Evrimden değişime ve kitap yasaklama
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

Evrimden değişime ve kitap yasaklama

14 Mart 2019 - 08:33

Evrim, ilerleme ile ayni anlamı taşıyor mu?

Bence hayır. Evrim ve ilerleme ayni değil hatta birbirlerinden tamamıyle farklı olaylardır. 

Bir  şeyleri anlamak adına belirli modelleri tanımlayarak geçici kategoriler oluştursak da, canlılık, bütünsel bir çatışma, uyum ve aktarım organizasyonudur.

Kısacası mesele değişimdir.

Değişim de her şeyin değişimini sağlamaktır.

Bunun için de değişimde hedef düşüncelerin zenginleşmesi ile olur.

Sabit bir düşünce, pili bitmiş bir saatin ayni yerde kalması ve gün içerisinde iki defa ayni vakti göstermesidir.

Dünya dediğimiz yer kürede yüzyıllar boyunca insan denen canlı varlık yaşam sürmeye başlamış ve kendini diğer canılardan ayıran düşünme ve eyleme geçirme mekanizmasını oluşturmuştur.

Gördüğümüz bir çok şeyde insanın eli ve düşüncesi vardır

Kısacası insan düşünen ve eylem yapan bir canlıdır.

İlk çağlardan günümüze kadar hep üreten bu organizma, her defasında da karşısında olumsuzluğu taşıyan hem cinslerini bulmuş, buna karşıt farklılıklar geliştirmiştir.

Ortaçağın din merkezli katolik düşüncesi karşısında durabilmiş olan aydın papazlar sayesinde daha da gelişmiş ve kitap yakma, insan yakma, kedi yakma yerini rönesansın ve reformun gelişmesine bırakmıştır.

Her ne kadar yakın zamanımızda baş gösteren dünya savaşları yine vahşet içinde yaşam süren insanların oluşmasına neden olsa da bunlar da insan eli ile olan, insan düşüncesi ile ortaya çıkan eylemlerdi.

Hitlerin Kitapları yakması, yayınları engellemesi şimdiki dünyada kabul gören eylemler değildir.

 Düşünce ne olursa olsun kendini anlatacak ortamı bulmalıdır.

Hem de özgür dünyada düşünceleri yasaklamak ne kadar kabul gören bir durum olabilir ki?

Hukuken içinde olduğumuz Avrupa Birliği normlarının içine bir federatif anlaşma ile girmeye çalışırken bunun karşısında hareket etmek bizi ne kadar çağdaş ve ne kadar Avrupalı yapar.

Ne kadar uygar dünyalı oluruz.

Kitap, gazete, dergi, aklınıza hangi tür yazılı materyal gelirse gelsin, hepsi de insan denen düşünen organizmanın eseridir.

Ve insanın düşüncelerine ne ortaçağın engizisyonları engel koyabilmiş ne de çağımızın diktatörleri.

Her düşünce kendine uygun ortamı bulur, bulduğu bu ortamda da paydaşları ile birlikte ve gücü ortamında değişim yapmaya çalışır.

İsa da zamanında düşüncelerinden dolayı çarmıha gerilmedi mi?

Gerildi.

Şimdi ise dünyada 2 milyara yakın İsanın düşüncelerini paylaşan insan var.

O zaman yasak konulan ve canlı canlı asılan İsanın doktrininin , düşüncesinin  neden engellenemdiği ve en az ikibin yıldır filizlenerek büyüdüğünü yasakcı olan zihniyetlerin kendi kendilerini sorgulamaları gerekir.

Yasaklarla bir yere varılamaz.

Her hangi bir düşünceyi beğenmeyebilirsiniz.

Bu en doğal hakkınızdır.

Ama o düşünceyi beğenmezseniz bu onun ortadan kaldırılması için hareket etme anlamını size yüklemez.

Düşünceler kendilerini özgürce paylaşabilecekleri ortamları demokratik ülkelerde rahatlıkla bulurlar.

Biz de demokratik bir ülke isek, ki öyle olduğumuz iddia ediliyor.

O zaman da kitap bulundurdu diye insanları tutuklamanın önüne geçmek gerekir.

Devlet dediğimiz mekanizma yasakçı değil örgütleyici, düzenleyici, herkese eşit davranan ve düşüncelerini rahatlıkla yazıp, söyleyip paylaşan bir organizmadır.

1694-1778 yılları arasında yaşamış olan ünlü fransız düşünürü Voltai’in sözünü burada hatırlatmakta fayda var.

“Düşüncelerine katılmıyorum, ama senin düşüncelerini savunma hakkını sonuna kadar destekleyeceğim.”

Birkaç yüz yıl önce söylenmiş bu sözü bugün gündeme taşımak şimdiki durumumuzun hal – i rahvanidir.

Çağdaş ve yasakların olmadığı bir düzende yaşamak ümidiyle.

ANLAYANA !!!


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar