Çınlayan Sedir 1
Reklam
  • Reklam
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

Çınlayan Sedir 1

16 Mayıs 2019 - 08:37

Bir kitap ve içinden alıntılar var Çınlayan Sedirde.

Çınlayan Sedir aslında bir kitap değil kitaptan da öte bir yol haritası, bir klavuz kitap, yazarı Viladimir Megre.

Kitap İnsanlığın tarihsel sürecini lirik bir dille aktarıyor, ben içinden bazı yerleri sizlerle paylaşacağım, böylece biraz bilgi edinir ve kendinize belki de bir yol haritası çizersiniz.

…Antik çağlarda dünya üzerinde yasayan insanlar, çağdas insanla kıyaslanamayacak kadar çok yeteneğe ve zekaya sahipti.

Atalarımız olan  ilk insanlar, tüm evreni kaplayan o muazzam bilgi bankasını  gayet basit bir şekilde kullanabiliyordu.

Bu evrensel bilgi Yüce Akil ya da Tanri veya sizlerin isimlendirdiği Allah tarafindan yaratılmıştı.

“İnsanların ve bizzat O'nun yardımıyla, onların düşünceleriyle doldurulmustur ve öylesine muazzamdir ki istisnasiz her sorunun cevabını verebilir sorusuna cevap arayan insanın bilinçaltinda bir anda beliriverir cevaplar.”

“Peki onlara ne verdi?”

"O insanların diğer gezegenleri görmek için uzay gemisine ihtiyaçlari yoktu, çünkü istedikleri zaman oralarda neler oldugunu görebilirlerdi.

O insanlarin televizyona, telefona, dünyayi saran iletişim kablolarina, hatta yaziya bile ihtiyaçlari yoktu; çünkü sizin kitaplardan aldiginiz tüm bilgiyi, baska yollarla aninda alabiliyorlardi.

O insanlarin iyilestirici haplar üreten ilaç sanayisine ihtiyaci yoktu, gereken en iyi ilaçlari ellerini  sallayarak alabiliyorlardi çünkü hepsi doğada mevcuttu.

O insanlarin ulasim araçlarina ihtiyaçlari yoktu. Arabalara, yemek üretim tesislerine de ihtiyaçlari yoktu çünkü gerekli her şey temin edilmişti zaten.

"Dünya, yasadiklari yerin yenilenmesi gerektigi zaman o insanlara bir baska yere yerlesmeleri için sinyaller verirdi.

Onlar, evreni ve dünya denilen  gezegenlerini anliyorlar, biliyorlardı.

Onlar düşünürdü, yaratılışın amaçlarını bilirlerdi.

Yaşam merkezleri olan Dünya gezegenini mükemmelleştirmeye çalışırlardı. Tüm evrende bir eşleri daha yoktu.

Sadece Yüce Akıl 'ın, Yani Tanrı’nin Yani Allahın zekası onlardan daha üstündü.

“Aşağı yukarı on bin yıl kadar önce, şimdiki Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Kafkaslarda yerleşmiş insan topluluklari arasında, Evrensel Akılla bağı kısmen ya da tamamen kopmuş bireyler görülmeye başladı.

İşte insanlığın dünya çapinda bir felakete sürüklenmesinin baslangici da bu noktadir.

Felaketin mahiyeti o kadar da önemli değil; bilim insanlarinin tahmin ettiği ya da eskiçağ dinlerince, biraz ironik bir sekilde kehanet edildigi gibi ekolojik, nükleer, bakteriyolojik olabilir.”

"Dur biraz Anastasya, bu 'özürlülerin' ortaya çikmasiyla, dünya çapında bir felaket arasındaki baği hiç anlamadim."

"Onlar için 'özürlü' gibi bir terim kullanman çok dogru. Evet,

gerçekten özürlü, kusurlu insanlardi bunlar. Peki gözleri görmeyen birinin neye ihtiyaci vardir?"

"Onlarin özürleri çok daha büyüktü iste. Evrensel Akıl 'la bagları yoktu. Bu yüzden dünyayi çekip çevirecek, mükemmellestirecek bilgiyi kaybettiler.

Çok gelismis bir uzay gemisinde, mürettebatin yüzde doksaninin birden aklini yitirdigini gözünün önüne getir.

Hiçbir sey anlamadiklarindan geminin panellerini söküp, kabinlerde ateş yakmaya, kontrol cihazlarini söküp kendilerine süsler, oyuncaklar yapmaya baslarlar.

İşte o insanlar da, böyle bir mürettebata benzetilebilir.

Evet bu bir benzetme yarın bu benzetmeden devam edeceğiz.

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar