Kıbrıs Meselesinde Elimiz Çok Zayıf
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Kıbrıs Meselesinde Elimiz Çok Zayıf

28 Haziran 2019 - 07:53

Güney pek çok koldan saldırıyor.

Bir yandan Doğu Akdeniz’deki doğal kaynakların yönetişimi hakkındaki antlaşma hususunda AB kapsamında görüşmeler devam ediyor. 

Öte yandan ABD’nin de içinde bulunduğu bir antlaşma yapılıyor. 

Bir taraftan Yunanistan da doğal kaynak aramaya başlıyor… (Eee… Türkiye yapsın da o yapmasın mı?)

Ve Anastasiadis de BM Genel Sekreteri Guterres’e 3 yöntem düşüncesi hakkında mektup göndermiş…

Kıbrıs’ta çoook sıcak gelişmeler yaşanacak demiştik!

***

Bizim tarafta neler mi oluyor?

Türkiye ABD arasında yaşanan gerginliğin tırmanmasına neden olan Kıbrıs ve çevresindeki doğal kaynak sorunu,

Maraş’ın Kıbrıslı Türkler yönetiminde açılması için hazırlıkların başlaması;

Hükümetin yaptığı KKTC’nin tanınması için çalışmalara başlanarak Kıbrıs’ta iki ayrı devlet esasına dayanan ayrılıkçı bir çabanın ortaya konması, bizleri iyice dünyadan koparıyor.

Zaten çizilen haritalarda, Kıbrıslı Rumların deniz sınırları, Kıbrıslı Türklerin deniz sınırları ve ortak saha gibi bir haritalandırma da çok uzun zamandan beridir ortalıkta dolaşıyordu.

***

Anastasiadis’in mektubu hakkında herhangi bir veriye erişilemediğinden, meselenin yaratacağı gerginliği bilemesek de 1959’dan bu yana hiç değişmeyen ve Yunanistan’ın da savunduğu gibi adanın tek ve bütün olduğu prensibi üzerinden sunulan görüşler olduğuna göre bizimkiler asla ve katiyetle bunu kabul etmeyecekler. Uluslararası camia gerek antlaşmalarını gerekse de iş birliklerini Rumlar ile yapıyor olduklarına göre, AB müktesebatını Güney’de uygulayarak bizleri dışında tuttuğuna göre buyurun şenliğe.

***

Federal Kıbrıs fikrine ve 1974’ten bu yana müzakere edilen her şeye karşın yine de yurtsever ve barış yanlısı halkın bir kısmının Birleşik Kıbrıs hayali de bu vesile ile bizler tarafından elinin tersi ile itilerek başka bir yol çizmeye çalışıyoruz!

Bu işimize mi gelir yoksa gelmez mi meselesi tartışılmaya devam edilecek mi sorusu elbette akıllarımızdan çıkmak bilmiyor. Lakin takdir edersiniz ki Türkiye Cumhuriyeti’nin bu günlerde ABD ile yaşıyor olduğu gerginlik, AB ile müzakere sürecinin dondurulmuş olması, Kıbrıs sorunu açısından yıllardır işgalci pozisyonunda değerlendiriliyor oluşu, bu kapsamda nüfus aktarımı ve uluslararası mal tazmini açısından sonuçlanan davalar da dahil olmak üzere bizim sırtımızı dayayacağımız taraf oldukça zayıflamış görünüyor.

Bu noktada yıllar içerisinde bizlere pek de bir seçenek sunulmuş da değil!

Görülen o ki, doğrusunu isterseniz, galiba sırtımızı dayadığımız Türkiye ile bu işten çok büyük zararlarla çıkabiliriz.

***

Ne dersiniz?

Ben bunları neden mi yazıyorum?

Sadece sizlerle ortak düşünmek ve beyin fırtınası yaparak kendimize bir yol seçemeyeceğimize, bir yol da asla açma ihtimalimiz kalmadığına göre, gelin bir karar verelim!

Bir yanda Hala Sultan İlahiyat Koleji mezuniyet töreni, öte yanda cinsiyetler ayrımcılığı kapsamında düzenlenen ve artık rutine bağlanmış olan kamplar. Bir de artık seçmen sayısının nereye doğru ve hangi kapsamda şekilleniyor olduğu…

Sonuç mu?

Benim gördüğüm mü?

Pek de seçenek kalmamış görünüyor!

Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar