OSHO VE KADIN 3
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

OSHO VE KADIN 3

08 Haziran 2019 - 08:23

Kadınlar yumuşaktır, doğuştan yumuşaktır. Erkeklerle yarışamazlar. Yarışmak istiyorlarsa sertleşmek zorundadırlar.

Özgürlükçü bir kadınla ne zaman karşılaşsan yüzündeki yumuşaklığın kaybolduğunu görürsün.

Bazı erkekler gerçekten pasif olmanın özlemini çekiyorlar. Bazı kadınlarsa gelişimleri için kendilerini ortaya koyma ihtiyacı duyabilir.

Kadın Özgürlüğü Hareketi’nin kadınları “sofistike” ve fazlasıyla mantıklı yapmasıyla nasıl açıklanabilir bu?

Medeniyet bir kandırmacadır, doğadan uzak düşmektir.

İnsan ne kadar medeni olursa, o kadar zihnine takılıp kalır, yüreğiyle temasını yitirir.

Yürek hala ilkeldir.

Neyse ki, üniversiteler henüz yürekleri eğitip onları medenileştirmenin bir yolunu bulamamıştır.

Eğer bir erkek bedenine ve kadın zihnine sahipsen içinde bir çatışma, bir sosyal mücadele, bir iç savaş olacaktır.

Sürekli bir savaş ve gerilim içinde savrulacaksın.

Fizyolojik olarak kadınsan ve bir erkeğin zihnine sahipsen, hayatta enerjinin çoğunu gereksiz çekişmelerle harcarsın.

Uyumlu olmak çok daha iyidir.

Bedeninde erkeksen, zihinde de erkek; bedeninde kadınsan, zihinde de kadın ol.

Batılı ve Doğulu kadın arasındaki farklara işaret edenlerden ilki Karl Marks’dır.

O tüm dünyadaki entelektüellere, yoksulluğun geçmiş hayatla ya da kaderle ya da alınyazısı ile hiçbir ilişkisi olmadığını ilan etti ve onları ikna etti.

Kimin zengin ve kimin fakir olacağı Tanrı tarafından belirlenmez.

Kimin yoksul olacağına karar veren şey toplumsal yapıdır, ekonomik yapıdır ve bu yapı değiştirilebilir çünkü o Tanrı tarafından yapılmamıştır. Tanrı diye bir şey yoktur, o insan yapımıdır.

İlk darbe Karl Marks’tan gelmiştir. İkinci darbe ise Sigmund Freud’dan geldi.

O, erkek ve kadının eşit olduğunu, aynı türe ait olduğunu ve kadını aşağılayan tüm teori ve felsefelerin insanlık dışı ve şoven olduğunu ilan etti.

Ve sonra üçüncü ve son darbe William Masters ve Virginia Johnson’un çiftinin araştırmalarından geldi, bu çift  Kadının asırlardır orgazmdan yoksun bırakıldığını ortaya çıkardı.

Erkeğin davranışlarının insanlık dışı olduğunu kanıtladı.

Erkek kendi cinsel ihtiyaçları söz konusu olduğunda kadınları kullanmıştır fakat kadının seksten haz almasını engellemiştir.

Bu üç şey Batı’daki ortamı tümden değiştirmiştir fakat henüz bu üçü Doğu’nun geleneksel zihnine nüfuz etmemiştir.

Sonuç olarak Batılı kadın mücadele yolundadır, ancak bu tepkisel bir durumdur.

Bu yüzden ben Kadın Özgürlüğü Hareketi adı altında süren şeyin taraftarı değilim. Ben kadınların özgür olmasını istiyorum ama diğer uca savrulmalarını değil.

Tüm eşcinsellik olgusu bu aptal yetiştirilme tarzının bir yan ürünüdür.

Eşcinsellik erkek ve kadınların doğal bir şekilde buluşmasına izin verdiğimiz gün kaybolacaktır.

Onları ilk çocukluk yıllarından itibaren ayırmaya başlarız. Bir oğlan kızlarla oynamaya başlarsa onu aşağılarız. “Ne yapıyorsun, Sen hanım evladı mısın, Sen bir delikanlısın, sen bir erkeksin! Kızlarla oynama, bir erkek ol!” deriz. Bir erkek bebeklerle oynarsa azarlarız: “Bu kızlar içindir.”

Eğer bir kız ağaca tırmanmaya çalışırsa onu hemen durdururuz, “Bu doğru değil; bu kadınsı zarafete uymaz,” deriz ve eğer bir kız çabalarsa ve ısrarcı olursa ve asi olursa ona Erkek Fatma denir; ona saygı duyulmaz. Bu çirkin ayrımları yaratırız.

Kalp uzmanlarına sorabilirsiniz. Cinsel aktivitenin kalp krizini önlediğini söylüyorlar. Kesin olan bir şey var, hiçbir erkek sevişirken kalp krizi geçirmemiştir.

Her çeşit aktivitede kalp krizi olmuştur ama asla sevişirken değil. Hiç, birisinin sevişirken kalp krizi geçirip öldüğünü duydun mu?

Hayır, asla. Bu çok doğal bir fiziksel aktivitedir. Ayrıca iyi bir eğlence ve İyi bir spordur.

Yarın evlilik konusu ile devam.

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar