Kimlerin Eline Kaldık?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Kimlerin Eline Kaldık?

08 Kasım 2018 - 07:44

Ulusal Birlik Partisi kurultayı sonlandı. Ancak sanırım işler düşünüldüğü gibi gitmedi.

Seçilecek olan yeni başkanın başbakan olacağı konuşulurken, şimdi yeni başkanın nasıl bir başkan olacağı, partinin çalışma anlayışını nasıl değiştirebileceği ve nasıl bir yöntem izleyeceğiyle ilgili sorular şimdilik hükümet kurmaktan daha ön planda galiba. Esasında Ulusal Birlik Partisi kurultayı sonrasında, Özgürgün veya Sucuoğlu başkan seçilseydi, bunlar çok da tartışılacak şeyler değilmiş gibime geliyor. 

Ancak Ersin Tatar’ın kendine has üslubu, biraz da çalışma anlayışı ile ilgili parti tabanının ve genel olarak toplumun sahip olduğu bilgi birikiminin net olamayışı; yani onun farklı duruşu, daha kendine dönük bir tavır izleyeceği beklentilerini ortaya çıkarıyor. 

Doğrusunu isterseniz ikinci tur olmaması Tatar’ın elini zayıflatabilir orta vadede. Aldığı oy oranı ile eleştirilmesine neden olabilir!

Bu da tüzüğün başkana azizliği midir bilinmez bu aşamada!

Genel sekreterlik konusunda da beklenenin dışında gelişiyor olaylar. Mesela, Resmiye Canaltay, kesinlikle Genel Sekreterlik talep etmediğini ve bunu düşünmediğini açıkladı sosyal medya hesaplarından…

Hal böyle olunca, parti de kamuoyu da biraz şaşkınlık yaşıyor. O zaman kısa vadede Ulusal Birlik Partisi’nin hükümette olması beklenen bir durum olmaktan çıkıyor. 

***

Neden mi bunları tartışıyorum?

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı’nın sözlerinden…

Arıklı, dün katılmış olduğum bir televizyon programında bazı açıklamalar yapmış. Hükümetin şimdi dağılması, halka ihanet olur. Yapılacak başka ve daha önemli işler varken, hükümet kurup bozmanın peşine düşmek zamanı değil.

Şaşırtıcı değil mi? Seçimden sonra UBP’nin içinde olacağı olası bir koalisyonda bulunmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Bu anlamda yapmış olduğu açıklamalar bir miktar şaşırtıcı elbette. Yine UBP’nin koalisyon arayışında güçlü bir aday oysa kendisi…

Fakat bu açıklamalar, şimdilerde kendisinin ve partisinin aradığını bulma ihtimalini zayıf görüyor ki zaman kazanmak istiyor (olabilir)… 

Belki teklif yok, belki değerlendirmeye değer teklif yok belki olası görmüyor. Zaman kazanarak güçlenmeyi tercih ediyor. Zaten hiç akıl işi de değil ekonominin bu şekilde sallandığı dövizedelere dönüştüğümüz bir zamanda ortalığı toparlamak; sefa sürmek varken… Değil mi ama?

Hükümette olmayı çok istediğini biliyoruz. Tepkileri hep Türkiye kökenli yurttaşların özellikle Devlet’in karar alma mekanizmalarında bulunmadığını öne sürüp KKTC’yi ve iktidar etmiş siyasal partileri eleştirmiyorlar mı?

Bu nedenle hükümete gelmeyi hiçbir şey için istemeseler de bunun için isterler, öyle değil mi?

Hükümetin ömrü ya da kabine değişikliği gibi tartışmalar var! Hatta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın görevden alınması dedikoduları bile var. 

Yine de halkın tek yorumu var: Ne kişi ne parti değiştirmek işe yaramıyorsa durmadan hükümet kurup bozmak niye? Parti ve kişi değiştirmek ne zaman işimize yaramış ki…?

***

UBP ne yapar, hükümet pes eder mi, kabine değişir mi bilinmez. Lakin bilinen bir gerçek var ki, o da kimlerle değil NASIL devam ettiğimiz/edeceğimiz önemlidir.

Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar