk savunanlar olacağız bu memlekette ve artık biz biz yapan hiçbir şeyi sürdüremez olacağız. Bir zamanlar bunu asla istemediğimizi bile hatırlamayacağız. Belki unutmak işimize gelecek…

Kara gün habercisi deyin isterseniz ama…

Yurdumuzdan umut kesilmişken ne hükümet çalışması ne siyasal parti ne de memleketi sevdiğinden bir şeyler yapma çabasında olanlara hiç inanmayacağız!

Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar