Bir çocuk güler, dünya güler…
Eylem Deliceırmak Erbilen

Eylem Deliceırmak Erbilen

Bir çocuk güler, dünya güler…

24 Nisan 2019 - 07:56

Atamızın çocuklara armağanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm yurtta büyük bir coşku ile kutlandı. 

23 Nisan denince, akıllara yalnızca çocuklarımız gelir. Herkes kendi çocuğu için en iyi geleceği düşler. 

Peki üzerimize düşen görevleri de yerine getiriyor muyuz?. İyi bir eğitim almaları, sağlıklı bir birey olarak büyümeleri ve son dönemde artan suçlar karşısında tüm çocuklarımızı korumak devletin olduğu kadar bizim de görevimiz. Bu nedenle çocuğumuzu yalnızca sevmek değil bilinçli bireyler olarak yetiştirmek de zorundayız. 

Ne yazık ki öyle bir yüzyılda yaşıyoruz ki, her çocuk sizin çocuğunuz kadar şanslı olamıyor ve devletin önemi burada öne çıkıyor… Çocukları korumak devletin asli görevidir.

Sanırım hiç birimiz ne 13 yaşında ailesine maddi destek sağlamaya çalışırken, mühimmat patlaması sonucu kaybettiğimiz Makir İsmailov ya da 7 yaşındaki Ercan Kaya Kunduracı’nın annesi tarafından bıçaklanarak öldürülmesini veya babası tarafından tecavüz edilen Mustafa Diker’in dövülerek öldürülmesini unutamayız… Bunlar sadece birkaç örnek…

Maalesef öyle bir dünyada yaşıyoruz ki ailelerinden bile korunması gereken çocuklarımız var. 

Ne yazık ki aile içi şiddette maruz kalan, taciz ve tecavüze uğrayan, hatta cinayete kurban giden çocuklarımız var. Üzülüyoruz, konu çocuk olunca hepimiz üzülüyoruz ama korunmaya muhtaç çocuklarımızı koruyamıyoruz…Birkaç gün süren isyanın ardından unutuyor ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz…

Çocuklarımızı korumak için birçok adım atılması gerekiyor. Mesela çocuk hakları bağlamında çocuğa uygun koruyucu  bir ortam sağlanması, çocuğun alacağı eğitimin kaliteli olması ve ihtiyaçlı aileler için de çocuğun koruyucu sağlık giderlerinin karşılanması ve aşılarının yapılması devletin görevleri arasında olmalıdır.

Kimseyi yargılamak değil amacım az da olsa bu konuya dikkat çekebilmek ve sığınma evlerinin önemine, çocuklarımızı koruyabileceğimiz yurt ortamlarına, onlara iyi bir gelecek hazırlayabileceğimiz, devlet elini üzerlerinde hissedecekleri mekanizmaların azlığına dikkat çekmek ve var olanların ise yeterli olamadıklarına dem vurmak niyetim…

Son dönemlerde çocuklara yönelik cinsel istismarın arttığı, uyuşturucu kullanımının çocuk yaşlara kadar düştüğünü, cinayet ve daha birçok kötü muameleye maruz kaldığını biliyoruz…

Peki ne yapıyoruz, önlemler yeterli mi?

Bilindiği gibi son dönemde kadına şiddet her geçen gün artmakta… Kadınla birlikte pek çok çocuğumuz da şiddete maruz kalmakta.. Gerek psikolojik travmayı atlatmak açısından terapiye ihtiyaç duyan çocuklarımızı ve tabii anneyi şiddet gördüğü ortamdan uzaklaştırmak ve korumak için sığınma evlerine duyulan ihtiyaç ön plana çıkmaktadır.

Bildiğim kadarı ile Lefkoşa Belediyesinin bünyesinde var olan tek sığınma evi Kasım 2016’dan beri hizmet vermekte… Şiddet olaylarının sayısının hızla arttığını düşünürsek daha çok sığınma evine ihtiyacımız vardır.

Pek çok eksiğe rağmen özveri ile yönetilen çocuk yurtlarının güçlendirilmesi, kapasitelerinin artırılması gerekmektedir.

Çocuklarımızı ve gençlerimizin suç işlemelerini engelleyecek bir eğitim sistemi ve beraberinde gençlik merkezlerinin kurulması, hem kültürümüzü çocuklarımıza öğretmek hem de spor eğitimi ve sosyal faaliyetler ile kötü alışkanlıklardan uzak tutabilmemiz adına önemlidir...

Keşke hiç ihtiyaç duyulmasa ama küçük yaşta suç işleyen çocuklarımız için maalesef ıslah evinin bulunmaması ve çocuklarımızın direk hapishaneye gönderilmesi ayrı bir sorun olarak önümüze çıkmaktadır. Belki halktan da yardım alarak toplumsal bir seferberlik yapılmalı, gerekli adımların atılması ve çocuklarımızın zarar görmeden geleceğe umutla bakması sağlanmalıdır…

Var olan sorunları ve çözümlerini daha da artırmak mümkün... Bunlar, bir çırpıda aklıma gelenlerdi sadece!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar