ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN NASIL KAÇARIZ?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

.

ÖZGÜRLÜĞÜMÜZDEN NASIL KAÇARIZ?

11 Haziran 2019 - 08:39

ErichFromm, Yahudi kökenli, Almanya doğumlu, Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur. Ruh biliminin Marksist-sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir.

Vikipedia, ErichFromm’u böyle tanımlar.

Neden mi Fromm’dan bahsediyorum?

Çünkü Fromm’un Özgürlükten Kaçış (Escape FromFreedom) isimli bir tezi var. Buna bir kuram bile diyebiliriz. Fromm bireylerin toplumsal yaşama adaptasyonları esnasında, dünyayı ve hayatı yorumlayarak anlamlandırmaya başladıkları ilk günlerden itibaren, nasıl toplumsal yaşam içerisinde marjinal görünmemek adına,  bile bile hatta başlangıçta itiraz ettikleri bir çok şeye gönül rahatlığı ile teslim olurlar, onu anlatıyor bu çalışmasında. 

En başta ebeveynleri, bakıcıları, öğretmenleri ve çevredeki yetişkinlerin yönergeleri ile yaşamına başlayan her birey, giderek kendi yeteneklerinin farkına varıp bir ergen olunca, dahası bir yetişkin olma yoluna girince, itiraz eder. İdealist olur. Kendisi farklı olanı yapabileceğine karar verir. İsyankârdır, asidir…

Lakin bir süre sonra toplumda kabul görmek, sevmek, sevilmek, takdir edilmek, kariyerinde ilerlemek, başarılı olmak ve daha pek çok sebeple, ağır ağır yeteneklerini ve duyguları ile düşüncelerini ikinci plana itmeyi bastırmayı öğrenir. 

Topluma göre daha normal, kabul görmüş ve takdir toplayan bir kişi olmuştur.

Hayat böylece devam eder…

***

Şimdi neden Fromm’dan bahsettiğime gelelim:

Bence her birey, yaşadığı topluluğun, dolayısı ile de toplumun aynasıdır. Birey toplulukları toplumu oluşturduğuna göre, esasında bireylerin ne oldukları toplumun da ne olduğunu tanımlar.

Buraya kadar söylediklerimi ben söylemiyorum.

Şimdi yapacağım yorumu da belki ilk ya da tek yapan ben değilim…

Sosyologlar, psikoloji biliminin her alanda çalışan bilim insanları ve konusu insan olan her bilim dalı söyler.

Buradan hareketle, KKTC’yi tanımlamaya, çözümlemeye ve neden bir türlü yavru vatan olmaktan kurtulamadığımızı gelin farklı ve Fromm’un felsefesi ile de değerlendirelim:

KKTC de bir yavru olarak doğdu. 

Ebeveynler tarafından yetiştirildi. Bunun sebebi kendisine yeterli olma mertebesine erişerek kendi ayakları üzerinde durabilen bir yetişkin olmaktı.

Büyüdü. 

Belli başlı safhalardan geçti. 

Emekledi.

Ayakta durmaya çalıştı. Yürümeyi öğrendi. Yeteneklerini geliştirdi. Her bir yurttaşının kendisine kattıkları, katabilecekleri onun yetenekleri olacaktı. Bu sayede, mutlu, sağlıklı, başarılı ve geleceği planlayabilen bir varlık olacaktı. 

Kendine has dinamikleri, gelenekleri ve görenekleri ile kendi yöntemlerini geliştirerek yücelebileceği, büyüyebileceği alan yaratmaya çalıştı.

Yürümeye başladığı günlerde yaptıkları, yapmaya çalıştıkları nedeniyle, ebeveynleri tarafından cezalandırılan, çevresi tarafından eleştirilen ve kınanan ergenler gibi korktu, suskunlaştı, izin almadan, etrafı gözlemlemeden, yorumlamadan hareket etmemeye başladı.

Sonunda adım atmak için talimat almayı, talimatlar gelmeden atacağı her adımında önünün kesilerek acı çekmekten cezalandırılmaktan korktu. Avrupa, Birleşmiş Milletler, Türkiye, Yunanistan, İngiltere, ABD ve daha pek çoğu, kısıtlayıcı toplumsal etkenler gibi işlev gösterdiler.

Sonunda sandıklardan çıkan seçim sonuçları da ne kadar kabul eden, ne denli söz dinleyen bir toplum olma yolunda olduğumuzu işaret etti…

Çok konuşunca harçlık yok, az konuşunca veya itaat edince daha bol harçlık ve ödüller var…

Söz dinleyince güler yüz var, dinlemeyince görmezden gelinme…

Ve işte tam da ErichFromm’un dediği gibi: Günün birinde teslim olmayı, kendi ellerimizle özgürlüğümüzü teslim etmeyi öğrendik. Daha fazla büyümek yerine hep kucakta, hem desteğe muhtaç kalmayı kendimiz kabul ederek her türlü girişim arzumuzdan vazgeçtik.

Girişim arzusu sona erdikten sonra gelişim göstermeyi de bırakarak, bize verilenle idare edebilmeyi kabul ettik…

Şimdi 1941 yılında yazılan bu kitapta anlatılanların farkında olan bireyler “Kimin doğrusunun ne olduğuna bakmaksızın, ilerlemek için gerekli adımları atarak gelişip büyümeyi biliyor.”

Bizim de cesaret göstererek ayağa kalkmamız mümkün…

Özgür, başarılı, mutlu, direngen ve hayatımıza yön veren bir toplum olmayı başarabiliriz. Yeryüzünde en ileriye taşınabilmiş toplumların hiçbirinden farklı bir tür değiliz!

Hiç kimse bizden daha yetenekli ya da akıllı değil.

Onlar sadece FARKINDA…

Bazen Kuzey Amerika dışındaki Özgürlük Korkusu olarak bilinen Özgürlükten Kaçış, ilk kez 1941'de Farrar ve Rinehart tarafından Amerika Birleşik Devletleri'nde yayınlanan Frankfurt doğumlu psikanalist ErichFromm'un bir kitabı. Kitapta, Fromm insanlığın değişen ilişkisini araştırıyor.

***

1941’de yayinlanan kitap insanlarin yasamlarini sekillendirirken nasil olup da yeslim olduklarini ve baalangicta asla tewlim etmeyeceklerine inandıklarını sonsuza dek teslim etmeyw hazir bir kivama geldiklerini anlatiyor. Hem de gumus teapsi icinde sunarak. 

Biliyor musunuz ki bireyler toplumlarin birer prototipidir. Bu nedenle toplumlari olusturan bjreyler toplumsal yapinin sosyolojik algilarin yani psikososyal yonelimlerin nasil sekillenwcegini de belirler.

Erich Fromm bir filozoftur.

Dr. Çiğdem DÜRÜST

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar