DUYGULAR 3
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

DUYGULAR 3

12 Temmuz 2019 - 08:17

Bastırılmış duygularda kalmıştık dün ve devamla…

Ne zaman doğal olursan bunun anlamı önceden planlanmış bir fikre göre hareket etmiyorsun demektir.

Aslında bir şey yapmak için hazır değildin; eylem bir yanıt olarak kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Şu birkaç kelimeyi anlamak durumundasın.

İlki, yani birincisi Tepki ve Yanıt arasındaki ayrımdır.

Tepki, diğer kimse tarafından kontrol edilir.

O sana hakaret eder: Sen öfkelenirsin ve o zaman sen öfkeyle harekete geçersin. Bu tepkidir.

Burada sen bağımsız bir insan değilsin.

Herhangi birisi seni şu yöne ya da bu yöne çekebilir. Sen kolaylıkla etkilenebilirsin, kısacası sen duygusal olarak şantaja maruz kalabilirsin.

Bunu daha da açacak olursak Tepki Duygusal bir Şantajdır.

Sen öfkeli değildin ama Adam veya kadın sana hakaret etti ve onun hakareti öfkeyi yarattı; artık senin eylemin öfkeden kaynaklanır.

Yanıt ise Özgürlükten gelir. O diğer kişiye bağlı değildir.

Diğer kişi sana hakaret edebilir. Fakat sen kızmazsın;tam tersine bu olay üzerine derin düşüncelere dalarsın.

Niçin o sana hakaret ediyor?

Belki de o haklıdır. O zaman ona kızmaktansa şükran duymalısın. Belki de o haksızdır. Şayet haksızsa onun yanlışı için niye kendi kalbini öfkeyle yakıp kavurasın

Şunu bil ki duygular senin tam bir birey haline gelmene yardım etmeyecek.

Onlar sana sağlam bir ruh vermeyecek.

Sen tıpkı ölü bir ağaç dalı gibi niçin olduğunu bilmeden rüzgârda sağa sola savrulup duracaksın.

 Duygular insanı tıpkı bir alkol gibi körleştirir.

Onların sevgi gibi iyi isimleri olabilir, onların öfke gibi kötü isimleri olabilir fakat arada bir senin de birisine öfkelenmen gerekebilir ve öfkelenince de bu eylem seni rahatlatır.

Hindistan’da bazen köpekleri sokaklarda seks yaparken görebilirsin

ve insanlar onlara taş atarlar.

Şimdi bu zavallıcıklar hiç kimseye bir zarar vermiyor ve onlar senin de gerçekleştirdiğin biyolojik bir ritüeli gerçekleştiriyorlar ―sadece onlar evlerin içinde saklanmak zorunda değiller― ve onlar bunu çok iyi yapıyor.

Onların etrafında taş atan,onları döven bir kalabalık dolanır…garip bir davranış!

İnsanlar arada bir öfkelenmeye ihtiyaç duyar, tıpkı arada bir âşık olmaya ihtiyaç duydukları ve arada bir birisinden nefret etmeye ihtiyaç duydukları gibi.

Yaşa, dans et, ye, iç, uyu ve ve her şeyi mümkün olduğunca tam yap.

Ve bunu tekrar ve tekrar hatırla.

Ne zaman kendini herhangi bir problem yaratırken yakalarsan hemen onun dışına sıyrıl.

Bir kez problemin içine girdiğinde o zaman bir çözüme ihtiyaç olacaktır. Ve bir çözüm bulsan bile, bu çözümün içinden, yine bin bir tane problem ortaya çıkacaktır.

Bir kez ilk adımı kaçırdığında tuzağa düşmüşsün demektir.

Ne zaman problemin içine çekildiğini görürsen kendini yakalamaya çalış. Bunun için koş, zıpla, dans et, ne yaparsan yap ama  o problemin içine girme ve o problemin parçası olma.

Hemen bir şey yap, böylelikle problemi yaratmakta olan enerji akışkan, eriyik hale geçsin ve  kozmosa geri dönsün.

Şunu da asla unutma Hiç öfkelenmeyen ve öfkesini sürekli olarak kontrol eden bir kişi çok tehlikelidir.

O kişiye  dikkat et, o seni öldürebilir.

Burada koca yerine kadını da koyabilirsiniz ve yarın buradan devam edip yazımızı bitireceğiz.

ANLAYANA !!!


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar