DUYGULAR 1
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

DUYGULAR 1

10 Temmuz 2019 - 07:50

Uzun zamandır üstat Odshodan aktarımlar yapmamıştık şimdi sıra ona geldi, konu ise duygular üzerine olacak

Duygu bir saflıktır; aşırı hassasiyet bir kandırmacadır. Sen bir numara öğrenmişsindir. Mesela Kadın ağlarsa kazanacağını bilir.

Bazen gözyaşı gelmeyebilir, çünkü ağlamak kolayca yönlendirilemez. Fakat o onu getirmeye çalışır, rol yapar, oyun oynar kadın.

Bu gözyaşları sahtedir.

Gözlerden akıyor bile olsalar sahtedir. Çünkü onlar gelmiyor, onlar getiriliyor.

Aşırı hassasiyet kurnazca yaratılmış, yönlendirilmiş duygudur.

Rasyonellik şöyle bir şeydir; tıpkı aşırı hassasiyetin duyguların çarpıtılması olması gibi rasyonellik de mantığın çarpıtılmasıdır.

Şayet sen rasyonelsen, gerçekten rasyonelsen bir bilim adamı olacaksın.

Eğer sen gerçekten duygusalsan bir şair olacaksın.

Bunlar güzel şeyler.

Ancak, yine de diyalog daha kolay olsa da mümkün olmayacaktır. Rasyonellik ve aşırı hassasiyet ile bu çok zordur.

Fakat mantık ve duygu ile o kadar da zor değildir.

Yine de zorluklar olacaktır. Fakat şefkat, birbirini anlamak için bir çaba olacaktır.

Duygular düşünceler kadar zihinseldir. Ve senin kalp olarak adlandırdığın şey, kafan kadar kafanın içindedir.

Sen çok kolay duygusallaşabilirsin.

Ağlayabilirsin ve gözlerinden büyük inci taneleri gibi gözyaşları dökülebilir. Fakat ruhsal hiçbir şey yoktur.

Gözyaşları herhangi başka bir şey kadar fizikseldir.

Çünkü gözler bedenin parçasıdır ve duygular fiziksel enerjideki bir karmaşadır.

Ağlarsın ve gözyaşı dökersin;

İyi bir ağlamadan sonra kendini elbette rahatlamış hissedeceksin ve epey rahatlayacaksın. Dünyanın her yanındaki kadınlar bunu bilir.

Onlar bunun işe yaradığını çok iyi bilir.

Onlar ağlar ve gözyaşı döker ve rahatlarlar. O ruhsal bir boşalımdır.

Ancak bunda manevi hiçbir şey yoktur. Ancak insanlar her şeyi karıştırmaya devam ederler: Ruhsal olmayan şeylerin ruhsal olduğunu düşünmeye devam ederler.

Zihin ifade etmek için eğitilmiştir, kalp ihmal edilmiştir.

Bu yüzden sürekli olarak o kalbi vurgulamaya devam ettiği sürece Halil Cibran’la aynı fikirde olamam.

Kalp bir ara istasyondur, varış istasyonu değilidir.

Son istasyon senin varlığındır; yol orada biter.

Çünkü başka gidecek hiçbir yer yoktur.

Asla bir hayvanı savaşa giderken göremezsin. Elbette arada bir kavgalar olur fakat onlar bireysel kavgalardır.

Doğu’nun tüm kargalarının Batı’nın tüm kargalarıyla savaştığı yahut Hindistan’ın tüm köpekleriyle Pakistan’ın tüm köpeklerinin savaştığı dünya savaşları değildir.

Öyle değildir. Köpekler bu kadar aptal değildir, kargalar da.

Evet bazen kavga ederler ve bunda yanlış hiçbir şey yoktur. Eğer onların özgürlüğü ihlal edilmişse kavga ederler fakat kavga bireyseldir.

O bir dünya savaşı değildir.

Savaşlar  ve dünya savaşları insanların işidir.

Savaşan insanlardır

Şimdi sen ne yaptın? İnsanlığı bastırdın ve bireylerin arada bir öfkelenmesine —ki bu doğaldır— izin vermedin.

Toplamda ortaya çıkan nihai sonuç herkesin öfkesini toplamaya devam etmesi, öfkesini bastırmaya devam etmesidir.

Sonra bir gün, herkes o kadar çok zehirle doludur ki bu bir dünya savaşı olarak patlak verir.


Her on yılda bir dünya savaşına ihtiyaç vardır.

Ve bu savaşların sorumlusu kimdir?

Senin sözde azizlerin ve ahlakçıların, iyilikseverlerin, senin hiçbir zaman doğal olmana izin vermemiş olan insanların.

Yarın kaldığımız yerden devam.

ANLAYANA !!!


 


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar