Lefkoşa Türkiye'yi İlhak eder mi?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Lefkoşa Türkiye'yi İlhak eder mi?

05 Haziran 2019 - 10:25

Dün, Türkiyeli bir köşe yazarının yazısını iletti bir arkadaşım bayram tebriği ile birlikte. Yazı, “Ankara KKTC’yi İlhak Eder mi?” başlığı ile yayınlanmış. Türkiye KKTC’nin gerek münhasır ekonomik bölgeler, gerek doğal gaz ve petrol arama çalışmaları, gerek uluslararası politika, gerek uluslararası hukuk meselelerinde nasıl da geleceksiz olduklarından dem vuruyordu.

Doğru olduğunu için için bildiğimiz, lakin “gappelliyi de hiç yere vurmadığımız” önemli şeyler de söylüyordu: Mesela Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, yani Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs adasının tek devleti olarak tanındığı, Avrupa Birliği’ne “benim topraklarımda Türkiye müdahalesi var” gibi projeleri de akıllıca kullandıklarını anlatıyordu. 

Biz KKTC’nin zaten başka bilenimiz ve tanıyanımız olmadığından, hani şu filmlere konu olan çatı katına ya da bodrum katına kapatılıp yıllarca hiç gün yüzü görmeden büyütülen albino çocuklar misali bir pozisyonda olduğumuzu anımsattı bu yazı bana.  Sonra ders verici bir öykü geldi aklıma:

Yıllar yıllar önce İsrail ve Mısır arasında uzun mücadeleler vardı. Bu mücadeleler savaşı da içerdiğinden, iki toplumun liderleri bir araya gelerek, bunun böyle yürümeyeceğini, halklarının telef olduğunu, savaşlarda insanların canlarının ve mallarının zarar gördüğünü, başka bir yöntem bularak artık galibi belirleyip bu işi bitirmeleri gerektiği hususunda anlaşmışlar.  Bunun için bir yarışma yapılmalı kararına varmışlar. 

Yarışma ne olsun diye tartışılırken de, Mısır bir köpek güreşi ile bu işi çözebilecekleri önerisini ortaya koyuyor. Elbette Mısır köpekleri dev gibi azmanlar!

İsrail düşünmek için zaman isteyip toplantıdan ayrılıyor. Hemen tüm İsrailli bilim insanları bir araya getiriliyor. Ve bu konudaki görüşleri toplanıyor. Bilim insanları 3 aylık bir süreye ihtiyaçları olduğunu, fikri kabul edebileceklerini söyleyerek İsrail devlet yetkililerinin Mısırlılara bu teklifi kabul ettiklerinin açıklanmasını istiyorlar.

Tarih belirleniyor.

3 ay sonra o gün gelip çatıyor. 

Yapılan hazırlıklar, savaşçı köpekler, izleyici halklar ve herkes gösteri alanında toplanıyor.

Herkes merak içinde tüm yurtseverlikleriyle, heyecanla bekliyorlar!

Mısır’ın dev gibi köpeği alana getirildiğinde İsraillilerin morali çok bozuluyor. Bu köpeğin karşısında hiçbir şeyin sağlam ve ayakta kalamayacağı aşikar… Vahşetle, ağzının iki yanından akan salyalarıyla, hemen şimdi yok edecek bir şeyleri aradığı belli olan köpek besbelli bugüne özel hazırlanmış…

İsrail’in köpeği de alana çıktığında insanlar gözlerine inanamıyorlar. 

Upuzun bir kuyruk, uzun bir çene, çok kısa bacakları ile bir sosis köpeği andıran minicik bir şey…

O azmanın karşısında nasıl ayakta kalacak düşüncesi İsraillilerin iyice moralini bozuyor. Mısırlıların ise mutluluğuna ve erken kutlamalara başlamalarına neden oluyor.

Start verilir verilmez, köpekler serbest kalıyorlar. Mısırın dev köpeği, İsrail’in minik köpeğinin üzerine atlıyor. Köpek muhtemelen ezildi diye merakla izleyen bakışlar arasında, minik, azmanın bir bacağını koparmış bir şekilde çıkıyor azmanın altından. Mısırın köpeği öfkeli, acılı ve daha saldırgan bir kez daha atlıyor İsrailli’nin üzerine…

İsrail kaşla göz arasında parça parça köpeği yiyip bitiriyor. Ortada ne Mısır köpeği var ne de başka bir şey…

Kemik bile kalmamış!

Mısırlılar şaşkın ama üzgün, İsrailliler mutlu ama şaşkın alandan ayrılıyorlar. 

İsrail savaşın galibi sayılıyor anlaşma gereği!

Ve İsrail devlet yetkilileri bilim insanlarını yeniden toplayarak bu kadar zor bir şeyi nasıl başardıklarını anlatmalarını istiyorlar.

İsrailli bilim insanlarının yanıtı: “Hiçbir şey zor değildi. Bir timsahı köpeğe dönüştürmek için ihtiyacımız olan çalışma biraz aklımızı yorup zamanımızı aldı. Hepsi bu!”

***

Bayramın ikinci gününde böyle tatsız meseleler konuşmamalı belki de ama bayramı da bayram gibi geçireceğimiz günler için bunları düşünmeye ihtiyacımız olduğunu kabul etmeliyiz. Şimdi gelelim o yazının başlığına: 

Ankara KKTC’yi ilhak eder mi?

Normal şartlarda böyle bir ifade dikkat çekici olduğu kadar davetkardır da. Yazmadan önce birkaç kez düşünülmeli. Bir devletin, bir toplumun, bir ülkenin kaderi var, onuru var…

Lakin yukarıdaki İsrail Mısır kavgasında olduğu gibi aklımızı kullanmamız halinde, sahip olduğumuz her şeyimizle, yurdumuzun konumu, adamızın pozisyonu, stratejik anlamdaki değerini kullanabilseydik, şu başlıkla bir yazı yazılabilir miydi: “Lefkoşa Türkiye’yi ilhak eder mi?”

Şaşırmayın…

Bir şey yazılıyorsa, muhakkak karşısında bir fikir de ya yazılmıştır ya da yazılacaktır!

Dr. Çiğdem DÜRÜST


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar