Kur'an'da olmayan 'Kurban' ayetleri 2
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

Kur'an'da olmayan 'Kurban' ayetleri 2

25 Haziran 2019 - 08:44

Dün Hac 28 suresinin Yanlış bilinenin'de kalmıştık bugün doğrusu ve Tefsiri ile devam ediyorum.

DOĞRU: “Gelsinler ki, kendilerine ait birtakım yararlara tanık olsunlar ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini ansınlar.

Onlardan siz de yiyin, yoksula fakire de yedirin.” (Hacc; 28)

Tefsiri: Eski çağlarda tapınak kamu alanı demekti. Tâ Sümerlerde bile vardır.

İnsanlar ihtiyaç fazlası ne varsa (hayvan, buğday, un, elbise, altın, gümüş) tapınağa getirirdi. Hayvanların üzerine “Tanrı malı” diye isim yazılırdı.

Mesela un torbası ise onun da üzerine bu isim yazılırdı ve o artık kamu malı olurdu.

Hatta matematikteki rakamlar tapınağa getirilen ve kamu malı (tanrı malı) olduğu seçilsin diye hayvanların ve torbaların üzerine atılan çizik ve çeltiklerden doğmuştu.

İşte bunlar kamuya (Tanrı’ya) adanmış mallardı.

Orada ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için toplanmaktaydı. Oraya gelen ihtiyaç sahiplerine (yoksullar, garibanlar, kimsesizlere) eşit bir şekilde dağıtılırdı.

Bu arada uzaktan gelenler olduğu için onlara ikram maksadıyla bazıları da kesilirdi. “Yiyin” denmesi de bundandır.

Görülüyor ki Kur’an eski çağlardan beri gelen ve tapınağı “kamu alanı” olarak gören anlayışı sürdürmekte ve Kabe civarını bir toplanma, kaynaşma, yakınlaşma ve paylaşma merkezi olarak değerlendirmektir.

Yukarıdaki ilk meallendirmede parantez içinde yazılan ‘kurbanlık’, ‘onları kurban ederken’ ifadeleri Kur’an’ın Arapça orijinalinde yok.

İlginç değil mi Arapça orijinalinde olmayan sonradan nasılsa bir yerlerden girmiş ve kabul görmüş.

Hac32 suresine bakalım şimdi de.

YANLIŞ: “Bu böyle. Her kim de Allah’ın nişanelerini (kurbanlıklarını) yüceltirse, şüphesiz ki bu kalplerin takvasından (Allah’a karşı gelmekten sakınmasından) dır. “ (Hac; 32)

DOĞRU: “Bu böyledir. Her kim Allah’ın sembollerine saygı gösterirse, kalbinde sakınma duygusu/Allah bilinci var demektir.” (Hac; 32).

Tefsiri: Burada da ilk meallendirmede geçen parantez içindeki ‘kurbanlıklarını’ ifadesi orijinal Arapça metinde yine yok.

“Allah’ın şiarları” kavramı kurbanlıklar diye yorumlanarak metne dahil edilmiş.

Oysa “şiar”ın ne olduğu tefsirde açıklanmalıydı.

Biz açıklamışız: Şiar Sözlükte “fark etmek, hissetmek, duyumsamak” demektir.

Fark etmek, hissetmek, duymak (şu’ûr), duyuru (iş’âr), bilinç altı (tahte’ş-şuûr), slogan, amblem, sembol, simge (şi’âr), şiarlar, semboller, simgeler (şeâir), mani, halk ezgisi (şi’run şa’biyyu), saç, kıl, tüy (ş’ar), duygu, şuur, bilinç, sansasyon (şuûr), duygu, his (meş’ar), şiir okumak (şi’ran) kelimeleri bu köktendir…

Demek ki şiarlar, şuûrun (bilincin) yansımalarıdır.

Bunlar bir yapıya, binaya, yeryüzüne dikilmiş bir anıta nispet edilince bir şuurun, bir bilincin, bir fark ediş, hissediş ve duyuşun sembollerine dönüşürler.

Bu anlamda örneğin Kâbe, Allah’ın bir şiarı, sembolüdür.

İman edenlerin kalbinde bu yapının çok farklı bir anlamı ve önemi vardır.

Aynı şekilde Safa, Merve, Say, Tavaf, Meş’ari Haram, Mina, Müzdelife vs. bütün bunlar Allah’ın şiarlarıdır ve sembolik derin anlamları vardır.

Her kim bunlara gereken saygıyı gösterir, bunların mana ve önemini kavrarsa kalbinde bir bilinç, bir şuur, bir duygu ve hissiyat taşıyor demektir.

İşin şuurunda, bilincinde demektir.

Başkaları için bunlar sıradan binalar, taşlar ve hareketler olarak görünebilir.

Ama iman edenlerin kalplerinin derinliklerinde bir şuurun veya bilincin ifadesi olarak yaşarlar. Ayette kastedilen de budur.

Yarın başka yanlış ve doğrularla Kurban açılımına devm edeceğiz.

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar