Olağanüstü günlerde sorumsuzluk bizi bitirebilir
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

Olağanüstü günlerde sorumsuzluk bizi bitirebilir

14 Mayıs 2019 - 08:31

Cumhurbaşkanı’nın 4’lü koalisyonu dağılması konusunda rahatsızlık hissettiğiyle ilgili inancını UBP genel başkanının ifade etmesi biraz fevri yapılmış gibi bir yorum gibi duyulmuyor mu sizce de?

Cumhurbaşkanı dağılmaya üzülmüş olabilir! 

Bir birey olarak onun elbette ideolojik bir duruşu var. Lakin sürdürüyor olduğu görevin teamülleri gereği nasıl davranması gerektiği hususunda seçim yapma şansı yoktur. Başta yasalar olmak üzere, toplumsal bakışın net değerleri de onun duygusuna ve düşüncesine göre davranmasını zaten engellemektedir. 

Bu nedenle bir siyasal parti başkanının, özellikle de hükümete en büyük aday olan siyasal partinin genel başkanının bu yorumu yaparak, cumhurbaşkanının sanki kendilerini dışladığını vurgulaması, hem kendi partililerinin hem de toplumun olumsuz etkilenerek rahatsız edici tavırların ortaya çıkmasına neden olabilir. 

Hatta bu hususta daha ileri giderek, ülkemizde son dönemde siyasi nedenlerle yaşanan taşkınlıklar, basılan meclis ve bir medya kuruluşuna düzenlenen saldırı nedeniyle, sükunetin ve hoşgörünün eskisi kadar hakim olmadığını düşünecek olursak, işlerin çok daha sarpa sarabileceği ve cumhurbaşkanını hedef gösteren nitelikte etkiler bile yaratabileceği unutulmamalıdır!

Tüm siyasal partilerle cumhurbaşkanı ve toplumun her bir ferdi; özellikle de bu ülkeyi ve bu toplumu yürekten seven herkes, hükümetsiz geçirilecek bir tek güne dahi tahammül edilmemesi gerektiğini biliyor ve düşünüyordur. Dahası zaten böylesi bir dönemde, hükümetin dağılmasının toplumsal anlamda ciddi bir travma yarattığı açıktır. Zor günlerden geçtiğimiz, pek çok anlamda olağanüstü güçlükler yaşadığımız ve yok olma noktasına kadar bizi taşıma riski olan yaşantılarla/düzenlerle boğuşurken yaşanan acıları artık kaldıramayacağımız günlerde hükümetsiz kalmak hususunda hassasiyetle düşünülmelidir. Gerek hükümetin bozulmasında misyon üstlenen siyasiler ve partilerinin, gerekse de bugünden sonra hükümette olma ihtimali olan siyasetçiler ve partilerinin bu bilinçle hareket etmeleri; sükuneti, sakinliği ve düşünerek hareket etmeyi kendilerine asıl görev olarak belirlemelidirler.

Enflasyonla ilgili sıkıntılar etkisini artırarak büyürken, üniversite tercihlerinden bir pay almayı umut ederken Kıbrıs’ta huzurlu bir ortamın sağlanmasından daha çok işimize yarayan ne olabilirdi? 

Biz yine başaramadık! 

Ne yazık ki rehavet içinde geçen yaz aylarında dahi birbirlerine tahammül etme noktasından uzaklaşmış bazı siyasilerin ve partilerin düşünceleri belki de hırsları uğruna bir çok şeyi heba etmiş olduk.

Uzun zamandır yazılarımdaki bezginlik, umutsuzluk ve rahatsızlık zaten dikkatinizi çekiyordur. Ne yazık ki siyasi partilerin sorunlarımıza çözüm, dertlerimize çare olmaktan çok uzak olduklarını da sıklıkla dile getiriyor olduğum bu son birkaç yıllık süreçte; iktidarda hangi siyasal partinin bulunmasından ziyade sorunların nasıl hangi hızda ve hangi düzlemde çözülmesi gerektiği ile ilgili planlamaların ivedi olarak yapılmasının gerekliliğini biliyor ama harekete geçemiyoruz! 

Bu sorumluluğa sahip olduğumuz için polemiklerden uzak durmalıyız! 

Toplumsal çıkarları hep birlikte düşünerek, davranmalıyız! 

Çünkü hakikaten savaştan beridir bu kadar olağanüstü bir süreçten belki de bu toplum hiç geçmemiştir. 

Elimizi nereye atıyorsak orada ciddi anlamda sorunlarla boğuşmak zorunda kaldığımızın da hepimiz farkındayız. Hem münferit çabalarımız hem de toplumsal anlamdaki girişimlerimiz ne yazık ki sadece sonuçsuz kalmıyor aynı zamanda başımıza yeni çoraplar da örüyor.

Böylesine problemli bir sürecin içinde birbirini suçlayarak hareket etmek; ne yazık ki ciddi bir sıkıntı kapısının daha açılması ve işlerin daha da sarpa sarması anlamına gelebilir. 

Sonuç: Böylesi bir süreçte sağduyu asla uzaklaşılmaması gereken temel yaklaşım şekli olmalıdır.

Dr. Çiğdem DÜRÜST


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar