Osho ve Ölüm 1
Reklam
  • Reklam
Ertaç Hazer

Ertaç Hazer

.

Osho ve Ölüm 1

24 Mayıs 2019 - 08:05

Ölümden korkarsınız değil mi?

Kim korkmaz ki ölümden?

Şu gerçek ki ölen öldüğünüz bilmez, kalanlar onsuzluğu sevmez, onun yokluğuna alışana kadar.

Ölüm hakkında üstat Oshonun  söyledikleri var ve buna paralel olarak da Cesaretin varlığını da aktarıyor Osho.

Neler demiş bir bakalım

Öldüğünüz zaman, yaşamınızın bir bölümü- ki insanlar bunun yaşamınızın tümü olduğunu sanır- sona ermiştir.

Oysa sona eren, sonsuz bölümden oluşan bir kitabın içindeki bölümlerden biridir yalnızca.

Bu bölümün bitmesi, kitabın bittiği anlamına gelmez.

Sayfayı çevirdiğinizde yeni bir bölümle karşılaşırsınız.

Kişi ölürken yeni hayatını gözlerinde canlandırmaya başlar. Bu bilinen bir gerçektir çünkü yaşam bitmeden önce gerçekleşir.

Arada bir, son noktadan geri dönen birileri çıkar.

Burada Oshonun sözlerine ara verip rahmetli babamın başından geçen bir ölüm olayını bahsedeyim.

Pendaya hastahanesinde geçirdiği bir operason sonrasında ölümün eşiğinden döndüğünü ve o anda yaşadıklarını sohbet sırasında bizlere anlatmıştı.

Şöyle demişti “Yeşil bir ormanda ve bembeyaz ışıklar arasında yürüyordum, sonra bir köprü gördüm, onun üzerinden yürüyüp geçerkenbir ses duydum, o ses bana geri dön şimdi zamanın değil diye sesleniyordu ve köprünün karşısında beyazlar içerisinde kanatlı bir melek eli ile bana geri dönmemi işaret ediyordu. Gözlerimi açtığımda ameliyat masasının ışıkları yüzüme vuruyordu”.

Ölümün eşiğinde boyut değiştiren rahmetli babam bu yaşadığı olaydan birkaç yıl sonra bu dünyadan göçtü ve başka bir boyuta geçti.

Şimdi Oshonun söylediklerine kaldığımız yerden devam edelim.

Sözgelimi, birisi tam boğulmak üzereyken, son anda kurtarılır. Neredeyse komaya girmiştir; yuttuğu su çıkartılıp, suni solunum yaptırılır ve yaşamı sona ermek üzereyken kurtulur.

Bu durumdaki insanlar ilginç gerçeklerden söz etmişlerdir.

Anlatılanlardan biri, ölmek üzere olduklarını, yaşamlarının sonuna geldiklerini hissettikleri o son dakikada geçmişte yaşadıklarının, doğumdan içinde bulundukları ana kadar, çok hızlı bir şekilde gözlerinin önünden geçtiğidir.

Belki bir saniyeden bile kısa bir zamanda, yaşadıkları her şey, anımsadıkları ya da tamamen unuttukları, belki yaşarken bile hafızalarına kaydetmedikleri, belleklerinin birer parçası olduğunu farketmedikleri tüm anılar gözlerinin önünde belirir.

Anılardan oluşan bu film çok kısa sürer çünkü kişi ölmektedir ve filmin tamamını izleyecek üç saati filan yoktur.

Tüm film izlense bile bir insanın yaşamını o küçük ve önemsiz ayrıntılarla bağdaştırmak mümkün olmaz.

Yine de her şey film şeridi gibi ölmekte olan insanın gözünün önünden geçer- bu kesinlik kazanmış ve büyük önem taşıyan bir olgudur.

Bu bölüm sona ermeden önce, kişinin tüm deneyimleri, karşılayamadığı arzuları, beklentileri, yaşadığı düş kırıklıkları, moral bozuklukları, acı ve sevinçleri, kısaca her şey, kafasında son bir kez toparlanır.

Ölmekte olan kişi, yeni bir şeye doğru yönelmeden önce bütün bunları görmeli, toparlamalıdır.

Çünkü sahip olmuş olduğu beden yitirilecek, zihni, beyni artık ona eşlik etmeyecektir.

Yarın kaldığımız yerden devam.

ANLAYANA !!!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar